Dün Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya için şu paylaşımında bulundu.
“Fatma Betül Sayan Kaya
YALNIZ DEĞİLDİR!”
Paylaşımın siyasi bir göndermesi, bir kinayesi olduğu açık. Ancak bu sözleri görünce insanın aklına başka sorular da geliyor; Menteşe Devlet Hastanesi yalnız mı? Muğla'nın sağlık sorunları yalnız mı? Fethiye ve Seydikemer'in cevap bekleyen soruları yalnız mı?
Aslında Muğla'nın gündeminde konuşulması gereken çok şey var. En günceli Menteşe Kent Konseyi ev sahipliğinde TMMOB Muğla İl Koordinasyon Kurulu ile Muğla Tabip Odası'nın bir araya gelerek “Menteşe yalnız değildir” demesi de bunun bir göstergesidir.
Toplantıda Op. Dr. Naki Bulut'un söylediği şu sözler ise meselenin özeti gibi duruyor:
“Kapatmayı değil yaşatmayı, küçültmeyi değil güçlendirmeyi, tartışmayı değil çözüm üretmeyi istiyoruz.”
Bugün Muğla’nın sağlığını, yönetenlerinin, seçilmişlerinin sağlıksızlığını ortaya koyacaktık, “Fatmagül’ün suçu ne?” diyeceğiz… Muğla’nın sağlığına, nabzına, tansiyonuna haftaya bakarız…
*
FATMA BETÜL SAYAN KAYA VE CEVAP BEKLEYEN SORULAR…
Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinde de bulunmuş ve bulaştığı fon skandalı nedeniyle istifa etmek zorunda kalan Fatma Betül Sayan Kaya, bu kez sermaye piyasalarına ilişkin yürütülen büyük bir soruşturmayla gündemde.
Kaya, 5 Kasım 2026 tarihinde ikinci kez ifade vermesinin ardından tutuklandı. Eşi İlyas Kaya ve eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Soruşturmanın merkezinde Özata Denizcilik hisseleri ve yatırım fonlarının tasfiye süreci bulunuyor. Savcılığın tutuklamaya sevk yazısına göre Kaya’da aldığı hisseleri 16 Eylül'de Tera Yatırım'a virman yoluyla devretti. Fonların tasfiye kararının ise 17 Eylül'de alındığı belirtiliyor.
Normal şartlarda T+2 takas sürecine tabi olduğu ifade edilen hisselerin virman yoluyla devredilmesi ve satış bedelinin aynı gün hesaba yatırılması, savcılığın dikkat çektiği hususlar arasında yer aldı.
Savcılık, Kaya'nın tasfiye kararını önceden bildiği ve kamuya açıklanmamış bilgilerden yararlanarak işlem yaptığı iddiasında. Kaya ise daha önceki ifadesinde yatırım kararını kendisinin verdiğini, özel bilgi almadığını ve yönlendirilmediğini söylemişti. Tabii tutuklama mahkûmiyet anlamına da gelmez. Bu yargılama sonucunda kesinleşmiş mahkeme kararıyla belirlenebilir.
Ancak bu durum; soruşturmanın ortaya çıkardığı ilişkiler ve para hareketleri, kamuoyunun başka sorular sormasına da engel değildir…
*
“YANLIŞ YAPANLA VEDALAŞIR, YOLUMUZA DEVAM EDERİZ”
Doğrusu kimse Fatma Betül Sayan Kaya'nın tutuklanmasını beklemiyordu. Tersine korunduğu düşünülüyordu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Kasım 2026 Perşembe günü Güney Kore ziyaretinden dönüşünde, uçakta gazetecilerin fon soruşturmasına ilişkin sorularını yanıtlarken “Bakıyorsunuz hiç ummadığınız insanlar, bu işlerin içerisine girmişler. Yargı bunları tespit ediyor ve gerekeni yapıyor.” diyerek özellikle “Gerek mevzuat gerek idari tedbirler gerek yargı süreçleri hepsi yakın takibimizde.” ifadesinde bulundu.
Rüşvet, usulsüzlük ve suistimallerin tek tek ortaya çıkarılmakta ve Devlet Denetleme Kurulu’nun devrede olduğuna dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki Fon Koordinasyon Kurulunun da düzenli olarak toplandığını aktardı. Fonların tasfiye ve geri ödeme sürecine ilişkin de kamu bütçesinden ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, tahsilatların ardından hak sahiplerine ödemelerin gerçekleştirileceğini ifade ederken, “Haksız kazanç sağlayan, sermaye piyasalarını manipüle eden veya bunlara çanak tutan kim varsa, bunun hesabını verecek.” sözü çok dikkat çekiciydi…
Erdoğan’ın bu sözlerinin ardından ifadeye çağrılan Fatma Betül Sayan Kaya'nın hakimliğe sevk edildiği saatlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sosyal medya hesabından Erdoğan'ın konuşmasından bir bölümünün yer aldığı videoyu yayımlaması ve videoda Erdoğan'ın şu “AK Parti'nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Varsa bir sorun çözer, işimize bakarız... Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı.” ifadesine de yer verilmesi ise daha dikkat çekiciydi. Ve Bakan Gürlek, paylaşımında “#DuruşumuzBelli” etiketini kullanırken Erdoğan'ın açıklamalarından şu ifadelerine de yer vermesi anlamlıydı:
“Biz, tazelenerek ilerleriz! Biz, her dem yeniden doğarız. Biz, yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Bakalım Muğla’dan kimlerle vedalaşılacak…
*
PEKİ, FETHİYE VE SEYDİKEMER BU DOSYANIN NERESİNDE?
