Sandıkta üye konuştu…

Peki bundan sonra kim konuşacak: Üye mi, delege mi, parti yönetimi mi, belediye başkanları mı?

YENİ Parti’nin Muğla’daki ilçe başkanlığı ön seçimleri tamamlandı. 13 ilçede üyeler sandık başına gitti. Bazı ilçelerde tek aday vardı, bazı ilçelerde ise ciddi bir rekabet yaşandı. Kimi kurucu başkan güven tazeledi, kimi ilçede değişim gerçekleşti.

Bu noktada “Kurucu ilçe başkanlarının tamamı seçilmiş ilçe haline gelmiş olsaydı çok şık olurdu” diyenler var… Parti yönetimi açısından bakıldığında ise tablo açık:

- “Söz, yetki ve karar üyenin.”

Peki gerçekten öyle mi? İşte asıl sorulması gereken soru bu. Çünkü sandıkta üyeye söz vermek başka, seçimden sonra o sözün gereğini yerine getirmek başka. Üye oyunu kullanır. Ama sonrasında yönetimi kim oluşturur? Delegeleri kim etkiler? Kimin sözü geçer? Kimin telefonu önemsenir? Kimin belediye gücü vardır? Kimin kamuoyundaki ağırlığı vardır? Ve daha da önemlisi… Üyenin sandıkta verdiği karar, sandıktan çıktıktan sonra yeniden başka güç odaklarının süzgecinden mi geçecektir?

*

YENİ Parti’nin Muğla’daki ön seçimlerinin asıl hikâyesi tam da burada başlıyor.

Menteşe’deki seçim sonrasında Mustafa Şahin tarafından yapılan bir paylaşım, bu tartışmayı daha da anlamlı hale getirdi. CHP’de belediye başkanlığı ön seçiminde kaybeden adaylardan Mustafa Şahin, Bahattin Gümüş’ün YENİ Parti Menteşe İlçe Başkanlığı seçiminde siyasi geçmişi belediye meclis üyeliğinden ibaret Batuhan Kıloğlu karşısında kaybetmesinin ardından isim vermeden şu ifadeleri kullandı:

“Eeee etme bulma dünyası… Dün bana bugün sana… İlçe örgütünü Belediyenin gücü (!) ne dayayarak bizi önseçimde yenenler (!) Şimdi siz yaşayın bakalım nasıl bir duyguymuş.))”

Bu paylaşımın siyasi değerlendirmesi elbette Şahin’e aittir. Ancak ortaya attığı iddia, yalnızca Menteşe’deki bir seçim açısından değil, Muğla siyasetinde yıllardır tartışılan daha geniş bir mesele açısından da önem taşıyor: Belediye gücü parti içi yarışlarda ne kadar etkili olabilir?

Eğer bir partinin kendi içinde “üyenin iradesi” esas alınacaksa, belediye başkanlarının, belediye imkanlarının, makamların veya siyasi nüfuzun parti içi seçimlerde belirleyici hale gelmemesi gerekir.

Tam da bu nedenle YENİ Parti’nin hazırladığı ve hafta sonunda yapılan seçimlerde neredeyse kimsenin haberinin olmadığı 19 maddelik ‘aday taahhütnamesi’ önem kazanıyor. Çünkü belgede kamu ve belediye kaynaklarının adaylık lehine kullanılmaması açıkça öngörülüyor. İyi… Ama bu noktada şu sorulur:

“Bu kural hafta sonunda uygulandı mı? Bundan sonra uygulanacak mı?”

*

Menteşe’de sandık ne söyledi?

Menteşe’de 3 bin 404 kayıtlı üyenin 2 bin 757’si sandığa gitti. Batuhan Kıloğlu Bin 670 oy aldı. “Bin oyla başlarım” diyen Bahattin Gümüş öyle yaptı. Bin 21 oyda kaldı. 66 oy da geçersiz sayıldı. Sandığın söylediği rakamlar bunlar. Dolayısıyla Menteşe’de üyeler tercihini ortaya koydu. Fakat seçim sonuçlarının siyasi anlamı yalnızca “Kıloğlu kazandı, Gümüş kaybetti” şeklinde okunamaz. Çünkü önümüzde daha önemli bir soru var:

Kıloğlu, kendisine oy vermeyen Bin 21 üyeyle ne yapacak? Onları dışarıda mı bırakacak? Yoksa “Artık seçim bitti, hepimiz aynı örgütün üyeleriyiz” mi diyecek? En önemlisi, yönetimini kendisi mi, üyeler mi, ‘ekibi’ mi belirleyecek?

İşte YENİ Parti’nin 19 maddelik taahhütnamesi tam da burada sınanacak. Çünkü belge, seçilen başkanın yalnızca kendisini destekleyenlerle değil, örgütün tamamıyla çalışmasını; başka adayları destekleyenlerin dışlanmamasını ve seçim sonuçlarının herhangi bir kesimi tasfiye etmek amacıyla kullanılmamasını öngörüyor. O halde bundan sonra mesele yalnızca başkanın kim olduğu değildir. Başkanın nasıl bir örgüt kuracağıdır...

