KAVŞAKLAR SORUN ÇÖZMEK İÇİN Mİ SRUN YARATMAK İÇİN Mİ?
Niyetim bugün Yeni Parti’nin kongreler sürecini ele almaktı. Ki birkaç gündür anons edip erteliyorum. Yer kalırsa “Muğla Düğün Yemekleri Festivali”nden de söz ederiz diyordum.
Sizlerden gelen bilgi notları da birikmeye başladı. Güncelliği geçip çöp olmak üzere olanlar var. Bari önce onları paylaşalım.
Menteşe’den Şehir Plancısı Defne Tanyeli Özenbaş’tan 19 Ağustos’ta gelen bilgi notu:
“Denizli Aydın Karayolu Karabağlar Yaylası civarı dolgu ve CNS Kavşağı ölümcül risk barındırıyor. Şimdiden 1 minibüs uçmuş ve dahası canımız ciğerimiz değirmencimizin 35 yaşındaki oğlunu elim bir kazada kaybettik şimdiden. Ölen siz biz ve sizin oğlunuz kızınız olabilirdi. Hepimiz bu yolda ve kavşakta ölümle raks edeceğiz. Akyaka Kavşağı da ölümcül kör noktalı bir kavşaktı. Düzeltilmiyor. Kelle koltuktayız. Allah sonumuzu hayreylesin.”
Âmin… İşimiz Allah’a kaldı. Gerçi bir milletvekilimizin adı ile anılır oldu ama, CNS Kavşağı ile Akyaka Kavşağı yüklenicisi aynı firma olabilir mi?
*
TOKİ BU SESİ DUY…
Köyceğiz’den Durşen Kaya’nın mesıncırdan yazdığı notu:
“Merhaba Özgür Bey, hayırlı geceler. Sizi bu saatte rahatsız ettiğim için özür dilerim ben Köyceğiz Toparlar da TOKİ konutlarında oturan hak sahibiyim. Bizim burada o kadar çok sorunlarımız var ki biz sesimizi duyurmak istiyoruz. Sanki dağda yaşıyormuşuz gibi sürekli sularımız kesik, sokak lambalarımız yanmıyor. El feneriyle evimize geliyoruz. Sizin böyle konularda çok başarılı olduğunuzu bildiğim için size yazıyorum. Sizden ricamız lütfen TOKİ’ye bir gelin hak sahipleriyle konuşup sesimizi duyurun.”
Her çağrılan yere gidersek yandık. Umarım bu ses Köyceğiz Belediyesi, AYDEM ve en önemlisi TOKİ tarafından duyulur…
*
ORTACA’NIN DERDİ MUTTAŞ…
Ortaca’nın derdi bir tane iki tane değil ki…
Ortaca’dan Özel Yücelen Hastanesi’nden adı bende bir doktorumuz 1 Eylül’de yazdı.
Önce meslektaşı Büyükşehir Meclis Üyesi Op. Dr. Mehmetali Demirbaş’tan “Fethiye karayolu üzerinde olmaz havaalanından geldi Yücelen’in karşısında bıraktı. O karanlıkta insanlar valizleriyle karşıya geçmeye çalışıyorlar. Işıklara yürümeleri için 40, 50 metre geri dönmeleri gerekiyor. Yaya geçidi yok ve oradan valizleriyle şehrin içine doğru tıngır tıngır yürümeye çalışıyorlar, sorun bu… Belediye önüne gelip dönmemesinin sebebi nedir belediye yöneticisi bunu izah etmeli. Halkın isteği bu, iki sene oldu hala bir cep bile yapılmadı oraya gelip bekleyenler için… Ortaca'da inecek yolcuları kastediyorum daha çok…” diye yardım isteyen doktorumuz bana da şöyle yazmış:
“MUTTAŞ ile belediye önüne 150-200 liraya geliyor vatandaş. Oradan garaja gidiyor 50 metre ileriye ve oradan da Dalyan-Sarıgerme minibüslerine biniyor. Ortalama 40-80 lirayla ulaşım sağlıyor. Öbür türlü taksi havaalanında taksimetre açmıyor, bin 500 liraya götürüyor. Benim arkadaşlarımın başına geldi, ya dediler burası nasıl taksimetre açılmıyor. Havaalanına belediyenin minibüsleri neden girmiyor? Belli ki bir Kartel var, kimse çözmek istemiyor. Ben Büyükşehirde Osman Gürün’ün yanında çalışırken bu konu gündeme geldi, her yere minibüsleri soktu. Adama isyan ettiler. Hatta Ortaca'ya geldiğinde hat sahipleri Osman Gürün Başkana şiddet uygulayacaklar haberini alınca personel olarak koruma görevi yaptık ortada o günleri de yaşadık.”
