Muğla ve Menteşe Belediyelerinin yaklaşık bir asırdır kullandığı tarihi hizmet binası, 17 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla Mihrişah Valide Sultan Vakfı adına resmen tescil edildi. Karar belediyeye tebliğ edildi.

Şimdi ne olacak?

Herkes bu soruyu soruyor. Dün arkadaşımız Nejat Altınsoy da sormuş. Ardından da herkesin yanıtını aradığı soruları şöyle sıralamış:

Belediye binayı kullanmaya devam edecek mi? Vakıflar Genel Müdürlüğü belediyeden binanın boşaltılmasını mı isteyecek? Belediye ile Vakıflar arasında yeni bir hukuki süreç mi başlayacak? Yoksa kamu hizmetinin aksamaması için başka bir formül mü bulunacak? Belediye mülkün sahibiyken, kiracısı mı olacak?

Bu soruların yanına “Siyaset bu kararın neresinde?” sorusunu da koymakta yarar var…

*

Arap alfabesi temelli harflerle yazılan ve 1928 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu'nda kullanılan ve “Osmanlıca” denilen ‘eski Türkçe’ yazım biçimi konusunda uzman olan Prof. Dr. Namık Açıkgöz de konuyu Hamle’de 18.08.2026 tarihli yazısında “Mihrişah Valide Sultan Vakfiyesinde Bazı Yer Adı Yanlışları” başlığı ile ele aldı. Namık Hoca o yazısına şöyle nokta koydu:

Belediyenin meselesi, hukukî bir mesele. 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu çerçevesinde iş yargıya taşınır. Vakıf bilgisinin sahih olup olmadığına karar verilir. Araya ‘taviz bedeli’ falan girer. Uzun konu…

Evet uzun konu. Belediye avukatları “hukuk mücadelesi” yerine “taviz bedeli” konusunda anlaşıp işi “tatlıya bağlama” yoluna gidebileceği gibi, söz konusu belediye taşınmazının Mihrişah Valide Sultan Vakfı adına resmen tescil kararının ardında “siyasi maksat” olup olmadığına bakıp “hukuki itirazlarını” yapıp, “mülkiyet değişikliği” sürecini uzun yıllara yayabilir.

Tabii tercih meselesi…

*

Mihrişah Valide Sultantapusu” değil, “vakfiyesi” ile Aydın’ın Efeler Belediyesi’nin de başı dertte.

Efeler Belediyesi’ne ait Nevzat Biçer Nikah ve Konferans Salonu, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından vakıf üzerine tescillenmiş. Bunun üzerine siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlar bina önünde basın açıklaması yaparak karara tepki gösterdi.

Muğla’da Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal da tepkisini ilk resmi iletiyi alır almaz ortaya koydu. Gonca Başkan’a da anında Muğla Milletvekili ve Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Gizem Özcan ile CHP ve Yeni Parti il başkanından destek geldi. Arkası yok…

Oysa Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü her an Fethiye, Köyceğiz, Dalaman, Yatağan, Ula ve Milas Belediyelerinin kapısını da çalabilir.

Ki İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait Meslek Fabrikası'nın Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne polis ablukasıyla devri yapılmıştı. Benzer durum şimdi Efeler de yaşanıyor.

Tabii İzmir’de, Aydın’da el konulan “belediye binası” değil, Menteşe’de belediye binasına el konuluyor!

Ancak Aydın’da “Nevzat Biçer Nikah ve Konferans Salonu” önünde yapılan protesto ve basın açıklamasına CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül ile birlikte CHP Aydın İl Kadın Kolları Başkanı Ayşe Özdemir, CHP Efeler İlçe Başkanı Kaan Erçetin, Aydın Barosu Başkanı Utku Devrim Barış Arslan, eski Aydın Belediye Başkanı Hüseyin Aksu, Eski Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay, CHP'li ilçe belediye başkanları, siyasi partilerin il ve ilçe örgütleri, muhtarlar, sendika, oda ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve yurttaşlar katıldığı görülüyor…

Aydınlılar Muğlalılardan daha mı duyarlı ne…

*

Hangi belediyeler Vakıflar Genel Müdürlüğü ile karşı karşıya gelmiş diye yapay zekâ ile açık kaynaklara baktım. Bakırköy Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Menteşe Belediyesi ve Aydın Efeler Belediyesi ile karşılaştım. Hepsi de CHP’li