Fatma Betül Sayan Kaya'nın adı daha önce Fethiye, Dalaman ve Seydikemer'deki taşınmaz alımlarıyla da gündeme gelmişti.
Bu konuda Fethiye Alternatif Bakış, Fethiye'de ultra lüks villa niteliğindeki gayrimenkullere yönelik yatırımlar yapıldığı, Seydikemer'in önemli turizm bölgelerinden Karadere-Gavurağılı mevkiinde araziler satın alındığı yönündeki iddiaları gündeme taşımıştı. Bu arazilerden bazılarının önce annesinin, daha sonra yeğeninin üzerine geçirildiği de ileri sürülmüştü.
Fon soruşturmasıyla birlikte bu iddiaların yeniden gündeme gelmesi tesadüf olmasa gerek. Çünkü vatandaşın merak ettiği konu yalnızca borsada ne kadar para kazanıldığı değil, malvarlığının hangi ekonomik kaynaklarla oluşturulduğudur. Elbette bir taşınmazın aile bireyleri arasında devredilmesi tek başına suç oluşturmaz. Bir gayrimenkulün kim adına kayıtlı olduğu da tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmeyecektir. Yine de Fethiye Alternatif Bakış ile gündeme gelen sorular yanıtlanmayı bekliyor:
Fethiye'deki taşınmazlar hangi tarihlerde ve hangi bedellerle satın alındı? Seydikemer Karadere-Gavurağılı bölgesindeki araziler hangi kaynaklarla alındı? Ödemeleri kim yaptı? Aile bireyleri arasındaki devirlerin gerekçesi neydi? Taşınmazların finansmanında hangi banka hesapları ve hangi gelir kaynakları kullanıldı? Bu alımlarda yerel aracılar devreye girdi mi? İmar planı değişiklikleri, ruhsat işlemleri veya kamu kurumlarının kararlarıyla bağlantılı bir durum söz konusu mu?
Bunlar kimseyi suçlu ilan etmek için değil, kamuoyunun bilme hakkı olduğu için sorulması gereken sorular olduğunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum…
*
SADECE BORSA İŞLEMLERİ Mİ ARAŞTIRILACAK?
AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar'ın yaptığı açıklama da soruşturmanın başka bir boyutuna dikkat çekti. Tayyar, TERA ve SPK kayıtlarında söz konusu işlemlere ilişkin daha önce tespitler bulunduğunu, hatta TERA içinden SPK'ya suç duyurusunda bulunulduğunun bilindiğini belirterek geçmişte ihmali veya kastı bulunan kamu görevlilerinin de araştırılması gerektiğini savundu.
Bu açıklama “Eğer söz konusu işlemlere ilişkin daha önce tespitler yapıldıysa, bunlar hangi tarihte yapıldı? İlgili kurumlar hangi işlemleri gerçekleştirdi? Herhangi bir ihmal veya sorumluluk söz konusu mu?” sorularını beraberinde getiriyor. Soruşturmanın yalnızca işlem yapan kişilerle sınırlı kalmaması, varsa denetim ve gözetim sorumluluğunun da hukuka uygun biçimde incelenmesi gerekiyor.
Aynı yaklaşım Fethiye ve Seydikemer'deki taşınmaz iddiaları için de geçerli. Taşınmazların tapu geçmişi, satın alma bedelleri, finansman kaynakları ve imar süreçleri birbirinden bağımsız belgelerle incelenebilir. Eğer herhangi bir usulsüzlük yoksa bunun ortaya konulması da kamuoyunun şüphelerini giderecektir…
*
MUĞLA'DA SİYASETİN VE KAMU YÖNETİMİNİN SINAVI
Bir kentte siyaset yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmamalıdır. Zaten ülkemizde ve Muğla’mızda siyaset seçim dönemi dışında da 7-24 yapılır ve siyasetçiler dışında herkesçe yaşanır!
Muğla'nın sağlık sorunları, hastanelerinin geleceği, Fethiye ve Seydikemer başta her yerindeki arazi hareketleri, yerel yönetimlerin imar kararları ve kamu kaynaklarının kullanımı birbirinden farklı görünse de ortak bir noktada buluşuyor:
Kamu yararı ve hesap verebilirlik…
Siyasi görevlerde bulunmuş kişilerin malvarlıkları hakkında soru sorulması nasıl doğal bir kamuoyu denetimiyse, bu soruların yanıtlarının da belgeye dayanması aynı derecede önemlidir. Kimse siyasi kimliği nedeniyle suçlu ilan edilmemeli. Ama hiç kimse de geçmişte taşıdığı unvanlar nedeniyle kamuoyunun sorularından muaf tutulmamalı.
Yani Muğla'nın ihtiyacı olan şey siyasi polemik değil, açıklıktır, samimiyettir. Fethiye'nin, Seydikemer'in ve bütün Muğla'nın ihtiyacı olan şey, iddiaların havada kalmaması ve gerçeklerin belgelerle ortaya çıkarılmasıdır.
Menteşe Devlet Hastanesi'nin geleceğini de konuşacağız. Muğla'nın sağlığını da… Fethiye'nin villalarını, Seydikemer'in arazilerini, tapu kayıtlarını, mülkiyet devirlerini ve imar süreçlerini de…
Çünkü sorun bir kişinin yalnız olup olmaması değil, kamuoyunun sorduğu soruların cevapsız bırakılmamasıdır.
Muğla’nın sağlığına, nabzına, tansiyonuna haftaya bakarız…
--------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Yöneticilik, işleri doğru dürüst yapmaktır. Liderlik ise, doğru olanı yapmaktır. --Stephen Covey