Malum düğün sezonu açıldı. Genç çiftler, hayatlarının en güzel günlerinin “en özel” gün olması için çabalıyorlar. Birçok çift bu konuda profesyonellerden destek alıyor.
Tuğba-Harun Kır çifti… İki ay önce evlenen iki gencimiz…
Öyle şaşalı merasimler yapmadan ve organizasyon firmalarından destek almadan “özel” bir düğünle evlendiler. Evlilik yolculuğuna çıkarken belirledikleri motto “yaşamda sadelik, fikirde ihtişam” olan Tuğba-Harun çifti, bu sadelik ve ihtişamı düğün merasimi ile başlatma kararı alınca ortaya güzel ve örnek bir iş çıkmış.
Gelin Hanım anlatıyor: “Düğün öncesi eşyalar alınıyor, evin belirli odaları özenle döşeniyor. Düğün öncesi evlerden çeyizler çıkıyor, yeni eve düğün hediyeleri giriyor. Hepsi dünyalık konfora ve gelip geçici keyif zamanlarına hizmet eden şeyler. Oysa bize daha kalıcı şeyler lazımdı. Zamanla yıpranan/azalan değil, zamanla artan/geliştiren şeyler lazımdı. Ben de evimizin en güzel odası salonu değil, çalışma odası olsun istedim. Evin en büyük odasını çalışma odası yaptık. Çalışma masası, okuma koltukları ve kütüphane… Odayı bizi en çok mutlu eden şeylerle süsledik. Çok özenle tefriş ettik.”
Sıra kütüphaneyi kitaplarla buluşturmaya gelince genç çiftimizin aklına bir fikir geliyor. Birlikte kafa kafaya verip kendi okuma zevklerine göre edebiyattan tarihe, dinden psikolojiye, felsefeden eğitime bir kitap listesi yapıyorlar. Kitap ile aşina 100 davetli ile bu listedeki kitapları eşleştirerek onların davetiyelerine küçük notlar iliştiriyorlar: “Yaşamda sadelik, fikirde ihtişam, diyerek çıktığımız bu yolda, kitaplığımıza kazandıracağınız bu eser, sizi daima hatırlamamıza vesile olacaktır.”
Bir garip istek… Bir garip düğün hediyesi… Alışık olmadığımız…
Kendilerine not gönderilen davetlilerin büyük bir kısmı “düğün hediyesi” olarak o kitabı getirmiş. Bir kısmı okuyup üzerine notlar alarak getirmiş ve takı bölümünde çiftlere takdim etmiş. Bazı davetliler hediyeyi takdim ederken, “Tam benlik bir kitapmış.” diye kitap seçimi için teşekkür ederken bazıları da “Mutlaka okumalısınız.” notuyla başka kitaplar getirmiş.
Gelin Hanım; “Biz eğitimciler, her alana dair okumalar yapmak zorundayız. Gazali’yi de Oskar Wilde’yi de okumalıyız. Bizim için hepsi önemli ve gerekli. Dostlarımızın desteği sayesinde harika bir kitaplığımız oldu. Bu kitaplık, yarınlarda inşallah bir kütüphaneye dönüşecek.” derken bunun, düğün merasimine renk katmak için yapılan bir etkinlik olmadığını da fark ediyorum. Öyle ki genç çiftimiz, düğün fotoğrafı çekimlerinden birini de kütüphanelerinde yapmışlar.
Her ikisi de yüksek lisans öğrencisi olan ve akademik çalışmalarını sürdürmek isteyen gençler; “Günümüzün en güzel vakitlerini salonda, televizyon başında değil; çalışma odamızda, kitapların karşısında sohbet ederek, kitap okuyarak, çalışarak geçirmek istiyoruz.” diyorlar.
Günümüz insanın evlilikten ve karı-koca olarak birbirinden beklentilerinin çok farklılaştığı bir devirde, mutluluk aracı olarak kitabın öne çıkarılması, manevi hazların önemsenmesi her yiğidin harcı değil.
Evlilik teklifinden başlayarak düğünlere kadar klasik, özgünlükten uzak ve farklı olma niyetiyle yapılan taklit uygulamalara aşina; zevksiz ve ruhsuz bir sürü adet icat edilen bir toplumda böyle güzel örnekleri görmek gelecek adına bizi umutlandırıyor.
Hem kendilerine hem davetlilere hem de şahit olanlara farklı bir bakış açısı kazandıran, adeta bir çığır açan hoş bir düşünce… Bu düşünceyle yola çıkan Kır ailesi ve o atmosferde yetişecek çocuklar geleceğimiz için bir umut. Bu çağrıya kulak veren, aldığı kitabı okuyarak hediye eden ve gençlere destek olan herkes; maddenin ve gösterişin bizi kuşattığı bir çağda geleceğimiz için bir umut.
Bilinçli, ne istediğini bilen, istediğini başarabilmek için neler yapması gerektiğinin farkında olan gençlerin anne-baba olduğu evlerde yetişecek çocuklar geleceğimiz için bir umut.
Beni daha çok sevindiren bir şey var ki o da Gelin Hanım’ın vefası. Sohbetimizin sonunda kendilerini tebrik ederken şunları söyledi: “İdris Amca, insan böyle bir kültürü bir anda kazanmıyor. Böyle bir düşünceye ve ufka sahip olmak, bunu istemek ve gerçekleştirmek insanın yetişme tarzı ile alakalı. Bu temel ailede atılıyor. Ben de bunu aileme borçluyum. Bunu söylemezsem sözler eksik kalır.”
“İşte bu…” dedim içimden. Daha iyi bir dünya için bize lazım olan değerler… O değerleri kılavuz edinen gençler… Size mutluluklar dilerim. Eminim ki bütün bunlar güzel bir düğün hatırası olarak kalmayacak, genç çiftimizin kitapla haşır neşirliği, hasbihali farklı boyutlara taşınacaktır.
Ve böyle erdemleri kendisine süs edinen güzel bir kız evladı yetiştiren Müjde-Özer Koyuncu… Sizi de tebrik ederim. Kendi çocuklarınızın hayatını imar etmek için gösterdiğiniz çabanın bir fazlasını size emanet edilen çocuklar için de gösteriyor olmanız, sizi ayrıca değerli kılıyor. Nice güzelliklere köprü olmanız dileğiyle…
22.05. 2024