Gazeteci-yazar Mustafa Gündoğ doğrusu ayıp ediyor!
Tamam… Muğla Büyükşehir Belediyesi ile ilgili konuları belgeleriyle gündeme getiriyor. Sorguluyor. Çarpıcı, düşündürücü, hatta zaman zaman insanı “Bu sorunun cevabı ne olacak?” diye meraklandırıcı ahiret soruları sıralıyor. Buraya kadar ayıp ettiği bir şey yok. Tam tersine… “Gazeteci gücü denetler” … Ki araştırmacı gazetecilik de kamu gazeteciliği de biraz bunun için yapılır. Güçlü olana soru sorarsınız; kamu kaynağını sorarsınız. Kararı sorarsınız. Harcamayı sorarsınız. Belgeyi sorarsınız. “Bunun hesabı nedir?” dersiniz. Bunda ne ayıp var?
Ama Mustafa Gündoğ bir konuda doğrusu işi biraz fazla ileri götürüyor! Sorularının yanıtını almadan yeni sorular sormaya başlıyor. İşte burada biraz ayıp ediyor. Çünkü insanın da bir tahammül gücü var! Bir soru bitmeden ikinci soru… İkinci soru cevaplanmadan üçüncü soru… Tam “Bu neyin nesiydi?” diye düşünürken yeni bir dosya… Yeni belgeler… Yeni iddialar…Yeni sorular…
Bu kadar da sıkıştırılmaz ki kardeşim!
*
Sonra ne oluyor? Biz önceki soruyu unutuyoruz. Muhataplar da önceki soruya cevap vermeyi unutuyor olabilirler!
Belki gerçekten unutmuşlardır. Belki gözden kaçmıştır. Belki yoğunluktan fırsat bulamamışlardır. Belki de “Nasıl olsa yeni soru geldi, eskisi gündemden düştü” diye düşünülmüş olabilir. Belli mi olur?
Ben yine de hatırlatayım. Turizm fuarlarıyla ilgili unutulan soruları geçtiğimiz hafta sonu ben de güncelledim. Çünkü bazı soruların üzerinden zaman geçti. Cevap bekleyen soruların üzerine yenileri eklendi. Tam onları yeniden hatırlatırken… Bodrum Haber’in 28 Ağustos 2026 tarihli haberi önüme düştü:
“MUSKİ’nin 72 milyonluk yazılım dosyası: Üç ihale, üç tek teklif.”
Dedim ki: Eyvah! Yine sorular… Yine MUSKİ… Yine dosyalar… Yine belgeler… Yine “Neden?” ler… Yine “Nasıl?” lar… Yine “Kim?” ler…
MUSKİ bu kadar sorunun altından nasıl kalkacak, doğrusu bilemiyorum! Çünkü daha önceki soruların cevapları ortada yokken yenileri geliyor. Tam bir soruya cevap hazırlayacakken öbürü kapıya dayanıyor…
*
Tam da bu noktada aklıma Erkin Koray’ın o meşhur şarkısı geliyor: “Arkası gelmez dertlerimin…”
Gerçi burada dertten ziyade soru çok. Bir soru bitiyor, öbürü başlıyor. Bir dosya kapanmadan yenisi açılıyor. Bir açıklama gelmeden yeni bir başlık çıkıyor. İnsanın ister istemez şarkının devamını söyleyesi geliyor: “Biri biterken öbürü de başlar…”
Vallahi durum biraz böyle!
Mustafa Gündoğ soruyor. Bodrum Haber soruyor... Vatandaş soruyor… Biz soruyoruz… Ama muhataplardan “Tık yok” … Ne MUSKİ… Ne MUPA… Ne de diğer ilgili kurumlarda…
Oysa mesele soru sorulması değil… Bence burada yanlış anlaşılmaması gereken bir nokta var. Gazetecinin soru sormasından kimse rahatsız olmamalı. Hatta kamu kurumları bundan memnuniyet duymalı. Çünkü sorulan her soru, kurumun kendisini anlatması için de bir fırsattır. Sadece bir iddia varsa değil, anlaşılmayan, anlamak istenilen bir şey varsa cevap verirsiniz. Bir rakam varsa açıklarsınız. Bir ihale varsa sürecini anlatırsınız. Bir şirket bağlantısı soruluyorsa hukuki ve teknik çerçeveyi ortaya koyarsınız. Şeffaflık, hesap verebilirlik bu değil mi?
