"Konuşmasındakientelektüel birikim size yeni pencereler açar. Ortaya bırakır sözü, siz almanızgerekeni alırsınız. Dostça bakar, paylaştıkça zenginle-şir, kıraç topraklarıişler. Yorulmaz ürettikçe çoğalır."
Birgünü diğer eklerken akıp giden zamana estetik bir gözle bakmak. Bu bakışaeklenen günü sıradanlıktan kurtaran hep yenilenmeye uzanan düşünceler. Tekyönlülüğün monotonluğundan kurtulan çok yönlü bakışın zenginliğinde harmanlanancümleler, mısralar. Her biri üç noktaya terk edilmiş karşısındakini dedüşünmeye iten cümleler, mısralar..
Onunlailk karşılaştığım an gülümsemesinden, gözlerindeki ışıltıdan fark etmiştimfilozofvari duruşunu. Filozof kelimesi kökenindeki felsefeye bağlı ise bizlerinfelsefeyle pek işi olmaz. Felsefenin demlerinde kendine ait bakışı yakalayan vekendi cümlelerini söyleyen insanları da anlamak da zorluk çekeriz. Onların dadoğrudan anlaşılmak üzere bir tasaları yoktur.
Bütüneylemler, tasarımlar benin merkezinde işleme konur. Tabiat kâşifi gibi taşındantoprağından, bitkilerine hayvanlarına hatta işlemin gözdesi insana kadar şipşakçözümler karşımızdadır. Renklerin elinden tutan kâşif kelimeleri de cümlekapısından geçirir.
Kâşifinmesleği mimarlık olsa da güzel sanatların yaratım kodları kendiniheykeltıraşlıktan ressamlığa, fotoğraftan şiire ve sözün kanat gerdiği hernoktada farklı perspektiflerden okunur. Sosyal paylaşım ağındaki bizimlepaylaşıma açtığı sayfasında anlık, günlük, aylık hatta yıllık olarak her kuşağasarılabilecek sözleri, resimleri, fotoğrafları bakmak için değil görmekiçindir. Görmenin işlemden geçmesi gerekir. Üslûbun çoklu bakışını içinizesindirmek gerekir.
Konuşmasındakientelektüel birikim size yeni pencereler açar. Ortaya bırakır sözü, siz almanızgerekeni alırsınız. Dostça bakar, paylaştıkça zenginle-şir, kıraç topraklarıişler. Yorulmaz ürettikçe çoğalır. Sırlanmış güzelliklerine baktığım içinhikâyesindeki ayrıntılara girmeyeceğim. Sırrı kendisinde kalsın.
Keşfettiğimadenleri nasıl işlediğini, Vehbi Koç dahil ülkenin tarihe mal olmuş siyasi,kültürel ve de sanat alandaki insanlarla kayda değer hatıralarını, eserlerinive anlattıkça kırk ambara dönüşen belleğindeki hazineleri kendisinebırakıyorum. Biliyorum yazacak ve gün gelecek aktaracak.
Buçok yönlü düşünür, entelektüel sanat adamını sadece sosyal ağdaki sayfasındanbizlere aktardığı sözlerinden, mısralarından aktardığı kodlar üzerinden anmayıvazife edindim kendime. Bilmem ne kadar anlayabilmişim ve anlatmayı vazifeedindim kendime. Bilmem ne kadar anlayabilmişim ve anlatabiliyorum.
Birşehrin belleğinde ismini duyduğumuz nice kültür taşıy ı cıları vardır. Bunların görevi sadece geçmişi ve bugünügeleceğe aktarmak değildir. Geçmişten, bugünden geleceğe yeni bakışlargöndermek, bugünü geleceğe geniş zamanlarda aktarmaktır. Bugünün tüketiminde yada sıradanlığında şehrin kültür taşıyıcıları her açıdan görevli hissederlerkendilerini. Bellekleri kütüphane gibidir, bilgisayar belleği gibi dediyebiliriz aslında. Vazifeleri göndermelerde bulunmaktır. Sessiz sedasızyaparlar kimileri, kimileri de yüksek sesle haykırırlar.
