Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Söğüt Mahallesi'nde, yörük kültürünün yüzyıllardır sürdürülen geleneklerinden biri teknolojiye ve turizme rağmen yaşatılmaya çalışılıyor. Söğüt'te 37 yıldır yaşayan ve yaklaşık 35 yıldır keçi besiciliği yapan Tanju Varol ve arkadaşı keçilerini yılda iki kez teknelerle taşıyor. Karayolu, elektrik ve su bulunmayan bölgedeki hayvanlar, mevsim şartlarına göre tekneyle köy ile kışlak arasında götürülüp getiriliyor.
Marmaris'in Söğüt ve Bozburun yöresinde yörük kültürünün bir parçası olarak sürdürülen keçi besiciliği geleneği, zorlu coğrafi şartlara rağmen yaşatılıyor. Karayolu, elektrik ve su bulunmayan adadaki kışlakta keçilerini besleyen Tanju Varol ve arkadaşları, yaz aylarında bölgedeki su sıkıntısı nedeniyle hayvanlarını köye getiriyor, gebelik döneminde doğumları yaklaşmadan önce ise yeniden adaya götürüyor. Yüzyılı aşkın süredir devam ettiği belirtilen gelenek kapsamında keçiler, yılda iki kez teknelerle taşınıyor. Yaz aylarında adada su sıkıntısı yaşandığı için köye getirdikleri keçileri, Söğüt ve Bozburun yöresinin yörük kültüründen geldiğini belirten Tanju Varol, ailesi ile nesillerdir hayvancılıkla uğraştığını ifade etti. Babası ve dedesinin de hayvancılık yaptığını belirten Tanju Varol, kendisinin ise yaklaşık 35 yıldır keçi besiciliğini sürdürdüğünü söyleyerek hem denizcilik hem de besicilik yaptığını belirtti.
Keçilerin kışladığı bölgenin ulaşım açısından oldukça zorlu olduğunu belirten Varol; "Bizim bulunduğumuz mevki bir yarımada. Karşıdaki adada yani Ali Gelmeyesi olarak bilinen bölgede hayvanlarımıza bakıyoruz. Oraya araba yolu yok, elektrik yok, su yok. En büyük sorunumuz da su. Su olmadığı için Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında hayvanlarımızı köye getiriyoruz. Diğer yoldan gidecek olursak Ali Gelmeyesi mevkine yaklaşık 1,5 saat yol sürüyor. Oraya da su ihtiyacını teknelerle taşıyoruz. Hayvanlarımızı yazın köyde tutuyoruz, hayvanlarımız 2,5 aylık hamile olduğunda tekrar kışlamak için Ali Gelmeyesi'ne geri dönüyoruz" dedi.

"En az bir asırlık gelenek''
Keçilerin teknelerle taşınmasının yeni bir uygulama olmadığını vurgulayan Varol, geleneğin bölgede en az bir asırdır devam ettiğini söyledi. Varol, geçmişte ulaşımın çok daha zor olduğunu belirterek, "En az bir asırdan beri bu şekilde yapılıyor. Çünkü yaşadığımız yere yol yok. Ada olduğu için tek ulaşım tekne. Dedemin zamanında böyle tekneler de yokmuş. Kürekle, yelkenle geçiriyorlarmış. Teknoloji ilerledi, sal yaptık, teknelerimiz oldu. Şimdi işi daha hızlandırdık. Meteorolojiyi de takip edebiliyoruz. Bu işler artık ezbere olmuyor" ifadelerini kullandı. Keçilerin yılda iki kez deniz yolculuğu yaptığını belirten Varol, dönüşlerin de aynı yöntemle gerçekleştirildiğini söyledi.

Keçiler korkmuyor, biz korkuyoruz
Tekne yolculuğu sırasında keçilerin korkmadığını ve alışık olduklarını söyleyen Varol; "Keçilerimiz alışkın. Korkmazlar. Bunlar yaban keçisi değil, bizim özenle büyüttüğümüz, yakın olduğumuz evcil keçiler. Biz onları dağlarda, tepelerde, kayanın üzerinde görünce korkuyoruz. Endişeleniyoruz ama onlar alışkın" dedi.
Turizmle birlikte bölgedeki geleneksel hayvancılığın giderek azaldığına dikkat çeken Varol, Bozburun ve Söğüt yöresinin geçmişinin yörük kültürüne dayandığını ancak dağlarda keçi besiciliği yapanların neredeyse kalmadığını söyleyerek "Bu işi yapan kalmadı. Bizden başka yapan çok az insan var. Evinde üç-beş keçi besleyenler olabilir ama bizim gibi dağda yaşayan, göçer şekilde bu işi sürdüren kalmadı. Geleneği zorunluluktan değil, geçmişten gelen bir yaşam biçimi olarak sürdürüyoruz. Biz bu işi severek yapıyoruz. Mecbur olduğumuz için değil, atamızdan geldiği için bırakamıyoruz. Turizm geldi, herkes bu işi bıraktı. Ben arkadaşlarımla birlikte devam etmesini istiyorum. Teşvik ve destek isteriz. Yapmak isteyenler için güzel bir iş ama herkes yapamaz" dedi. Keçiciliğin sürdürülebilmesi için destek ve teşvik gerektiğini belirten Varol, bu yaşam biçiminin herkes tarafından yapılabilecek bir iş olmadığını da vurguladı.
Keçicilik için yalnızca hayvan sahibi olmanın yeterli olmadığını anlatan Varol, "Tekne kullanmasını bileceksin, dağda yaşamayı bileceksin, bölgeye hakim olacaksın. Suyunu nereden tedarik edeceğini, keçini, dağı bileceksin. Tekneyle su taşımak, ulaşım sağlamak masraflı işler. Bunların hepsi bizde mevcut olduğu için bize daha kolay geliyor. Bir de işi biliyoruz" diye konuştu.
Kaynak: İHA