Büyük resmi mi kaçırıyoruz, yoksa gözümüzün önünde başka bir tartışma mı yürütülüyor?

Türkiye günlerdir TERA fonları, sermaye piyasalarındaki olağanüstü hareketler, tutuklamalar ve ortaya atılan siyasi-bürokratik bağlantılarla çalkalanıyor. Ortada ciddi iddialar var. Milyarlarca liradan söz ediliyor. Tutuklanan yöneticiler, araştırılması gereken para hareketleri ve cevap bekleyen sorular çoğalırken “Devlet vatandaşının soyulmasına göz yummaz” diyenlerde var.

Asrın soygunu ile karşı karşıyayız… Karşımızda sıradan bir finansal skandalın ötesinde, son derece karmaşık ilişkiler ağı bulunduğu iddia ediliyor. “Sanki FETÖ’nün finansal darbesi ile karşı karşıyayız” diyenler az değil… Ancak bütün bu gelişmeler, örgütlü olduğu söylenen finansal saldırı yaşanırken birilerinin de tartışmanın odağına Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık’ı koymuş olması oldukça manidar…

Acaba büyük resmi mi kaçırıyoruz? Yoksa gerçekten birileri bize “Cambaza bak!” mı diyor?

*

KİLER HOLDİNG: 7 LİRADAN 689 LİRAYA! PEKİ BU PARALAR NEREYE GİTTİ?

TERA fonlarıyla ilgili soruşturmanın en önemli boyutu, paranın kimlerden toplandığı, hangi işlemlerde kullanıldığı ve kimlerin bu süreçten kazanç sağladığıdır. Onları tanımıyoruz, ama kaybedenler belli: tamahkar, hırslı halkımız…

Türkiye Sigorta'nın TERA bağlantılı işlemlerine ilişkin iddialar, tutuklanan yöneticiler ve kamuoyuna yansıyan milyarlarca liralık rakamlar meselenin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.

Yatırımcıların paralarını geri almak için başvuruda bulunması da tartışmanın başka bir boyutu. Ancak para iadesi yapılması, varsa suçun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Zaten soruşturmanın temel amacı da yalnızca mağduriyetleri gidermek değil, iddia edilen işlemlerin arkasındaki ilişkileri ve sorumlulukları ortaya çıkarmak olmalıdır. Adalet Bakanı Akın Gürlek de bu yönde açıklamalar yapıyor.

Bu noktada “Bu sistem nasıl kuruldu? Kimler bu sisteme para aktardı? Kimler yönlendirdi? Kimler kazandı? Kimler kaybetti?” sorularına yanıt aranıyor. Bunların yanıtı da Maliye Bakanlığı’nda olmalı…

Bir başka dikkat çekici başlık Kiler Holding hisselerindeki olağanüstü fiyat hareketleri. Şirketin farklı sektörlerde yatırımları bulunuyor. Ancak kamuoyuna yansıyan fiyat hareketleri, şirketin piyasa değerinin kısa sürede nasıl bu kadar büyüdüğü konusunda ciddi sorular doğuruyor. Burada mesele bir şirketin hissesinin yükselmesi de değil. Mesele, bu yükseliş sırasında kimlerin alım yaptığı, kimlerin satış yaptığı ve olağanüstü fiyat hareketlerinden kimlerin kazanç sağladığıdır.

Uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI'nin halka açıklık oranına ilişkin soru işaretleri nedeniyle Kiler Holding'le ilgili endeks kararında değişikliğe gitmesi de bu tartışmayı önemli hale getirdi.

Peki, Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul bu hareketleri hangi ölçüde inceledi? 4 Şubat 2026 sonrasındaki satışlarda kimler vardı? Öncesinde kimler alım yaptı? Yüksek fiyatlardan satış yapanlarla daha önce alım yapanlar arasında bağlantı var mı?

Bunlar karmaşık sorular değil. İlgili kurumların inceleyebileceği, işlem kayıtlarıyla ortaya çıkarılabilecek sorular. İstenirse bir saatlik incelemeyle açıklanabileceği söyleniyor. AK Partilisi, CHP’lisi, YENİ Partilisi ve MHP’lisi, DEM Partilisiyle kamuoyunda beklenen de bu, ama herkes Valiye takmış durumda!

*

ŞAMİL TAYYAR NEDEN VALİ AKBIYIK'I GÜNDEMİN MERKEZİNE TAŞIDI?

Tam da bu gelişmelerin ortasında Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık'ın TERA bağlantılı fonlara yatırım yaptığı iddiası gündeme geliyor. Gazeteci Timur Soykan, BirGün'de Vali Akbıyık'ın fona 20 milyon liradan fazla para yatırdığını ve değerinin kısa sürede 50 milyon liraya kadar yükseldiğini, ancak zamanında çıkış yapamadığı için parasının tasfiye edilen fonda kaldığını yazdı. Haberde, Akbıyık'ın fona Fatma Betül Sayan Kaya'nın yönlendirildiği iddialarına da yer verildi.

Ardından Şamil Tayyar Vali Beyi istifaya çağırırken, internette dolaşan paylaşımlardan Vali Akbıyık’ın 50 milyon yatırım yaptığı algılanıyor. Algı bu olunca sosyal medyada “Vali bu kadar parayı nereden bulmuş?” diye soruluyor. Oysa eşi öğretmen olan Vali Dr. İdris Akbıyık 37 yıllık bir bürokrat olarak 50 milyonluk birikim de yapabilir. Üstelik bir valinin yatırım fonuna para yatırması suç değildir. Ancak kamu görevlilerinin mali işlemleri, kamu göreviyle bağlantılı bir çıkar çatışması ihtimali bulunduğunda elbette araştırılabilir: Paranın kaynağı nedir? Fon yöneticileriyle bir ilişki var mıdır? Kamu göreviyle bağlantılı herhangi bir menfaat söz konusu mudur?

