Menteşe’den Bodrum’a, Dalaman’dan Fethiye’ye aynı manzara! Yollar göle dönüyor, evler ve iş yerleri su altında kalıyor, tarım arazileri zarar görüyor. Peki yıllardır yapılan altyapı yatırımları, dere ıslahları ve taşkın önleme projeleri nerede sonuç veriyor? Başkanlar “Sahadayız” diye boy boy fotoğraf paylaşıyor.

Ancak Muğla halkı artık yalnızca sahadaki ekipleri değil, kalıcı çözümleri de görmek istiyor.

Yağmur yağdı, yine bildik görüntüler ortaya çıktı. Hadi “iklim değişikliğine” sığınalım, hadi “Kırk yılın, elli yılın yağışı” diyelim, Allah aşkına her sene ne zaman yağış olsa Menteşe’de Muğla Vergi Dairesi önü göl olur… Yine oldu. Oysa bu noktada üstü kapalı Tabakhane Deresi ile Karamuğla Çayı birbirine kavuşur.

Yani o göllenmenin altında dere akıyor. Oraya bir rögar koymak veya bir delik açmak çok mu zordur?

*

Muğla’da 27 Ekim Salı günü Menteşe’nin Yeniköy ve Ortaköy mahalleleri yine sular altında kaldı.

Ben de Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın, yanında MUSKİ yöneticileri de bulunduğu hâlde bölgede yürütülen çalışmalara ilişkin paylaşımının altına “Yağmur yağdı, Menteşe de Ortaköy ve Yeniköy yine sular altında… Gonca Köksal Başkan ve Menteşe Belediyesi anında alanda… Peki ya MUSKİ?” yorumunda bulundum. Bu yorumuma, “Gonca Başkan’ın yanındaki kişiler Millî Eğitim’den mi gelmiş?” diye karşılık verenler oldu. Aslında yanıt manidardı; MUSKİ son zamanlarda MUPA aracılığı ile Milli Eğitim’le iş yapıyor… Tesadüf olmalı. Ben de açıkça cevap verdim:

“MUSKİ’den… Hatta orada genel müdürleri de var, kör değilim…”

Evet, oradaki kişilerin kim olduğunu elbette görüyordum. Meselem, MUSKİ yöneticilerinin sahada bulunup bulunmaması da değildi. Asıl meselem, Muğla’da yıllardır tekrarlanan su baskınlarına karşı yeterli ve kalıcı önlemlerin alınıp alınmadığıydı. Çünkü bir kurumun yöneticilerinin olay yerine gelmesi başka, o olayın her yağmurda yeniden yaşanmasını önleyecek sistemi kurması başkadır. Benim eleştirim de bu noktadaydı.

Nitekim ertesi gün, yani 28 Ekim Çarşamba günü ilçelerden gelen haberler sanki beni destekliyordu…

*

Bodrum’da yollar göle döndü, araçlar mahsur kaldı. Dalaman’da Tersakan Deresi taştı; evler, iş yerleri ve tarım arazileri sular altında kaldı. Marmaris’te cadde ve sokaklar suyla dolarken, Köyceğiz’de göl taştı, Fethiye’de Ölüdeniz sular altında kaldı, yıllardır konuşulan drenaj sorunları yeniden gündeme geldi.

Elbette doğanın gücünü küçümseyemeyiz. Aşırı yağışlar büyük zararlara yol açabilir. Hiçbir altyapı sistemi her koşulda bütün suyu sorunsuz biçimde tahliye edeceğinin garantisini veremez. Ama insanın aklına şu soru geliyor:

Bizim çocukluğumuzda da yağmur yağıyordu. Muğla’nın dereleri ünlüydü… Yamaçlarda yollar Arnavut kaldırımıydı, yağmur suyunun önemli bölümünü toprak çeker, kalanlarını dereler taşırdı. Peki neden bugün her kuvvetli yağışın ardından aynı bölgelerde benzer manzaralarla karşılaşıyoruz?

Yağmurun yağmasını engelleyemeyiz. Ancak suyun nereden geleceğini, hangi güzergâhtan akacağını, hangi dereye ulaşacağını ve hangi bölgelerde taşkın riski oluşturabileceğini araştırabiliriz.