Böylece tartışma biter ama…
*
Ama siz cevap vermezseniz ne olur? Soru havada kalır. Sonra yeni soru gelir. O da cevapsız kalır. Arkasından üçüncüsü… Ve bir süre sonra mesele gazetecinin çok soru sorması değil, kurumların sorulara cevap vermemesi haline gelir. İşte asıl tehlike burada:
“Nasıl olsa gündem değişir” rahatlığı…
Türkiye’de kamu kurumlarının bazen çok sevdiği bir yöntem vardır: Bekle… Biraz zaman geçsin. Gündem değişsin. Başka bir haber çıksın. Başka bir tartışma başlasın. Nasıl olsa unutulur.
Ama artık işler eskisi kadar kolay değil. Çünkü gazetecilerin “halkla ilişkilerci” olmayanları not tutuyor. Belgeler arşivleniyor. Sorular kayda giriyor. Ve cevap gelmeyen her soru, bir süre sonra başka bir sorunun yanında yeniden karşınıza çıkıyor. O nedenle Mustafa Gündoğ’a kızmak yerine, belki de şu soruyu sormak gerekiyor:
“Neden bu kadar çok soru birikiyor?”
Belki de mesele gazetecinin çok soru sorması değildir. Belki mesele, soruların zamanında cevaplanmamasıdır…
*
Muğla’da bazen rakamlar konuşur, insanlar ve kurumlar susar. Gazeteci de dönüp rakama bakar: 71 milyon 965 bin lira.
MUSKİ’nin son iki yılda gerçekleştirdiği üç yazılım ihalesinin toplam sözleşme bedeli. Şimdi bu rakamın yanına Mustafa Gündoğ’un kaleminden üç bilgiyi yazalım: Üç ihale. Üç tek geçerli teklif.
İlk sistemi kuran Universal Yazılım ile sonraki işlerden birini alan Remap arasında ticari ve yönetsel bağlantılar bulunduğuna ilişkin bilgiler… Bir de şu dikkat çekici ayrıntı var: İlk ihalenin yüklenicisi Universal Yazılım olmasına rağmen, aynı ihalenin “Muğla Su Kaynakları Yönetimi” bölümünü ViaSu’nun kendi referansları arasında gösterdiği görülüyor.
Tabii bunların hiçbiri tek başına usulsüzlük kanıtı değildir. Ama hepsi birlikte bir şeyi gerektirir: Açıklama…
Gündoğ’un belirlemelerine göre, 2024’te MUSKİ, yaklaşık maliyeti 12,8 milyon lira olan bir yazılım ihalesi yaptı. Tek geçerli teklif geldi ve Universal Yazılım, 10 milyon 915 bin liralık sözleşmeyle işi aldı. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra, Emlak Bilgi Sistemi’nin üç yıllık bakım ve geliştirme işi ihaleye çıktı. Yaklaşık maliyet 20,7 milyon liraydı. Yine tek geçerli teklif vardı. İhaleyi Remap, 19 milyon 800 bin liraya aldı.
Aynı yıl yaklaşık maliyeti 43 milyon lira olan; şebeke yönetimi, kurumsal CBS ve dağıtım şebekesi yönetimini kapsayan bir ihale daha yapıldı. Yine tek geçerli teklif. Kazanan yine Remap. Sözleşme bedeli 41 milyon 250 bin lira.
Toplam: 71 milyon 965 bin lira…
*
Burada doğal olarak şu soru ortaya çıkıyor: Muğla’da bu işleri yapabilecek yalnızca birer şirket mi vardı?
Elbette hayır. O halde ikinci soru geliyor: Diğer firmalar neden yoktu?
MUSKİ’nin anlatması gereken hikâye tam da burada başlıyor. “Tek teklif yasal” demek yetmez. Evet, tek teklif verilmesi tek başına ihaleyi hukuksuz hale getirmez. Ama zaten mesele de bu değil. Mesele; rekabet, kamu yararı ve hesap verebilirlik.