Bunlar sorulabilir. Fakat henüz kanıtlanmamış iddialar üzerinden bir valiyi suçlu ilan etmek de doğru değildir. İşte bu noktada Şamil Tayyar'ın adeta linç girişimine yol açan açıklamaları tartışmanın merkezine yerleşiyor…

*

Elbette AK Parti eski milletvekili ve gazeteci Şamil Tayyar'ın herkes gibi soru sorma ve siyasi eleştiri yapma hakkı vardır. Ancak “TERA soruşturmasının bütün boyutları henüz açıklığa kavuşmamışken neden tartışmanın odağı giderek bir valinin kişisel yatırımına dönüşüyor? Vali istifa edince her şey halloluyor mu?” soruları da bu noktada önem kazanıyor.

Vali Akbıyık'ın yatırımı elbette araştırılabilir, mali kaynakları merak edilebilir, varsa çıkar çatışması ortaya çıkarılabilir, ama aynı hassasiyetin diğer siyasi isimler, bürokratlar ve iş insanları için de gösterilmelidir. Açıklanmayan isimlerin peşine düşülmelidir. Hukuk kişiye göre değişmemeli, şeffaflık da siyasi yakınlığa göre uygulanmamalıdır…

Bu arada Fethiye basını da TERA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen'in tutuklanmasının ardından Fethiye Anadolu Lisesi'nin yeniden yapımı için imzalanan protokolü gündeme getirdi. Burada da önemli olan, okulun yapımının nasıl sürdürüleceği ve verilen taahhütlerin yerine getirilip getirilmeyeceğidir.

Muğla Valisinin bir iş insanıyla kamu yararına yönelik bir protokolde aynı karede bulunması tek başına herhangi bir suçun kanıtı olabilir mi? Olmamalıdır…

Ancak kamuoyunun okulun geleceği konusunda bilgilendirilmesi gerekir. Fethiye'deki öğrencilerin, velilerin ve vatandaşların beklediği şey okullarının geleceği konusunda tatmin edilmesidir…

*

“BENİM OĞLUMU TUTUKLAYACAK ANASINDAN DOĞMADI!”

Tartışmanın bir başka dikkat çekici boyutu ise Yeni Şafak'ta yayımlanan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran, “Benim oğlumu tutuklayacak anasından doğmadı” ifadesi oldu. Böyle bir sözün gerçekten kime ait olduğu, kimin hakkında söylendiği ve hangi olayla bağlantılı olduğu somut biçimde ortaya konulabilmeliydi.

Çünkü mesele yalnızca bir kişinin tutuklanıp tutuklanmaması değil. Bir valinin istifası hiç değil…

Ve bir ülkede hiç kimse kendisini hukukun üzerinde göremez. Daha yeni 103. yaşını kutladığımız Cumhuriyet devletine ve hatta iktidarın sahibi AK Parti’ye rest çekememelidir. Bir kamu görevlisi, siyasetçi veya iş insanı veya yakını hakkında soruşturma yapılmasını engelleyebilecek bir makam ya da güç olmamalıdır.

Eğer ortada böyle bir meydan okuma varsa bunun muhatabı gazeteciler değil, hukuk olmalıdır…

Şimdi bütün bu gelişmeleri yan yana koyalım. Bir tarafta TERA fonları ve milyarlarca liralık para hareketlerine ilişkin iddialar... Diğer tarafta Kiler Holding hisselerindeki olağanüstü yükseliş ve düşüşler... Bir tarafta tutuklanan şirket yöneticileri ve bürokratlar... Diğer tarafta siyasi isimler, kamu görevlileri ve iş insanları arasındaki ilişkilerin araştırılması ihtiyacı... Ama Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık öne çıkarılıyor.

Ne alaka?

Acaba Şamil Tayyar'ın Vali Akbıyık'ı hedef alan çıkışı, kamuoyunun dikkatini daha büyük soruşturmanın diğer boyutlarından uzaklaştırıyor olabilir mi? Acaba birileri, bütün bu gelişmelerin ortasında tartışmanın tek bir isim üzerinden yürütülmesinden yarar sağlıyor olabilir mi?

Bu soruları sormak mümkündür. Ancak bunun bilinçli bir dikkat dağıtma operasyonu olduğunu söylemek için de elimizde kanıt yok… Bizim istediğimiz de zaten Vali Akbıyık’a yapıldığı gibi, birilerine suç isnat etmek değil, kamuoyunun beklediği gibi bütün bağlantıların açıklığa kavuşmasıdır…

*

SON SÖZ: CAMBAZ DEĞİL, BÜTÜN SAHNEYİ GÖRELİM!

Kimsenin yeni bir siyasi polemik istediğini sanmıyorum. Çok yorgunuz. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ta çok yoruyor. Bakalım yarın ne olur… Herkesin bu fon soygunu rezaletinde beklediği ise kapsamlı ve şeffaf bir soruşturmadır. Cambaza bakarken bütün sahneyi unutmayalım! Çünkü vatandaş cambazı değil, sahnenin arkasını görmek istiyor. FETÖ terör örgütü kalıntıları mı, kim ne var?

Muhalefet mi? Onlar birbirini yemekle meşgul…

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ: Hayat tramvay gibidir. Tam yer bulmuş oturacakken bir de bakmışsın son durağa gelmişsin. --Camillo Sbarbaro