Söz konusu arkadaşlık, dostluk, yardımlaşma ya da geçmiş olunca “vefa” bir şekilde cümlelerde yer bulur kendine. Bu konuşmalar da çoğunlukla “Vefa artık İstanbul’da bir semt adı.” şeklinde biter.
Vefa; insanı en güçlü duygularından, en önemli özelliklerinden ve insan ahlakının en asil temellerinden biridir. İnsanın sahip olduğu en yüce/değerli hasletlerden biridir. Yani insan, vefalı olabildiği oranda insandır. İlişkilerine vefanın güzelliğini yansıtabildiği kadarıyla insandır. Çünkü vefa, adeta bir maya gibidir.
Her şey vefa ile kıvamını, anlamını bulur.
Vefa, önce sevmektir. Çünkü vefanın sözlük anlamlarından biri “sevgide bağlılık” demektir. Başta çocuk masumiyetiyle, zaman geçtikçe de olgun bir insan gönlünce sevebilmektir. Bunun içindir ki vefa, sevginin en önemli göstergelerinden biridir.
Vefa, kıymet bilmektir. Değer vermek, değerli olduğunu hissettirmektir. İyi günde kötü günde, varlıkta darlıkta yanında olmaktır.
Vefa, sözünde durabilmektir. Her ne pahasına olursa olsun, bedeli her ne olursa olsun, en başta verdiği söze bağlı kalmaktır. Hayatın bütün sürprizlerine, zorlamalarına ve darbelerine rağmen ahde vefa göstermektir.
Vefa, unutmamaktır. Hayatın dönüm noktalarında, zor zamanlarında bize temas eden, bizimle olan insanları unutmamaktır. O anları, durumları, anıları unutmamaktır.
Vefa, bizde pek ifade edilmeyen bir anlama daha sahiptir: Eksiksiz yapmak ve hakkını vermek... Tam olmak, kâmil olmak…
Vefa; bu anlamıyla duygusal sağlamlığı, erdemleri içselleştiren bir ruhu ve kâmil bir kişiliği ifade eder.
Vefalı insan, gönülleri hatıra güzelliği ile dolu insanlardır. Hatırlamak, hatırlamaya değer bir geçmişe/maziye sahip olmak demektir. Hatırlamaya değer olan hatıralar ise acı da olsa tatlı da olsa güzel/değerli hatıralardır. Her güzel hatıra, vefalı insanın yüreğinde kendine bir yer bulur.
Gönüllerinde hatıra güzelliği bulunmayan insanlar ise yolu vefanın semtine düşmeyen, anlık/günlük yaşayan, çıkarlarını önemseyen ancak yaşananları önemsemeyen insanlardır. Uzak durulması gereken insanlardır. Unutkan, umursamaz, bencil, çıkarcı, narsist insanlardır.
Vefalı insan; belleği canlı, diri, aktif olan insandır. Vefalı insan; tam olan, eksiksiz yapan, işin ve ilişkinin hakkını veren insandır.
Vefasız insanlar; hatırlamazlar, hatır gütmezler, kıymet bilmezler, yaşananlara/hatıralara değer vermezler. Vefasız yürek sefildir, haindir.
Vefasız insan eksiktir. Maziyi unutanların, hatırası olmayanların ve geçmişi sevgiyle/minnetle anmayanların geleceği de olmaz. Onlar, yarını/geleceği için dost biriktirmezler. Onun içindir ki vefasız insanlarla dostluk olmaz, yol arkadaşlığı yapılmaz, ortaklık/ticaret yapılmaz. Eksik olandan hayır da gelmez.
Vefasız insanlar, sevmezler. Onlar sevme kabiliyeti düşük/eksik, yürekleri soğuk insanlardır.
Nihat Sami Banarlı, bu sevme kabiliyetini yükseltmenin yolunu şöyle tarif ediyor: “Sevme kabiliyeti, insan gönüllerinde, daha önce sevilmiş güzellerin ve güzelliklerin hatıraları ile beslenir. Küçükken kendisini, bebeğini, çiçeklerini ve annesini seven çocuk büyüdükçe böyle sevmeyi fazilet haline koymuş bir gönül kazanır. Kader, insan gönlünde bazı eskileri bir güzel hatıra haline koymuşsa, bu yeni sevgililere aynı gönüllerde daha büyük/asil bir gelin odası hazırlamak içindir.” İşte bunun içindir ki acı-tatlı, kötü-güzel her yaşanan insana bir şeyler öğretir, kazandırır.
Vefasız insanlar, mayası bozuk insanlardır. Bunun içindir ki İbn-i Hazm, vefa için “İnsanın aslının temiz, soyunun iyi olduğunu gösteren en güçlü kanıtlardan biridir.” der.
Vefalı bir yürek; en güzel meziyet, en büyük zenginliktir. İnsan olmak ile vefalı olmak eş anlamlıdır.
Vefalı bir dost, insana verilen en güzel hediyedir. Karşılık beklemeyen bir dost sıcaklığı, hayatın en önemli zenginliğidir.
Sevgi dolu bir yüreğe sahip vefalı insanların semtinde ikamet eden biri olmak, bu hayatın en güzel kazançlarından biri değil midir?
Vefa bilen yüreklere selam olsun!
05.06. 2024