Muğla’da yerel sorunları konuşuyoruz.
Parkları, yolları, imarı, betonlaşmayı, plansızlığı…

Bazen insan yoruluyor.
Çünkü eleştiri bitmiyor.

Ama şu da var:
Bu şehirde iyi şeyler de oluyor.

Ve ben uzun zamandır Menteşe’de gerçekten içimi ferahlatan bir yer görüyorum:

Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nin içindeki kütüphane…

Bu kütüphane sıradan bir “kitap rafı” değil.
Burası adeta küçük bir şehir gibi.

İçeri girdiğinizde şunu fark ediyorsunuz:
Çocuklar sessizce ders çalışıyor.
Gençler kitap okuyor.
Bazıları not alıyor, bazıları araştırma yapıyor.

Bir köşede kitap kulübü toplantısı var.
Başka bir köşede felsefe konuşuluyor.
Çocuk kulüpleri yapılıyor,
tiyatro okuma çalışmaları yapılıyor,
söyleşiler düzenleniyor,
gençler tartışıyor, büyükler dinliyor…

Daha neler neler…

Yani burada sadece kitap yok.
Burada yaşayan bir kültür var.


KÜTÜPHANE BAZEN BİR KURTARMA MERKEZİDİR

Biz çoğu zaman kütüphaneyi sadece ders çalışılan yer sanıyoruz.
Oysa kütüphane, özellikle bu çağda başka bir şeydir.

Kütüphane, çocuğu sokaktan toplamaz belki ama
telefonun içinden kurtarır.

Bugün çocukların en büyük sorunu bilgisizlik değil.
Bilgi her yerde.

Asıl sorun dikkat dağınıklığı, hız ve yüzeysellik.

Türkan Saylan’daki kütüphane ise çocuklara şunu öğretiyor:

Dur.
Otur.
Düşün.
Oku.

Bu, başlı başına bir eğitimdir.


AYNI MASADA FARKLI HAYATLAR

Bu kütüphaneyi sadece dışarıdan gözlemleyen biri değilim.
Ben de kitap kulüplerine katılan,
bu kütüphaneden faydalanan,
orada vakit geçiren insanlardan biriyim.

Bu yüzden burada yazdıklarım bir izlenim değil,
yaşanmışlığın içinden gelen bir gözlemdir.

Bu kütüphanenin en kıymetli tarafı sadece öğrenciler değildir.

Kitap kulüplerine her yaştan insan katılıyor.

Liseli bir gençle emekli bir öğretmen,
üniversiteli bir öğrenciyle ev hanımı,
çalışan bir memurla esnaf…

Herkes aynı kitabı konuşuyor.

Farklı yaşlar birbirini dinliyor.
Farklı hayatlar birbirini anlıyor.

Bu ülkede herkesin birbirine bağırdığı bir çağda,
burada insanlar söz kesmeden konuşmayı öğreniyor.

Kütüphane bu yüzden sadece bir okuma alanı değil;
aynı zamanda bir kültür ve terbiye mekânı.

BİR MEKÂNI MEKÂN YAPAN DETAYLAR

Orada sadece sessiz bir salon yok…

Kütüphanenin kafesinde uygun fiyata çay, kahve içebiliyorsunuz.Bu dönemde o kadar önemli ki.

Bu küçük gibi görünen detay aslında büyük bir meseledir.

Çünkü bir insanın kitapla dost olması için
sadece raf yetmez,
o mekânın sıcak, erişilebilir ve samimi olması gerekir.

Çocuklar ders arasında çay içiyor,
yetişkinler sohbet edip tekrar kitaba dönüyor,
kitap kulübü buluşmaları daha canlı hale geliyor.

Yani burası sadece bir okuma salonu değil…

Muğla’nın kültür molası.


BU DÜZENİN ARKASINDAKİ İNSANLAR

Bu kütüphanede sadece dört kütüphaneci görev yapıyor.

Birim sorumlusu Şeref Demirtaş,
Gökhan Seçme,
Elif Koptur,
Ahmet Tomuş…

Hepsi bu kütüphanenin düzeni, huzuru ve canlılığı için büyük emek veriyor.

Kütüphaneye giren herkes bunu fark eder.
Çünkü bir mekânı ayakta tutan sadece bina değil,
içindeki insanlardır.

Doğru insanlar olunca düzen olur, huzur olur, iş yürür.

Bazen büyük yatırımlar değil,
doğru seçilmiş birkaç insan bir şehri güzelleştirir.

Bu kütüphane bunun canlı kanıtıdır.


GEÇEN HAFTAKİ YAZIYA DAİR BİR NOT

Geçtiğimiz Perşembe günü bu köşede
eski Halk Bankası binasının bulunduğu tarihi yapının
kütüphaneye dönüştürülmesi gerektiğini yazmıştım.

Muğla’da kütüphane sayısının artması gerektiğini söyledim.

Katılan da oldu,
“Zaten var” diyen de oldu,
yeterli bulan da oldu,
hatta meseleyi gereksiz yere sertleştirenler de oldu.

Oysa söylediğim şey çok basitti.

Bir öğretmen olarak
bu şehirde daha fazla kütüphane olmasını istemek.

Hatta mümkün olsa
500 metrede bir kütüphane olsun demek.

Bu, var olanları küçümsemek değildir.
Bu, yapılan işleri yok saymak değildir.

Bu yazıyı aslında 20 Şubat’ta kaleme almıştım.
Ama paylaşmak bugüne nasip oldu.

Ben uzun zamandır aynı şeyi söylüyorum:

Bu şehirde park da olsun,
kültür merkezi de olsun,
ama kütüphane de olsun.

Çünkü bir şehirde kitap kokusu artarsa
gelecek de güzelleşir.


SON SÖZ YERİNE

Eleştiri yapılmalı.
Yanlışa yanlış denmeli.

Ama doğrular da görülmeli.

Menteşe’de Türkan Saylan Kompleksi’ndeki kütüphane
Muğla adına gerçekten yüz güldüren bir örnek.

Keşke böyle yerler kafelerden daha çok olsa…
Keşke gençler sadece vakit geçirecek yer değil,
kendini geliştirecek mekânlar da bulabilse…

Çünkü bir şehir
sadece kalabalık mekânlarla değil,
okuyan, düşünen, konuşan insanlarla büyür.

Ve bir şehirde kütüphaneler çoğalıyorsa
orada gelecek hâlâ umut veriyor demektir.