Biraz daha gayret edersek Muğla bir “Festivaller Kenti” olacak… Az kaldı…
Tamam oldu mu, “Muğla Lezzet Festivali” ile “Zurnazen Festivali”, “Düğün Yemekleri Festivali”, “İncir ve Nar Festivali”, “Tarhana Festivali”, “Filim Festivali”, “Badem Çiçeği Festivali”, “Kültür ve Sanat Festivali”, “Susam Festivali”, “Mandalina Festivali”, “Acı Ot Festivali”, “Kuzu Göbeği Festivali”, “Ot Yemekleri Festivali”, “Slow Food Festivali”, “Bisiklet Festivali”, “Çocuk Oyunları Balık Festivali”, “Motosiklet Festivali”, “Deniz Ürünleri Festivali”, “Müzik Festivali”, “Yeni Yıl Festivali”, “Zeytin Çiçeği Festivali”, “Bal Festivali”…
Sayabildiklerim bunlar. Şenlikleri, hasat etkinliklerini ve yerel yönetimlerin şenliklerini, deniz ve hava oyunlarını, deve-boğa-pehlivan güreşlerini katmadım…
Muğla’da yaşadığınız halde çoğunu bilmiyorsunuz, duymadınız değil mi? Bu yazıyı kaleme alıncaya kadar çoğundan benim de haberim yoktu ve bunların çoğu bir de “Uluslararası”! …
Saydıklarımdan bildiklerim olan Bodrum’un “Acı Otu” ile Datça’nın “Badem Çiçeği” için yapılan festivallere “yerli turlar” gerçekleştiğini biliyoruz. Ötekilerinde bırakın yabancıyı turistin yerlisini gören var mı onu da bilmiyorum.
Şimdi bir hakkı teslim edelim, saydığım festivallere katılanların eğlendikleri, sosyalleştikleri de bir gerçek. Peki başka?
“Ne zaman?”, “Nasıl” sorularının bile yanıtının alınıp verilmediği Büyükşehir Belediyemizin “Dünya Kenti Muğla” mottosu muhtemelen bir “hedef” olarak kalacaktır, ama “Festivaller Kenti Muğla”ya ramak kaldı…
*
Ciddi bir etkinlik olarak başlayan, ama her sene giderek “konser” etkinliğine dönüşme eğilimi gösteren “Uluslararası Zurnazen Festivalini” adında ‘festival’ sözcüğü geçtiği için ötekileri ile birlikte zikrettim, ama onlarla aynı kefeye koymak da haksızlık olur!
Bilime, sanata, kültüre ve elbette Muğla turizmine katkı yapabilecek bir etkinlik nasıl olmalı sorusuna en güzel yanıt olarak gösterebileceğim bir elin parmağı kadar onan hava ve deniz oyunları, yarışları ve sahne sanatları ile etkinlikleri yanında en uç örnek “Karya, Karyalılar ve Milas Sempozyumu” olabilir…
Yukarıda saydıklarımın hiç birisi geçen yıl 16.sı düzenlenen “Karya, Karyalılar ve Milas Sempozyumu” gibi gerçek istikrara ve uluslararası üne kavuşmuş değildir. Olcay Akdeniz’in yerel dinamiklerin desteğinde başarısı olan bu etkinlik her sene Eylül ayında Türkiye ve Dünya arkeologlarını Milas’ta buluşturuyor.
Bu saygın etkinliğe sahne olabilecek Stratonikeia antik kenti hafta sonunda iki gün bir yemek festivaline sahne oldu…
Olursa Muğla da olur!
*
“Muğla Lezzet Festivali”, “Düğün Yemekleri Festivali”, “Tarhana Festivali” dikkatinizi çekmiş olmalı. Üçü de Muğla il merkezine ait ve “Muğla mutfağı” iddiası olan etkinlik. Bari birbirleri ile yarışıp, birbirlerini ileriye taşısalar.
