Geçen hafta, Menteşe Belediyesi, Belediyenin 100 yılı aşkın bir zamandır kullandığı binanın Vakıflar Genel Müdürlüğünce vakıf mülkü olarak tescillenmesi meselesini konuştu.
Muğla’daki pek çok ev, dükkân, arsa ve tarım arazisinin III. Selim’in annesi Mihrimah Valide Sultan’ın vakfı olduğunu 1998 yılında öğrenmiş ve 2000 yıllarının başında vu vakfiyenin eski yazılı metnini temin etmiştim. Daha sonra yeni yazılı metnini de temin ettim. Yeni yazılı metni temin etmesem de yeni harflere kendim aktarabilirdim ama başlı başına bir yük olduğundan uğraşmadım; sadece arada bazı yerlere baktım.
Belediye binasının gündeme gelmesiyle vakıfnameye tekrar bakayım dedim ama vakıfname Muğla’da idi; ben de memlekette idim. Çağ, “cilalı internet çağı” olunca iki tık ile vakıfnameye ulaştım. Meğer Mihrişah valide Sultan Vakıfnamesi’ni Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019’da yayımlamış. Çalışmayı Dr. Eyüp Sabri Kala ile İdris Akarçeşme yapmış. Önsözde verilen bilgiye göre çalışmada, Vakıflar Genel Müdürlüğündeki nüshalar esas alınmış.
Elbette bu tür metinlerin yeni harflerle yayımlanması çok iyi bir faaliyet fakat bu tür çalışmalar yapılırken yer adlarında sıkıntı çekilir. Eski bir tapucu olduğumuzdan ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi’ni eski yazı baskılı metinden okuduğumuzdan, yer adlarının okunmasında ne sıkıntılar çekildiğini ayne’l-yakîn bilen biriyim. Bu sıkıntıyı yaşamamak için bu tür çalışmalar yapılırken, mutlaka o yerin yer adlarına vakıf olanların bilgilerine müracaat edilmeli.
Mihrişah Valide Sultan Vakıfnamesi’nde yanlış okunan yer adları var…
Muğla ve civarının vakıfnamesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü 1542 ve 636 numaralı defterlerin 99b ilâ 123a sayfalarında bulunuyor. Bu defterin sayfa numaralarına göre, yanlış okunan yer adları konusuna temas etmek istiyorum:
Bozüyük civarındaki vakıfların anlatıldığı 100a’da “Bağdan Bileği” diye bir mevkiden söz ediliyor. Bunun “Bağdan Beliği” olduğu açık; “bilek” nerden çıktı?
Aynı yerde “Karabet” diye bir mevkiden söz ediliyor. Eski yazılı metne baktım; buranın adı “Karabet” değil, “Kara ayıt”; yani “Karahayıt”. Hayıt, bilindiği gibi bir tür çalıdır ve bu çalının çok olduğu yerlere halk “Hayıtlık, Kara hayıt, Hayıt dibi, Hayıt yanı” gibi isimler verir. 1795 yılında yazılan bu metinde “Karabet” gibi bir Ermenice ismin bulunması biraz tuhaf. Arapça “karâbet :yakınlık” kelimesi de burada mevki adı olarak uygun değil. Ayrıca Çine’deki vakıflar anlatılırken (123a) bu kelime “Kara Âyd” (medli elif) ile yazılmıştır. Bu kelimede kâtip veya müstensih (yazıyı kopyalayan) sorunu da var gibi görünüyorsa da metin yayına hazırlanırken doğrusunu tespit etmeye çalışılmalıydı.
Sayfa 100a’da “Süzarmud” diye bir yer adı var ama okunuşundaki şüpheden dolayı yanına soru işareti konmuş. Elbette bu yer adı “Bozarmud” olacaktı. Aynı yerde “yüz öyrek” diye bir yerden bahsediliyor; tabii ki orası da “Bozüyük”. Bu köy adının yazılışında biraz kâtip veya müstensih hatası da var.
Metinde en ilginç yer adı yanlışlarından biri de “Düğerek”in adında yapılmış. Taa o zamanda (1795 yılı; yani 231 yıl önce) Düğerek meşhurmuş. Makıfname metninde şöyle diyor: “Menteşe sancağında Muğla kazâsında vâkı‘ Dökdük çiftliği dinmekle kemâl-i şöhretine binâen tahdîd ve tavsîfden müstağni…” (Menteşe sancağında Muğla kazasında bulunan Dökdük çiftliği denmekle meşhur olduğundan dolayı hududunun belirlenmesi ve ayrıntılı bilgi verilmesine gerek duyulmayan…”
“Dökdük”imlasıyla yazılan yer adını kâtip veya müstensih yazarken “rı” ile “dal”ı karıştırmış ve “Dökdük” imlası ile yazmış; ama yayın yapılırken, mahallinde yapılacak bir araştırma ile veya bilmesi muhtemel birine sorulsaydı, bu yanlış yapılmazdı.
Takip eden sayfada (101b) yanlış okunduğu anlaşılan ama doğrusunu okumak için bir gayretin sarf edilmediği bir yer adı var: “Berkeseyke”… Yanında soru işareti olmasından, okuyanın da doğruluğundan şüphe duyduğu belli. Az çok bu işlerle uğraşan ve yöreyi bilen biri hemen anılan yerin “Yerkesiği” olduğunu anlar. Gerçi kâtip kelimenin sonundaki i sesini y ile değil de Farsça “ki” edatında olduğu gibi güzel he ile vermiş ama bilimsel bir yayın hazırlanırken, bu yanlış da düzeltilmeli idi.
Ayrıntıya boğmadan diğer yanlış okumaları da verelim:
Çatlak: Çıtlık (102b)
Yuvarlak Çalı: Yuvarlak çay (103b)
Doyarlar: Toparlar (105b). Zaten birkaç satır aşağıda doğru okunmuşu (Toparlar) var.
Ekincek: Ekincik (106a)
Belakkavak: Belenkavak (107a) (“Belen”de sonraki ses nazal ne.)
Pürnaz: Pırnaz (107b). Pırnaz, Dalaman ve civarının eski adıdır.
Kargo çiftliği: Kargu (Kargı) çiftliği (108b, 109a). 1795’te “Kargo” kelimesi nereden çıktı?
Çortan; Çörten (109a, 109b)
Bergos: Burgus/Burgus-Burgaz (112b). Malum, tümsek yere “Burgas/Burgaz” denir.
Bu tespitleri “birilerinin yanlışlarını bulmuş olmak” amacıyla yazmadık elbette; sadece bu tür metinler yeni harflere aktarılırken, mutlaka mahallinde de çalışma yapılması ve doğru bilginin yayılması için dikkat çektik.
***
Belediyenin meselesi, hukukî bir mesele. 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu çerçevesinde iş yargıya taşınır. Vakıf bilgisinin sahih olup olmadığına karar verilir. Araya “taviz bedeli” falan girer. Uzun konu… Bizim işimiz metindeki sorunlardı.