Eğitim Sen Şube Başkanı Nilüfer Enginsu, Şube Yürütme Kurulu adına yaptığı açıklamada, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının ekonomik kriz ve eğitim sisteminde biriken yapısal sorunların gölgesinde başladığını belirterek, “Eğitimin, öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin gerçek sorunları görmezden gelinemez” mesajı verdi.
2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla milyonlarca öğrenci ve eğitim emekçisi okullara dönerken, veliler de artan eğitim masraflarıyla karşı karşıya kaldı.
Eğitim Sen Şube Başkanı Nilüfer Enginsu, Şube Yürütme Kurulu adına yaptığı açıklamada, Türkiye’de eğitim sisteminin yıllardır biriken yapısal sorunların yanı sıra derinleşen ekonomik krizle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Enginsu, eğitimde kamusal hizmetlerin tasfiyesi, eğitimin piyasalaştırılması ve dinselleştirilmesi ile eğitim emekçilerinin güvencesizleştirilmesine yönelik politikaların krizi daha da derinleştirdiğini savundu.
“Öğrenciler ücretsiz bir öğüne bile ulaşamıyor”
Açıklamada, okulların fiziki, hijyenik ve güvenlik sorunlarının devam ettiğine dikkat çekildi. Öğrencilerin önemli bir bölümünün okulda ücretsiz ve sağlıklı bir öğüne, hatta temiz içme suyuna dahi erişemediği belirtildi.
Enginsu, tüm öğrencilere ayrım gözetilmeksizin en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanması gerektiğini vurguladı.
Eğitim masrafları velileri zorluyor
Ekonomik krizin eğitim harcamalarına da doğrudan yansıdığı belirtilen açıklamada, kırtasiye malzemeleri, okul çantası, kıyafet, ayakkabı, servis, beslenme ve yardımcı kaynak giderlerinin ailelerin bütçesindeki yükü artırdığı ifade edildi.
Eğitim Sen’in paylaştığı verilere göre 2026-2027 eğitim-öğretim yılında yalnızca temel başlangıç giderleri ilkokul düzeyinde 4 bin 200-5 bin 800 TL, ortaokulda 5 bin 800-8 bin 200 TL, lisede ise 6 bin 500-9 bin 500 TL seviyesine ulaşıyor.
Çanta, okul kıyafeti, beden eğitimi kıyafeti ve ayakkabı da eklendiğinde toplam başlangıç maliyetinin ilkokulda 6 bin 700-9 bin 600 TL, ortaokulda 8 bin 800-12 bin 700 TL, lisede ise 10 bin-14 bin 700 TL arasında olduğu belirtildi.
Bu rakamlara servis, ulaşım, beslenme, kantin, yardımcı kaynaklar ve eğitim yılı içerisinde ortaya çıkabilecek diğer giderlerin dahil olmadığına dikkat çekildi.
“Kayıt parası alınmayacak” açıklaması yeterli değil
Milli Eğitim Bakanlığının her eğitim-öğretim yılı başında kayıt parası alınmayacağı yönünde açıklama yaptığını hatırlatan Enginsu, okullara ihtiyaçları oranında doğrudan ve yeterli bütçe aktarılmadığı sürece bu açıklamaların uygulamada karşılık bulmayacağını söyledi.
Okulların temizlik, güvenlik, bakım-onarım, kırtasiye, elektrik ve su gibi temel giderlerinin merkezi bütçeden karşılanması gerektiğini belirten Enginsu, aksi durumda okul yönetimlerinin velilerden “bağış” talep etmek zorunda kaldığını ifade etti.
Öğretmenler de güvencesizlikle karşı karşıya
Eğitim emekçilerinin sorunlarına da dikkat çekilen açıklamada, öğretmenlerin yoksulluk sınırının altında kalan ücretler ve sürekli azalan satın alma gücüyle yaşam mücadelesi verdiği belirtildi. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz istihdam biçimlerinin kalıcı hale getirildiği savunularak, aynı işi yapan eğitim emekçilerinin farklı statü, ücret ve özlük haklarına mahkûm edilmesi eleştirildi. Öğretmenlik Mesleği Kanunu kapsamında öğretmenlerin “öğretmen”, “uzman öğretmen” ve “başöğretmen” şeklinde hiyerarşik biçimde ayrıştırılmasının da çalışma barışına zarar verdiği ifade edildi.