Geçen sene ilki Muğla il merkezinde yapılan bu etkinlik, “Uluslararası Muğla Lezzet Festivali” diye sunuldu. Hafta sonunda Yatağan’da yapılan ikincisi “Yatağan, Uluslararası Muğla Lezzet Festivali” olarak takdim edildi. Etkinlikten sonra çıkan haberlerin kimisinde Yatağan kimisinde Muğla diye yazıldı.
Muğla Valiliği ve Muğla Büyükşehir Belediyesi katkıları ile Yatağan’da Bozüyük ve antik Stratonikeia Kenti’nde gerçekleştirilen etkinliğin ardından bu yazıyı kaleme alırken etkinliği düşünüp organize eden Muğla Tanıtım Platformu Başkanı Gürkan Tetik’e “Hangisi?” diye sordum. “Muğla Coğrafi İşaretli Ürünler Lezzet Festivali” diye yanıt verdi.
*
Gürkan Tetik’e “Muğla mutfağını tanıtmıyor musunuz?” diye sordum, anlattıklarını dinlerken beynim yandı…
Geçen yıl olduğu gibi bu senede ünlü şefleri “Eyüp Kemal Şef, Gökhan Şef, Doğa Çitçi Şef ve Şef Renato” Muğla’da buluşturduklarını, o şeflerin Muğla’nın coğrafi işaretli ürünlerinden yemekler ürettiklerini söyledi, “Amacımız Muğla’nın coğrafi işaretli ürünlerini, lezzetlerini dünyaya tanıtmak” dedi.
Şeflerden Eyüp Kemal Şef “Şef Pilavı” ile “Milas Köftesi” yaparken, Gökhan Şef “Bodrum Mandalinası ve Mandalinasından Limonata”, Doğa Çitçi Şef de “Muğla Altını” adında tatlı yaparken, Şef Renato “Kafkasya’dan Ege’ye” adında pirzola yapmış.
Bu arada Yatağan’ın “Topan yemeği” dağıtılırken, Özcan Özlem Pastanesi “Memecik Zeytini Dondurması ile Datça bademli ve Marmaris ballı dondurması” ikramında bulunmuş…
Ben yine de Gürkan Tetik’e “Muğla mutfağı nerede?” diye sordum, bir çırpıda “Muğla Tarhanası yapıldı, Muğla Keşkeği yapıldı, Yoğurtulama yapıldı, Çıtırmak yapıldı, Saraylı yapıldı” diye sayınca “Hemen orada yoğurtulama yapılır da ötekileri nasıl yapılır? Tarhana kaç saatte pişer?” diye sormadım da “Bunları ikram mı ettiniz?” diye sormaya kalktım.
Yanıtı bana kaçamak yanıt geldi:
Önce “Yok şefler ve üreticiler” derken, sonra “Kooperatifler yapıp sattı” ifadesinde bulunup bana “Keşke gelseydin” dedikten sonra araya girip, “Gelenlere ikram mı edildi?” diye sordum. “Evet edildi” diye karşılık verdi.
Soruyu “Satıldı mı ikram mı edildi?” diye değiştirdim. O önce “İkisi de” derken “Hem ikram hem satış. Amaç üretici ürünleri tanıtmak ve satış yaptırmak.” diye devam etti.
Sonra bu hafta sonu etkinliği için “Yatağan rotası” diyerek noktayı koydu. Bir zamanlar MUTSO’da “Karya Rotası” demişti, bir şey anlamadık, bakalım Yatağan Rotası ne olur?
*
Bu hafta sonunda (4-5 Eylül 2026) da “Slow Food Muğla Yeryüzü Pazarı ve Menteşe Belediyesi” iş birliğinde “5. Geleneksel Muğla Düğün Yemekleri Festivali” var. Herkes davetli…
Yapılan çağrıda “Geleneksel düğün yemeklerinin lezzet yolculuğuna çıkmak, eşsiz yöresel ürünler denemek, Slow Food Yeryüzü Pazarı’nda enfes tatlar keşfetmek ve unutulmaz anılar biriktirmek için bu tarihleri kaçırmayın. Geleneksel yemekler, birbirinden eğitici uluslararası workshoplar, yöresel düğün atmosferi, konser etkinlikleri ve çok daha fazlası sizleri bekliyor.” ifadelerine yer verilmiş.