Altyapımızı bu risklere göre planlayabilir, eksiklikleri giderebiliriz; Neden “sel kapanları” düşünmüyoruz, neden yağmur sularını göletlere, küçük barajlara toplamıyoruz?

Bugün bu sert yağışta üstü kapalı Karamuğla Deresi sorun olmuyorsa bu, Muğla ile alakasızların itibarsızlaştırmaya çalıştığı Osman Gürün’ün başkanlığında düşündüğü sel kapanları sayesindedir…

*

Benim eleştirim de tam olarak bu noktada başlıyor.

Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın yağış sırasında sahada bulunması, ekiplerin çalışmalarını takip etmesi elbette önemli… Orada görev yapan çalışanların emeğini de görmezden gelemeyiz. Ancak bir yöneticinin sahada bulunması başka, aynı sorunun tekrar yaşanmasını önleyecek sistemi kurmak başkadır.

İşte bu da MUSKİ ve DSİ’den beklenir…

Daha önce sorduğum “Peki ya MUSKİ?” sorusu, MUSKİ yöneticilerinin sahada olup olmadığıyla ilgili değildi. Orada olduklarını görüyordum. Benim sorum, yıllardır tekrarlanan su baskınlarına karşı yeterli ve kalıcı önlemlerin alınıp alınmadığıydı. Çünkü vatandaşın istediği, her yağmurdan sonra su tahliye çalışmalarını izlemek değil, bir sonraki yağmurda aynı mağduriyeti yaşamamaktır…

*

MUSKİ’nin önündeki en önemli soru: YAĞMUR SUYU MASTER PLANI NEREDE?

Bu noktada kamuya açık resmî belgelerde dikkat çeken bir veri var.

Muğla Büyükşehir Belediyesinin “2024 faaliyet raporunda yağmur suyu master planı için “yapılmamıştır” ifadesi yer alıyor. Aynı raporda yağmur suyu ana hattı projelendirme ve yapım çalışmaları için “10 kilometrelik” hedef belirlenirken gerçekleşmenin 4 kilometrede kaldığı belirtiliyor!

Bu veriyi görmezden gelemeyiz. Şimdi ne durumdayız acaba? Antalya da COP 31’de “Muğla’da iklim değişikliğine karşı önlemlerden” söz ederlerken bu konularda ne söyleyecekler bakalım…

Ancak hakkaniyet adına şunu da belirtelim: Bu bilgiler 2024 dönemine ait. Dolayısıyla “bugün itibarıyla master planın hâlâ bulunmadığını veya o tarihten sonra hiçbir çalışma yapılmadığını” söylemek doğru olmaz. Tam da bu nedenle MUSKİ ve Büyükşehir Belediyesinden güncel bir açıklama bekliyoruz.

2024’te yapılmadığı belirtilen ‘yağmur suyu master planı’ bugün hangi aşamada? Tamamlandıysa nerelerde uygulanıyor? Henüz tamamlanmadıysa neden? Muğla’nın taşkın riski taşıyan bölgeleri için hangi teknik analizler yapıldı?

Bunlar son derece makul sorular…

*

MUSKİ’nin görevi yalnızca yağmur başladıktan sonra su tahliye etmek değil; kendi görev alanındaki yağmur suyu altyapısının işletilmesi, bakımı ve geliştirilmesi için de gerekli çalışmaları yürütmektir. Elbette her taşkının nedeni aynı değildir ve bütün sorumluluk tek bir kuruma yüklenemez.

Ancak Menteşe’de, Bodrum’da veya Fethiye’de aynı bölgeler tekrar tekrar su altında kalıyorsa vatandaş yapılan çalışmaların sonucunu sorgulayacaktır; Kaç kilometre boru döşendiği elbette önemlidir. Fakat daha önemli bir soru var: Bu yatırımlar taşkın riskini ne kadar azalttı?

DSİ’YE DE SORALIM: TERSAKAN DERESİ İÇİN HANGİ ÖNLEMLER ALINIYOR?

Dalaman’daki taşkın, meselenin yalnızca şehir içindeki yağmur suyu hatlarından ibaret olmadığını açıkça ortaya koydu. Tersakan Deresi’nin taşmasıyla evlerin, iş yerlerinin ve tarım arazilerinin zarar görmesi, dere sistemlerinin ve havza ölçeğindeki taşkın risklerinin de değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Burada Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne, yani DSİ’ye de sorularımız olacaktır.