Ben tam anlayamadım, ama MUTTAŞ yöneticileri anlar gereğini yaparlar diye umuyorum…
*
“MUĞLA SAAT KULESİ’NDEN ‘GONG 48’E” …
Üst başlık Nejat Altınsoy arkadaşımıza ait;
Sevgili Nejat önceki gün “Tarihi Yapılar Etkinlik Dekoru Değildir...” başlığı ile şöyle yazmış:
“Bir kentin tarihi yapıları, etkinliklere dekor olsun diye isimleri değiştirilerek markalaştırılacak objeler değildir. Hele ki söz konusu olan,1985 ten beri Muğla'nın meydanında duran bir saat kulesi ise...
O kule zaten başlı başına bir markadır. 131 yıllık marka! Logo istemez, slogan istemez, ‘gong! diye yeniden isimlendirilmesine hiç ihtiyaç duymaz.”
Altına imzamı atıyorum.
Ahh Nejatım ahhh… Yeni nesil festivaller “panayır” gibi, “mezat” havasında organize edilirse elbette bir “gong”a da ihtiyaç duyulur! Sen dua et, Konakaltı Kültür Merkezi avlusundaki kilise çanının başına iş gelmesin…
*
FESTİVAL VAR “ULUSLARARASI”, ETKİNLİK VAR, ULUSLARARASI DEĞİL, AVRUPA ŞAMPİYONASI…
Slow Food Muğla Yeryüzü Pazarı ve Menteşe Belediyesi iş birliğinde düzenlenen “Muğla Uluslararası Düğün Yemekleri Festivali”nin beşincisi dün başladı.
Geçtiğimiz günlerde yapılan duyuruda şöyle denildi:
“Sevgili Misafirlerimiz, 4-5 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştireceğimiz, 5. GELENEKSEL MUĞLA DÜĞÜN YEMEKLERİ FESTİVALİ’NE davetlisiniz!
Geleneksel düğün yemeklerinin lezzet yolculuğuna çıkmak, eşsiz yöresel ürünler denemek, Slow Food Yeryüzü Pazarı’nda enfes tatlar keşfetmek ve unutulmaz anılar biriktirmek için bu tarihleri kaçırmayın. Geleneksel yemekler, birbirinden eğitici uluslararası workshoplar, yöresel düğün atmosferi, konser etkinlikleri ve çok daha fazlası sizleri bekliyor.
Tarih: 4-5 Eylül 2026
Yer: Şadırvan / Arasta… Muğla Kurşunlu Meydanı.
Bu sıra dışı deneyimi kaçırmamak için tarihi şimdiden not edin ve festivalimize katılmayı unutmayın. Hepinizi bekliyoruz!”
*
“Gong” sözcüğü bu metinde değil, programda “Keşkek Partisi 48 Gong Saat 15.00’de Şadırvan ’da” diye geçiyor. Bugün yapılıyor…
Tabii “yiyelim içelim” festivallerimizin hepsi “uluslararası” … Çağrı metninde geçmiyor, ama etkinliğin afişlerinde öyle deniyor; 5. Muğla Uluslararası Düğün Yemekleri Festivali…
Akyaka’da da bugün “Formula Kite Avrupa Şampiyonası” başlıyor.
12 Eylül’e kadar sürecek bu etkinlik de “uluslararası” bir etkinlik.
Ancak bir hafta sürecek şampiyonanın afişlerine bu ibare yer almamış. Şöyle:
“Türk Telekom
FORMULA KITE
EUROPEAN
CFAMPION
5-12 EYLÜL 2026 / AKYAKA / MUĞLA”
Bilmiyorum, mütevazılık mı…
Ama “Gong” şımarıklık olmalı…
*
“Gastronomi turizmi mi, panayır mı, işporta mı?” başlıklı yazımın altına yapılan yorumlardan biri Muğla’nın “Goca Moolalı”larından Fotoğraf Sanatçısı Erdinç Özal’a aitti. Dünkü yazımda paylaşmıştım, ama yer darlığından tamamına yer verememiştim. Sevgili Erdinç yorumunu şöyle noktalıyordu:
“İçinde halkın olmadığı hiçbir etkinlik festival olmaz. Olsa olsa kasabalardaki Panayır olur. Yani üç beş emeklinin vakit geçirmek için gittiği dibi temeli olmayan, dostlar alışverişte görsün dedikleri pazarlar olur.
Bu organizasyonları yapanların emeklerini küçümsemiyorum. Aksine çok değerli buluyorum.
Ancak bu kafayla giderlerse daha çok kendilerini de Muğla’yı da bitirirler.”
Lütfen biraz özen…
--------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Kendi yolunu bulamayan, başkalarının yolunu takip etmek zorunda kalır. --Samed Behrengi