*

Sandık Milas’ta da önemli bir mesaj verdi. Kurucu İlçe Başkanı Zühra Dönmez ile İl Gençlik Kolu Başkanı Yiğitnur Alkaya Özdemir yarıştı. Özdemir Bin 372 oy alarak seçimi kazandı. Muğla’nın ilk kadın belediye başkanı da olan Dönmez 403 oyda kaldı.

Bu sonuç, kurucu başkanların her ilçede otomatik olarak devam etmeyeceğini de gösterdi.

Üye isterse değişim dedi. Ve değişim gerçekleşti. Şimdi asıl mesele, bu değişimin yönetim kadrolarına nasıl yansıyacağı. Kadınlar ne kadar yer bulacak? Gençler ne kadar söz sahibi olacak? Farklı mahallelerden, farklı mesleklerden, farklı siyasi geçmişlerden gelen üyeler yönetimlerde temsil edilecek mi? Yoksa seçimde kazanan grubun etrafında daralan bir örgüt yapısı mı ortaya çıkacak?

YENİ Parti’nin taahhütnamesi bu sorulara da cevap vermeye çalışıyor. Fakat yine aynı noktaya geliyoruz:

Kâğıt üzerindeki taahhüt başka, siyasi hayattaki uygulama başka. İşte burada YENİ Parti’nin bütün Muğla teşkilatının önünde çok kritik bir sınav bulunuyor. Parti “Söz, yetki ve karar üyenin” diyorsa, bunun doğal sonucu şudur:

Üye yalnızca seçim günü hatırlanan insan olmamalı. Üye; aday belirlemede, parti politikalarının şekillenmesinde, örgütün çalışma biçiminde, il ve ilçe kararlarında etkin olmalı. Ve YÖNETİMLERİN OLUŞTURULMASINA DA sahip olmalılar…

Aksi halde “üyenin söz sahibi olduğu” iddiası yalnızca seçim günü kullanılan güzel bir slogan olarak kalır. Çünkü siyasette sandığı kurmak kolaydır, zor olan sandıkta çıkan iradeye seçimden sonra sadık kalmaktır…

*

Peki ya delegeler?

Şimdi önümüzde ilçe kongreleri var. Üye ön seçimde tercihini yaptı. Ancak süreç burada bitmiyor. 3-6 Ekim tarihleri arasında ilçe kongreleri yapılacak. Bu noktada devreye delegeler girecek. İşte tam burada başlıktaki sorunun ikinci bölümü karşımıza çıkıyor:

Söz, yetki ve karar gerçekten üyelerin mi; yoksa bundan sonra delegelerin mi?

Eğer üyenin sandıkta verdiği karar kongrede aynen karşılık bulacaksa sorun yok. Ama ön seçimden çıkan irade, çeşitli pazarlıklarla, siyasi hesaplarla veya başka güç dengeleriyle değiştirilecekse o zaman “söz, yetki ve karar üyenin” cümlesinin anlamını yeniden tartışmak gerekir. Üstelik yalnızca delegeler de değil. Parti yönetimleri de bu süreçte önemli. Ve Muğla siyasetinin gerçeği açısından bir başka aktör daha var:

Belediye başkanları…

Siyasette belediye başkanları doğal olarak güçlü aktörlerdir. Seçilmiş olmaları nedeniyle siyasi ağırlıkları vardır. Ancak belediye makamının “imkanları” gücü ile parti örgütünün gücü aynı şey değildir. Belediye başkanı belediyeyi yönetir. Parti örgütü ise partiyi. Ama bir Büyükşehir bürokratı bile örgütleri ve hatta seçimleri dizayn edebiliyor… O iki alan birbirine karıştığında, parti içi demokrasi tartışılır hale gelir.

Mustafa Şahin’in paylaşımı da tam bu noktada okunabilir. Şahin’in ortaya attığı “belediyenin gücü” iddiası doğru mudur, değil midir; bunun ayrıca somut verilerle değerlendirilmesi gerekir. Ki o aslıda ironik bir intikam almış! Ancak söylemin kendisi bile YENİ Parti’nin 19 maddelik taahhütnamesindeki “kamu ve belediye imkanlarının adaylık lehine kullanılmaması” maddesinin neden önemli olduğunu gösteriyor. Çünkü eğer parti içi seçimlerde belediye gücü belirleyici hale gelirse, üyeye verilen sözün anlamı zayıflar. Üye sandığa gider. Oyunu kullanır. Ama seçimin kaderini sandık dışındaki güçler belirlerse, o zaman ortada ciddi bir demokrasi problemi vardır…

*

Bodrum’da ise başka bir tartışmanın kapısı açıldı. Kurucu İlçe Başkanı Tuna Işın, üyelerin oylarıyla yeniden seçildi. Işın’ın seçim konuşmasında dikkat çeken nokta ise muhalefetle ilişkiler konusunda kullandığı daha yumuşak dil oldu. “Bizim muhalefete muhalefet etmek gibi bir niyetimiz yok. Yarın bir gün ittifak kurulabilir, seçimlerde omuz omuza çalışılabilir” diye ortak mücadele zeminine açık kapı bıraktı.