DSİ’nin resmî açıklamalarında taşkın ve rüsubat kontrolü kapsamında etütler yapılması, projeler hazırlanması ve taşkın zararlarını azaltmaya yönelik yapıların uygulanması kurumun görevleri arasında sayılıyor. Öyleyse; Tersakan Deresi ve Muğla’nın taşkın riski taşıyan diğer dere sistemleri için hangi çalışmalar yürütülüyor? Riskli kesimler güncel verilerle değerlendirildi mi? Dere yataklarının, köprülerin ve menfezlerin taşkın anındaki durumu incelendi mi? Hangi ıslah projeleri tamamlandı, hangileri bekliyor? Tamamlanan çalışmaların taşkın riskini ne ölçüde azalttığı ölçüldü mü?

Tabii bir derenin taşması tek başına DSİ’nin görevini yapmadığını da kanıtlamaz. Aşırı yağışın büyüklüğü, havzanın özellikleri, yapılaşma ve diğer altyapı unsurları birlikte incelenmelidir. Ancak aynı bölgelerde taşkınlar yaşanıyorsa DSİ’nin kendi görev alanındaki çalışmaları ve sonuçlarını açıklaması da beklenir…

*

FETHİYE’DE 403 KİLOMETRE ALTYAPI YAPILDI. PEKİ ÖLÜDENİZ’DEKİ SORUN NE OLACAK?

Fethiye’den Orhan Okutan arkadaşımız konuyu sürekli gündemde tutuyor. Yerim kalmadı. Okutan’ın “Fethiye Yine Sular Altında” başlıklı yazısını https://www.facebook.com/fethiyealternatif linki tıklayarak okuyabilirsiniz. Şu kadarını söyleyeyim, Orhan Okutan arkadaşımız Fethiye’nin yine sular altında kalması ile ilgili olarak “Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca’nın geçmiş dönemde 403 kilometre altyapı hattı yapıldığına ilişkin açıklamaları bulunuyor. Ancak bu rakamın hangi altyapı türlerini kapsadığı, ne kadarının yağmur suyu tahliyesine yönelik olduğu ve taşkın riskinin azaltılmasına nasıl katkı sağladığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Çünkü altyapı yatırımlarının başarısı yalnızca uzunlukla ölçülmez.” diyor.

Orhan Okutan yazısında kurumların birbirine işaret ederek bu sorunu çözemeyeceklerine de dikkat çekiyor. “Muğla’daki taşkınları yalnızca MUSKİ’nin, yalnızca DSİ’nin veya yalnızca ilçe belediyelerinin meselesi olarak görmek doğru değildir.” ifadesinde de bulunuyor. Bu nedenle Muğla Büyükşehir Belediyesinin koordinasyonunda MUSKİ, DSİ ve ilçe belediyelerinin ortak bir plan çerçevesinde çalışması gerekiyor…

*

Muğla Planlama Ajansı MUPA’nın araştırma ve planlama çalışmaları da bu bütüncül yaklaşım içinde değerlendirilebilir. MUPA’nın görevleriyle MUSKİ’nin veya DSİ’nin teknik sorumluluklarını karıştırmadan, iklim riskleri ve altyapı ihtiyacına yönelik bilimsel çalışmaların kurumlar arasında nasıl değerlendirildiği açıklanabilir. Çünkü planlama yalnızca geleceğe ilişkin hedefler belirlemek değildir. Bugünün sorunlarını doğru teşhis edip yarının zararlarını azaltacak adımlar atmaktır.

Ancak galiba MUPA da eğitim kurumlarımızın MUSKİ’de stajlarını koordine etmekle meşgul. Eğitim kurumları MUSKİ ile aracısız iş yapamıyor mu bilemiyorum.

Yok hayır herkes işini yapsın talimatı verecek de değilim, ne haddime…

Yağmurun hesabını kimseye soramayız. Ama önlemlerin, yatırımların ve verilen sözlerin hesabını elbette sorarız…

-------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ: Bu alemi gören sensin. Yok gözünde perde senin. Haksıza yol veren sensin. Yok mu suçun burda senin. --Aşık Veysel