111 yıl önce 18 Mart 1915 günü Çanakkale boğazını geçerek başkent İstanbul’u işgal etmek isteyen İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan savaş gemilerinden oluşan Haçlı donanması Çanakkale önlerinde saldırıya geçmiş idi.

Zaferden emin olan Haçlı donanması, bir gece önce Nusret mayın gemimizin Boğaza döktüğü 25 mayından haberleri yoktu.

Zamanın en ölümcül savaş gemilerinin bazıları mayınlara çarparak denizin dibine boyamış, bazıları da büyük yaralar alarak geri çekilmişler idi.

Bu savaşa "Çanakkale Deniz Zaferi" dendi.

Bu büyük zaferin komutanı da Arapgirli Cevat Paşa idi.

Bu zaferden dolayı kendisine "18 Mart Kahramanı" madalyası verildi.

Haçlı donanmasının Çanakkale önlerine gelmesini doğru okumalıyız

Hatta içimize giren müttefik maskeli Almanya'yı da doğru okumalıyız

Haçlı ordusunun Çanakkale önlerine gelmesi ve Almanya’nın sinsiliği, Osmanlı topraklarında yeni bulunan petrol idi.

Musul, Kerkük başta olmak üzere Osmanlı topraklarının bir çok yerinde petrol bulunmuş idi.

Petrol, sanayinin, ekonominin adeta kanı idi.

Gemiler ve trenler kömürü bırakıp, petrol türevleri ile çalışıyordu.

Mazot ile çalışan gemiler ve trenler daha hızlı gidiyorlardı.

Hem de daha temiz idiler.

Jeneratörler mazot ile çalışarak elektrik elde ediliyordu.

Bu savaşa, " I. Dünya paylaşım savaşı" dendi.

II. Dünya savaşı da, Osmanlı topraklarını aralarında paylaşan Avrupalı devletler arasında çıktı ve yaşandı.

Aradan 111 yıl geçti.

Petrol yine gündemde...

Bu kez, Evanjelistlerin isteği ile ABD donanması, Dünya petrolün % 20 sinin geçtiği Hürmüz boğazını muhasara altına aldı.

Çanakkale deniz savaşı gibi.

Hürmüz savaşı halen devam ediyor ve büyük bir savaşa dönüşme ihtimali bulunuyor.

Aslında 1915 de başlayan savaş 111 yıl sonra Hürmüz boğazında devam ediyor.

Yahudiler, Nil ile Fırat nehirleri arasındaki toprakların kendilerine Rab tarafından vaad edildiğinine inanıyorlar.

Yahudiler binlerce yıl vadedilmiş topraklarının peşinde idi.

Ama bir türlü vadedilmiş topraklara ulaşamadılar.

19. Yüzyıl sonunda petrolün bulunması ile vadedilmiş toprakların, petrol zengini topraklar ile çakışması Yahudilerin iştahını kabarttı, işlerini kolaylaştırdı.

Petrol zengini topraklar ile vadedilmiş toprakların çakışması, Yahudilerin Vadedilmiş topraklara ulaşmasına büyük bir rol oynadı.

Bu rastlantıyı acımasızca ve sinsice kullanan Yahudiler, Batiyi ikna ederek 1948 yılında Kudüs ve çevresinde İsrail devletinin kurulmasını sağladılar.

İsrail Devleti, ilk hedefine ulaşmıştı.

Sonra, kendilerine vaad edildiğine inandıkları topraklara ulaşmak için akıllara durgunluk veren entrikaların içine girdiler.

Bunun en çarpıcı örneği, Epstein dosyalarıdır .

Yahudilerin dini arzuları halen devam ediyor.

Bakalım neler yaşayacağız?

18 mart Çanakkale Deniz savaşının 111. yılı kutlu olsun.

111 yıl içinde Yahudilerin isteklerini gerçekleştirmek için uyguladıkları entrikalarda şehit olan atalarımızın Ruhları şad olsun.

Buna "Petrolün laneti" de diyebiliriz.

Tarihin perdesi bir türlü kapanmıyor, oyun devam ediyor...