Bu açıklama, YENİ Parti’nin yerel siyasette bundan sonraki dönemde nasıl bir ilişki kuracağını da önemli hale getiriyor. Çünkü parti içi demokrasi kadar, diğer muhalefet partileriyle kurulacak ilişkilerin biçimi de Muğla siyasetinin önümüzdeki döneminde tartışılacaktır.

YENİ Parti’nin 19 maddelik taahhütnamesinde; kamu ve belediye imkanlarının kullanılmaması, akraba ve yakınların kayırılmaması, liyakat, mali şeffaflık, mal varlığı bildirimi, çıkar çatışmalarının açıklanması, kadın ve gençlerin karar mekanizmalarında yer alması, farklı adayları destekleyen üyelerin dışlanmaması gibi önemli hükümler bulunuyor. Bunların hepsi siyasi etik açısından tartışılabilecek önemli başlıklar.

Ancak bir belgeyi değerli kılan, kaç maddeden oluştuğu değil, uygulanıp uygulanmadığıdır. Şimdi herkesin gözü ilçe kongrelerinde olmalı;

Kim kimin listesinde? Kim dışarıda kaldı? Kim hangi gerekçeyle yönetime alındı? Kadınların ve gençlerin temsili nasıl gerçekleşti? Farklı adayı destekleyenler yönetime dahil edildi mi? Belediye başkanları ne kadar etkili oldu? İlçe yönetimleri oluşturulurken üyenin tercihi ne kadar dikkate alındı?

İşte gerçek demokrasi testi bunlarda…

*

Daha önce Muğla’nın ilk kadın belediye başkanı olan Zühra Dönmez’in karşısında yarışan Özdemir’in kazanmasıyla birlikte YENİ Parti’nin Muğla’daki kadın ilçe başkanı sayısı da dikkat çeken bir başka başlık haline geldi.

Muğla’da; Menteşe’de Arzu Doğruel, Milas’ta Zühra Dönmez ve Marmaris’te Pelin Özbozdağ gibi kadın ilçe başkanlarıyla başlayan süreçte, bölünmenin ardından tablo değişti. Doğruel aday olmazken, Marmaris’te Özbozdağ ve Özge Zaimoğlu Şinik, Ali Bedir karşısında kaybederken, Milas’ta seçimi kazanan Yiğitnur Alkaya Özdemir, bu süreçte Muğla’daki tek kadın ilçe başkanı olarak öne çıktı.

Bu durum, Roman yazarı ve Sosyolog Perrin Pebi Helvacı’nın “Eh, artık buraya bir kadın İl Başkanı yakışır.” şeklindeki paylaşımını da beraberinde getirdi.

Elbette bir kadın il başkanının seçilip seçilmeyeceği başka bir konu. Fakat kadınların ilçe ve il yönetimlerinde ne ölçüde temsil edileceği, önümüzdeki kongrelerin önemli başlıklarından biri olacak…

Hafta sonunda yapılan seçimlerde Cumartesi günü İlçe Bodrum’da Tuna Işın, Menteşe’de Batuhan Kıloğlu, Milas’ta Yiğit Nur Alkaya Özdemir, Köyceğiz’de Tanju Satılmış, Ula’da Gürkan Aktaş ve Datça’da Ege Curacı seçilmiş ilçe başkanı olurken, Pazar günü de seçilmiş ilçe başkanları şöyle sıralandı:

Kavaklıdere’de Cengiz Doğan, Dalaman’da Bilal Sarıhan, Marmaris’te Ali Bedir, Ortaca’da Umut Sivas, Yatağan’da Ozan Gürpınar, Fethiye’de Mustafa Koyuncu ve Seydikemer’de Tuğrul Yılmaz…

YENİ Parti açısından asıl sınav henüz başlamadı bile. 3-6 Ekim arasında ilçe kongreleri yapılacak. Ardından il başkanlığı ön seçimi 18 Ekim’de gerçekleştirilecek. İl kongrelerinin ise 24-27 Ekim tarihleri arasında yapılması planlanıyor. Yani önümüzde uzun bir siyasi maraton var. Bu maratonda yalnızca kimin ilçe başkanı veya il başkanı seçildiğine bakmak yetmez. Kimin kimi seçtirdiğine, kimin kimi desteklediğine, kimin hangi gücü kullandığına ve en önemlisi üyenin iradesinin bütün bu süreçlerde ne kadar korunduğuna bakmak gerekiyor…

Buna da yarın bakalım…

---------- ----------

GÜNÜN SÖZÜ: Gazeteci mikrofonu uzatır, ancak kimseyi konuşmaya zorlayamaz. Her mikrofon gördüğünde çenesi boşalan politikacılar söylediklerinin hesabını verirler. Kimse gazeteciye “neden mikrofon uzattın, soru sordun?” diyemez… --Mahmet Ali Birand