Yer Menteşe’de tarihi Muğla Arastası ve Kurşunlu Meydanı…
Galiba Tolga Çandar da sazıyla sözüyle katkıda bulunacak…
*
Tekrar başa dönersek, Yatağan’da bir “kasaba panayırı” havasında geçen ama “Yatağan, Uluslararası Muğla Lezzet Festivali” diye takdim edilen etkinlik basına “Stratonikeia’da tarih, lezzet ve el emeği buluştu” başlığı ile yansıdı.
Spotlarda “Muğla’nın mutfak kültürü ile tarihi değerlerini buluşturan 2’nci Uluslararası Muğla Lezzet Festivali’nin Yatağan Rotası tamamlandı. Yatağan Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliklerin açılışı, tarihi mimarisi ve doğal güzellikleriyle bilinen Bozüyük Mahallesi’nde yapıldı. Festivalin kapanış programı ise ‘Gladyatörler Kenti’ olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti’nde gerçekleştirildi.” denildi.
Neymiş? “Muğla’nın mutfak kültürü ile tarihi değerlerini buluşturan”mış… Gürkan Tetik ne derse desin algı bu…
Festivalin Bozüyük’teki açılış programında konuşan Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay, belediyeciliğin yalnızca altyapı hizmetlerinden ibaret olmadığını söylemiş. “Belediyeciliğin yereldeki sorunları çözmek, özellikle yol yapmak ve çöp toplamak gibi asli görevleri var. Ancak ben kültürümüze, sanatımıza ve toplumsal değerlerimize sahip çıkmayı da asli görevlerimiz arasında görüyorum” demiş.
Muğla Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu da “Muğla gerçekten yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın cenneti. Muğla’da yaşamak hem keyifli hem de sorumluluk getiren bir şey. Önce doğayı sevecek ve koruyacaksınız. Muğla’yı bir cümleyle anlatacak olursak; Muğla önce korunur, sonra yaşanır” ifadelerini kullanmış.
Muğla Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Taner Yiğit ise “Muğla yalnızca uzun kıyılarıyla değil, engin kültürü ve tarihiyle kök salan bir kent. Gastronomi, turizmde kaldıraç görevi gören unsurlardan biri haline geldi. Bugün burada bulunmamızın amaçlarından biri de budur” derken, Muğla Tanıtım Platformu Başkanı Gürkan Tetik de “Muğla’nın eşsiz mutfak kültürünü, yöresel ürünlerini ve birbirinden güzel lezzetlerini hep birlikte keşfetmek ve yaşatmak için Yatağan Rotası’nda buluştuk” diye kaydetmiş…
*
Görüldüğü gibi, Muğla Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Taner Yiğit bile “Gastronomi, turizmde kaldıraç görevi gören unsurlardan biri haline geldi.” deme gereği duymuş…
Ama bu işler panayır havasında işportacı anlayışı ile olacak işler değil… Sakın yanlış anlaşılmasın herkesin emeğine saygı duyuyorum, kimsenin niyetinden kuşkum yok. Muğlalılar “Olanın zararı olmaz” derler… Ancak bu işlere bir çeki düzen vermekte yarar var.
Öncelikle Kültür ve Turizm Bakanlığı adında “Uluslararası” ibaresi geçen etkinliklerin ne kadar “uluslararası” olup olmadığına bakmalıdır.
Unutmayalım cehennem yolu iyi niyet taşları ile döşenirmiş…
Slow Food Yeryüzü Pazarı’nın “Düğün Yemekleri Festivali” programında saat 15.00 de Arasta Şadırvanında “Keşkek Partisi 48 Gong” yer alıyor. Herkes birbirine soruyor; “48 Gong” ne ki? Ben de bilmiyorum. Festivalden sonra bugünden kalanlara döner “48 Gob”a da bakarız…
---------- ----------
GÜNÜN SÖZÜ: Kendi yolunu bulamayan, başkalarının yolunu takip etmek zorunda kalır. --Samed Behrengi