“Öğretmenin saygınlığı kıyafetle ölçülmez”
MEB’in 2026-2027 eğitim-öğretim yılına ilişkin yayımladığı 2026/70 sayılı Genelge de açıklamanın önemli başlıklarından biri oldu. Eğitim Sen, Bakanlığın eğitimin ekonomik ve pedagojik sorunlarına çözüm üretmek yerine önlük uygulaması, kılık-kıyafet düzenlemeleri, norm kadro baskısı ve idari müdahaleler üzerinden denetimci bir yaklaşım sürdürdüğünü savundu.
Açıklamada, öğretmenin mesleki saygınlığının giydiği kıyafetle değil; emeği, mesleki özerkliği, insanca yaşayabileceği ücret ve güvenceli çalışma koşullarıyla sağlanacağı vurgulandı.
Norm kadro ve alan değişikliğine tepki
Norm kadro fazlası öğretmenlerin resen görevlendirilmesi ve Milli Eğitim Akademisi bünyesinde eğitime alınarak alan değişikliğine yönlendirilmesine de tepki gösterildi.
Enginsu, plansız öğretmen istihdamının, yanlış norm kadro politikalarının ve idari hataların sorumlusunun öğretmenler olmadığını belirterek, öğretmenlerin diplomalarını, branşlarını ve mesleki birikimlerini işlevsizleştirecek uygulamalardan vazgeçilmesini istedi.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” eleştirisi
Açıklamada “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne yönelik eleştiriler de yer aldı. Modelin bilimsel ve laik eğitimin temel ilkelerinden uzaklaştığı savunularak, eleştirel ve sorgulayıcı düşünce yerine belirli değer ve ideolojik kalıpların merkeze alındığı öne sürüldü. Eğitim programlarının bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını esas alan bir anlayışla hazırlanması gerektiği belirtildi.
Eğitim Sen’den 10 maddelik çağrı
Nilüfer Enginsu’nun Şube Yürütme Kurulu adına yaptığı açıklamada siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığına şu çağrılar yapıldı:
- Eğitim emekçilerinin ücretleri yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı.
- Güvencesiz istihdam biçimlerine son verilmeli.
- Her okula ihtiyacı oranında doğrudan ve yeterli bütçe ayrılmalı.
- Temizlik ve güvenlik başta olmak üzere ihtiyaç duyulan personel kadrolu istihdam edilmeli.
- Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanmalı.
- Temel kırtasiye ve eğitim materyalleri ücretsiz karşılanmalı.
- Kayıt parası ve zorunlu bağış uygulamalarına son verilmeli.
- Servis ve ulaşım giderleri kamusal olarak desteklenmeli.
- Bilimsel ve laik eğitim ilkeleriyle çelişen müfredat uygulamalarına son verilmeli.
- Öğretmenlerin mesleki özerkliğine yönelik müdahaleler kaldırılmalı.
“Eğitim hakkından vazgeçmeyeceğiz”
Açıklamanın sonunda 2026-2027 eğitim-öğretim yılına girerken tablonun açık olduğu vurgulandı.
Bir tarafta eğitim harcamalarını karşılamakta zorlanan milyonlarca ailenin, diğer tarafta yoksulluk sınırının altında ücretlerle çalışan eğitim emekçilerinin bulunduğu belirtildi.
Okulların temel ihtiyaçlarının velilerin cebinden değil kamu bütçesinden karşılanması gerektiği ifade edilerek, her çocuğun parasız, kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve nitelikli eğitim hakkına sahip olması gerektiği vurgulandı.
Eğitim Sen Şube Başkanı Nilüfer Enginsu, Şube Yürütme Kurulu adına yaptığı açıklamada, eğitim hakkı, velilerin üzerindeki ekonomik yükün kaldırılması ve eğitim emekçilerinin insanca yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
Muhabir: Selda İnal