Ancak çok önemli bir karşı örnek var: Beyağaç Belediyesi

Beyağaç Belediyesi AK Parti yönetimindeyken, Mihrişah Valide Sultan Vakfı'nın geçmişten gelen arazileri nedeniyle ciddi bir tapu sorunu yaşanmış. 2012'de Beyağaç'ta yaklaşık 10 bin 600 dönümlük arazinin vatandaşlara tapulanmasını sağlayan yasal düzenleme yapılmış. Tabii bu belediyenin mülkünün vakfa geçirilmesi değil, tam tersine vakıf/Hazine kaynaklı eski arazi meselesinin vatandaşlar lehine çözülmesi… O zamanki Beyağaç Belediye Başkanı ise AK Partili Başkan Mustafa Akçay’dır…

Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:

Vakıf arazisi meselesini vatandaş lehine çözen Vakıflar Genel Müdürlüğü Menteşe Belediye binası ve Büyükşehir Belediyesi’nin şehrin kültürel, sosyal, ekonomik yaşamına kazandırdığı tarihi Yağ Hali Muğla kamuoyu, yani Muğlalılar lehine çözemez mi?

Tabii bu arada “Bu işin ardında siyasi maksat mı var?” sorusuna yol açan bir durum. Belki ileri de o da olur, ama yapay zekâ ile yaptığımız tarama da yukarıda da vurguladığım gibi vakıf sorunu yaşayanların içinde CHP’li olmayan belediye yok. Karşımıza bu nokta da şu soru çıkıyor:

Mihrişah Valide Sultan Vakfı'na ait olduğu iddia edilen belediye taşınmazlarının 2026'dan önce tescil edildiği görülmüş olmamakla birlikte 2026 doğrulanmış örnekler neden hep CHP'li belediyelerde?”

*

Dün Fethiye’den Orhan Okutan arkadaşımızda Fethiye Alternatif Bakış ta “Kamunun Malı Kimin?” başlığı altında “sorgulayan gazetecilerden” olduğunu bir kere daha gösteren önemli ve dikkat çekici sorular sordu. “Menteşe Belediyesi’nin başkanlık binası üzerinden başlayan tartışma, aslında yalnızca bir binanın kime ait olduğu sorusundan ibaret değil.” diyen Orhan Okutan’ın soruları şöyle:

Fethiye İskelesi ya da Menteşe Belediye Binası... Mülkiyet değiştiğinde aidiyet de değişir mi?

Osmanlı döneminden kalan bir vakıf kaydı nasıl oldu da bugün yeniden karşımıza çıktı? 2003 yılında Milli Emlak tarafından belediyeye devredilen bir taşınmazın mülkiyeti neden yıllar sonra yeniden tartışma konusu oldu? Muğla’da kamu taşınmazlarının mülkiyeti yeniden mi şekilleniyor? Ama benim asıl ilgimi çeken, bu işin hukuki boyutundan çok başka bir tarafı. Kamunun malı kimin? Bir kamu kurumunun kullandığı bir taşınmaz başka bir kamu kurumuna geçtiğinde buna nasıl bakıyoruz?

Çünkü vatandaş açısından devletin, Büyükşehrin, ilçe Belediyesinin ya da başka bir kamu kurumunun tüzel kişiliği çoğu zaman o kadar önemli değildir. Vatandaşın gözünde bunların hepsi bir noktada:

Kamunun malıdır. Bu soruların da hukuken cevabı vardır. Ama kent hafızasının cevabı o kadar kolay değildir.

*

Mihrişah valide Sultan Vakıfnamesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2019’da Türkçeleştirip yayımlanmış. Yapay zekâ ile ulaştım. Hafta sonunda 4 saat yer adları konusunda tartıştık. Neyse Namık Açıkgöz Hocanın Hamle’deki yazısı ile sorun çözüldü sayılır.

Önce Vakfiyeye bakalım. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki 1790 ve 1795 tarihli iki vakfiye esas alınarak toplam 159 akar (gelir getiren vakıf taşınmazı) tespit edilmiş. İstanbul’da 3, İstanbul Galata’da 34, Üsküdar’da 1, Eyüp de 18, Rumeli Vilayeti’de 28 taşınmazı olan vakfın öteki taşınmazlarının dağılımı şöyle: Midilli Sancağı 36, Menteşe Sancağı 34, Mora Eyaleti 1, Anadolu Vilayeti; Kocaderesi 1, Kütahya 1, Kocaeli 1, Aydın Vilayeti Muğla’da 1…

Bunca yer dururken sen kalk Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Menteşe Belediyesi mülklerine nokta atışı yap!