Bir ihalede tek teklif olabilir. İki ihalede de olabilir. Ancak aynı kurumun birbirini takip eden üç büyük yazılım ihalesinde üç kez tek geçerli teklif çıkıyorsa, vatandaşın da gazetecinin de şu soruyu sorması doğaldır: Neden?
Bu sorunun cevabı yalnızca “Yasal” olmamalı. Asıl açıklanması gereken, neden tek teklif kaldığıdır.
Remap’ın önceki unvanı “Üniversal Bilişim Çözümleri Limited Şirketi”. 2024’te isim değişikliği yapılıyor ve şirket bugün “Remap Teknoloji Çözümleri” olarak faaliyet gösteriyor. Şirketin tek pay sahibi MAG29 Venture Teknoloji. Ortaklık yapısında Özyirmidokuz ailesinden isimler bulunuyor. Universal Yazılım’ın yönetim ve temsil geçmişinde de aynı aileden isimler yer alıyor.
Dahası Remap, kendi internet sitesinde Universal Yazılım’ın “köklerinden doğan” bir şirket olduğunu belirtiyor.
Burada tekrar altını çizelim: Bunlar ayrı tüzel kişiliklerdir. Ancak kamu ihalesi söz konusu olduğunda, şirketler arasındaki ekonomik ve yönetsel bağlantıların nasıl değerlendirildiği sorulabilir. Kamuoyunun bilmek istediği de şu:
Bu bağlantılar ihale sürecinde nasıl değerlendirildi?
*
Dosyanın dikkat çeken bir başka noktası da ViaSu Teknoloji’nin referansları arasında “çalışmasını” göstermesidir. Oysa söz konusu işin ihale sözleşmesindeki yüklenici Universal Yazılım… Öyleyse sorular açık:
*ViaSu bu projede hangi sıfatla yer aldı? *Alt yüklenici miydi, çözüm ortağı mıydı, yoksa Universal’ın hizmet aldığı bir grup şirketi miydi? *Bunun sözleşmede karşılığı var mıydı? *Varsa neden açıkça anlatılmıyor? *Yoksa, yüklenicisi başka bir şirket olan kamu işi neden başka bir şirketin referans listesinde yer alıyor?
Bunlar ağır suçlamalar değil. Cevap bekleyen sorular.
Sorun yazılım alınması da değil. Sorun, bu yazılımın nasıl alındığını ve devamındaki süreçlerin neden aynı şirketler çevresinde şekillendiğini anlayabilmek. 2024’te sistem kuruluyor. 2026’da bakım ve geliştirme için yaklaşık 20 milyon liralık yeni bir sözleşme yapılıyor.
Normal mi? Olabilir. Gerekli mi? Olabilir. Pahalı mı? Bunu teknik ve mali veriler ortaya konulduğunda anlayabiliriz. İşte tam da bu nedenle açıklama gerekiyor. MUSKİ yönetimi çıkıp bütün Gazeteci Yazar Mustafa Gündoğ’un sorularını yanıtlayarak süreci belgeleriyle anlatabilir:
*Şu kadar firma doküman indirdi. … *Şu kadar firma teklif verdi. … *Şu teklifleri şu nedenlerle geçersiz saydık. … *Yaklaşık maliyeti şu piyasa araştırmasıyla belirledik. … *Şartnameyi şu teknik gerekçelerle hazırladık. … *2024’te kurulan sistemlerin bugünkü performansı budur. … *2026’daki bakım ve geliştirme ihtiyacının gerekçeleri şunlardır. … *ViaSu’nun projedeki rolü budur. … *Şirketler arasındaki ekonomik bağlantıları ihale mevzuatı çerçevesinde şöyle değerlendirdik. … Bitti…
Kamuoyu dinler. Eleştiren yine eleştirir. Ama soru işaretleri azalır. Çünkü mesele Muğla’nın parası; 71 milyon 965 bin lira…
Su faturalarından, aboneliklerden ve kamu bütçesinden oluşan kaynak. Bu nedenle vatandaşın sorması da gazetecinin sorması da muhalefetin sorması da doğaldır. Kurum yönetiminin cevap vermesi ise bir lütuf değil, görevidir…
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ; Köpekler hiç beni ısırmadı ama insanlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. --Marilyn Monroe