Bakınne diyor bugünkü paylaşımında gün kâşifi :"Doğruluk çizgisini inandığın dostlarına tuttur. O zaman ipi göğüslersin." O zaman siz düşünün dostlar. Gün kâşifi acaba sessizce fısıldıyor mu, yoksahaykırıyor mu? Bakana ya da görene göre değişir. Bakın şu paylaşımında da hemşiir var, hem deneme. Yine düşünmek size düştü. Payda ondan pay sizden. "Bu kadar sevebileceğimi bilmiyordum. Kimbıraktı ıhlamur kokan bulvarlarda seni, tutsak kederin mi?... Kaderim mi?... "Soru işaretini özellikle koydum kendisine meydan okumak için. Çünkü benimcevabım kederimde saklı, kaderimde değil. O ise özellikle üç nokta koymuşsorularına
Yinebizi kendimize getirecek bir paylaşım, kişiye göre değişecek bir nokta atışı: "Tarihin değerini kazarak bulursun, tarihigömerek değil." Düşünün dostlar, ya da hiç düşünmeyin. Ve bir özdeyiş. "Çardağı olmayan asma sürünür." Bendealışkanlık yarattı gün kâşifinin sözleri. Üslûbuna da alıştım kendimce. Busözünden hemen bir hikâye kurgusu yakalıyorum. Düşünen adamın en büyükmutluluğu, var olmanın dayanılmaz hafifliği.
Vatansevgisi, bayrak sevgisi diye adlandırmış fotoğrafını. Paylaşıma koyduğufotoğraflarında bile kendine özgün cümleler saklı. Ben kendi cümlemi hattamısramı yakaladım bile. "Vatan vebayrağın yükünü bir yörüğün çilekeş omuzları taşır. Onun dik duruşundasafiyetin asaleti ve teslimiyeti vardır." Sadece bir deneme. Benpenceresinden benime aktarımlar. Ve insana dokunan tecrübenin özlü sözü,kendine getiren, uyaran, uyandıran.. "Çöplüğeatsalar da çöpe düştüm deme, çıkmasını bileceksin." Evet çıkmasınıbileceksin, kendine güven. Hoşça bak zatına zübde-i âlemsin sen. Her şeydesende başlıyor ey insan ve sende bitiyor. Hayata denklemi resimlerde,fotoğraflarda ve söze dair paylaşımlarda bu basitliğin yoğunluğunda verilmeli.Sadece sayfasının başında gördüğüm paylaşımlar bunlar.
Sizlerşöyle taradıkça, okudukça, baktıkça, gördükçe derece derece bakışlarkazanacaksınız. Renkten şekillere fotoğraflara gün kâşifinin gözünden seyredurdukça alışacaksınız. Baktıkça kendi sıradanlığınızdan kurtulacaksınız. Bentiryakisi oldum lâkin tuzağa da düşmüyorum. Her an faka da basabilirsiniz onagöre.. Keşke diyorum keşke eline kalemi düzden alıp kuşatsa da bir SalâhBirsel'e daha kavuşabilsek. Yok, o çok yönlülüğünün içerisinde kendi ayağındanbir pergel gibi dönmeye tabi kalacak. Onunla mesut olacak. Ne diyor? "Gece yatmadan vicdanımı sorguladım ve onasarıldım, sabah beraber uyandık." Bu da yeter bana diyorum; böyle kalsan daşehrimin sırladığı yerde bir keşfedilmeye duracaksın.
VeTaşkın abi sözü uzatmayayım, sıkılırsın; ben de sıkılırım. Sıkmaya, sıkılmayagelmez sanatçının öz beni. "Morsam morumsana ne!.. Sonunda moraracak olan benim. Sen yeter ki dokunma can evime. Yoksamorlar beyaz olacak." Belki haddimi aştım. Taşkın abi seninle olunca sözede gem vurulmuyor ki. Son söz ben hatime demeyiseviyorum yine sevdiğim Taşkın ağabeyce cümlelerinden, mısralarından olsun.
" Sanma ki
Koşan insan,
Durakta bekleyen
Yolcu,
Kalemi bekleyen kağıt,
Hedefine varır.
Hep umudunu
Bir sonraki
Güne taşır."
TaşkınBilginer
"En tehlikeli yaşam
Gönül kapısını her çalana açmaktır."
TaşkınBilginer
"hatırlar mısın
beş taş oynamak isteyip sevinçten taşolduğum günü
ardından dünyanın o en güzel beş taşınısenin için topladığımı
hatırlar mısın uğurun olan o beşincisiyah taşı
o taşın bir gün benin son oyunumolacağını
her gün yeni bir oyunla başlıyor
her gün o siyah taşla yenip bağrımdakoca bir delik açıyordun
acımasız ve kuralsız
o beş taşın parmaklarının arasındanhızla geçişini seyreder
başlayacak yeni bir oyunun kaderiolurdum
hatırlar mısın o beşinci siyah taşınüzerindeki ince beyaz çizgiler
senelerce çektiğim derim acıların derinizleri
şu an karşımda duruyor işte
ikimiz de yorgun izler
ikimiz de beyaz çizgiler
hatırlar mısın
o beşinci siyahtaşı
son oyununda pas geçtiğin taşı "
TaşkınBilginer