Mihrişah Valide Sultan, III. Mustafa’nın eşi ve III. Selim’in annesidir. III. Selim’in 1789’da tahta çıkmasıyla valide sultan olmuş, hayır faaliyetleriyle tanınmıştır. 1805’te vefat etmiş ve Eyüp’te kendi yaptırdığı türbeye defnedilmiştir. Mihrişah Sultan, hayır faaliyetlerinin kendi ölümünden sonra da devam etmesi amacıyla vakıflar kurdu. Vakıf sistemi sayesinde İstanbul’da imaret, mektep, çeşme, sebil ve dinî yapıların giderleri karşılanıyor; ihtiyaç sahiplerine yönelik sosyal hizmetler yürütülüyordu. Vakfın gelirleri arasında çeşitli taşınmazlardan elde edilen gelirler bulunuyordu.

Çiftlikler: Gelir kaynakları içinde en büyük paya sahipti. Menteşe, Köyceğiz, Çine, Midilli, Terkos, Büyükçekmece ve Küçükçekmece gibi bölgelerde çiftlikleri bulunuyordu.

Çiftliklerin Marmara ve Ege’de çoğunlukta olması şaşırtıcı olmamalı. Cumhuriyet döneminde de “turizm” ile birlikte buralara çökülmedi mi?

*

Menteşe Sancağı’nda en çok çiftlik Köyceğiz de bulunuyor. Ardından Bozüyük (kazası) çevresi ile Ula ve Gökabad Kazaları (Marmaris içinde) geliyor. Oralara girmeyelim. İçinden çıkamayız, yerim de az.

Yani vakfın Menteşe Sancağı’ndaki mülklerini kabaca: Köyceğiz–Dalaman–Ortaca havzası + Muğla içleri + Yatağan + Ula–Marmaris çevresi şeklinde düşünmek gerekiyor.

Burada dikkat edilmesi gereken yer isimlerinin ve bazı yerlerin gösterildiği yerlerin yanlış olması. En çarpıcı örnek benim Köyceğiz’de gördüğüm “Dökdük” çiftliğinin il merkezinde ve “Düğerek Çiftliği” olması gibi… Mesela Yatağan bölgesinde ‘Berkeseyke’ çiftliğinden söz ediliyor, yapay zeka ile tartışırken “Bu bizim Yerkesik olmalı” dedim Namık Hoca’nın yazısından da anlaşılacağı gibi bilmişim… Hamle’deki “Mihrişah Valide Sultan Vakfiyesinde Bazı Yer Adı Yanlışları” başlığından da anlaşılacağı gibi VGM günümüz dilindeki vakfiye kitabı okuma hataları ile dolu. Merak eden linki tıklayabilir; https://www.hamlegazetesi.com.tr/mihrisah-valide-sultan-vakfiyesinde-bazi-yer-adi-yanlislari

Prof. Dr. Namık Açıkgöz orada şu ifadelerde bulunmuş:

Metinde en ilginç yer adı yanlışlarından biri de ‘Düğerek’in adında yapılmış. Taa o zamanda (1795 yılı; yani 231 yıl önce) Düğerek meşhurmuş. Makıfname metninde ‘Menteşe sancağında Muğla kazâsında vâkı ‘Dökdük çiftliği dinmekle kemâl-i şöhretine binâen tahdîd ve tavsîfden müstağni…’ (Menteşe sancağında Muğla kazasında bulunan Dökdük çiftliği denmekle meşhur olduğundan dolayı hududunun belirlenmesi ve ayrıntılı bilgi verilmesine gerek duyulmayan… diyor. Takip eden sayfada (101b) yanlış okunduğu anlaşılan ama doğrusunu okumak için bir gayretin sarf edilmediği bir yer adı var: ‘Berkeseyke’… Az çok bu işlerle uğraşan ve yöreyi bilen biri hemen anılan yerin ‘Yerkesiği’ olduğunu anlar.

Anladığım kadarıyla Menteşe’nin Düğerek ve Yerkesik Mahallelerinde Valide Sultan Vakfına ait iki çiftlik bulunuyor… Menteşe Belediyesi ise ne Düğerek te ne de Yerkesik te…

İnşallah belediye binası ve yağ hali okuma kurbanı değildir…

-------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ: Bir insanı tanımak istiyorsanız onu büyük bir mevkiye geçiriniz. --Jean de La Bruyere