Milas'ta 3 Kasım günü belediye meclisinde gerçekleştirilen başkan vekilliği seçiminde YENİ Parti'nin adayı Avukat Barbaros Gezgin, dört tur süren oylamanın son turunda 18 oy alarak başkan vekili seçildi. Cumhur İttifakı'nın adayı Sibel Karakaş 10 oyda kaldı. CHP'nin adayı Çağlar Koban ise üçüncü turda bir harfin azizliğine uğradı ve yarış dışı kaldı. Ancak Milas'ta asıl tartışma yeni başladı;
Çünkü Milas'ta yaşananları yalnızca 18'e karşı 10'luk bir sonuç üzerinden değerlendirmek, meselenin en önemli bölümünü gözden kaçırmak olacaktır. 18 oyun siyasi anlamı bir yana, 2024'te sandıktan çıkan iradenin bu süreçte nasıl temsil edildiği ve bundan sonra nasıl temsil edileceği de çok önemlidir. Bu noktada en önemli soru ise şu:
Ya Fevzi Topuz dönüp geri gelirse? Daha da önemlisi, bütün bu gelişmeler yaşanırken Milas halkının sandıkta ortaya koyduğu irade ne kadar gözetildi? YENİ Parti, gurup kararı alan CHP’ye neden teşekkür etmedi…
*
SEÇMEN İRADESİ SADECE SEÇİM GÜNÜ MÜ HATIRLANIR?
Milas halkı tercihini 2024 yerel seçimlerinde yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı Fevzi Topuz, 46 bin 349 oy alarak belediye başkanı seçildi. Elbette Fevzi Topuz’un da etkisi vardır, ama bu sonuç Milas halkının yerel yönetim tercihinin sandığa yansımasıdır.
Ancak Topuz'un tutuklanması ve İçişleri Bakanlığı tarafından geçici olarak görevden uzaklaştırılmasının ardından belediyede yeni bir süreç başladı. Kamu hizmetlerinin aksamaması için başkan vekilinin belirlenmesi gerekiyordu. Bunun yasal yöntemi de belediye meclisinin seçim yapmasıydı. Buraya kadar tamam. Bu noktada ise önemli bir ayrım var: Bir göreve hukuken seçilmek başka, o görevin siyasi ve demokratik temsil boyutunu tartışmak başka olacaktır.
Başkan vekilliği seçimi, 2024 yılında yapılan belediye başkanlığı seçiminin yenilenmesi olmadığı gibi, meclisin yasal yetkisini kullanarak geçici yönetim sorumluluğunu üstlenecek kişiyi belirlemesidir. Dolayısıyla ortaya çıkan tabloyu bir partinin Milas halkından yeni bir seçim yetkisi almış gibi sunmak doğru olmaz. Hatta ayıptır, etik değildir. Yani, meclis kararının hukuki sonucu ile halkın sandıkta ortaya koyduğu siyasi tercih birbirine karıştırılmamalıdır…
*
UZLAŞMA SÖYLEMLERİ NEDEN ORTAK ADAYDA BULUŞMADI?
Seçim öncesinde CHP ile YENİ Parti arasında kutuplaşma yaşanmaması, geçiş döneminin sağlıklı yönetilmesi ve Fevzi Topuz'un görevine dönmesine kadar mevcut siyasi iradenin gözetilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmeler dile getiriliyordu. Bunlar üzerinde durulması gereken yaklaşımlardı. Ancak sonuçta YENİ Parti kendi adayını çıkardı. CHP kendi adayını belirledi. Cumhur İttifakı da ortak adayla yarışa katıldı.
Peki, uzlaşma arayışı neden ortak bir formüle dönüşmedi?
CHP ile YENİ Parti arasında ortak aday üzerinde ciddi bir müzakere yapıldı mı? Yapıldıysa neden sonuç alınamadı? Fevzi Topuz'un görevine dönüş ihtimali de dikkate alınarak geçiş dönemine ilişkin ortak bir siyasi tutum geliştirilemez miydi?
Elbette YENİ Parti'nin aday gösterme hakkı vardır. Ancak siyasi hakların kullanılması kadar, seçim öncesinde savunulan ilkelerin nasıl hayata geçirildiği de önemlidir. Uzlaşma yalnızca iyi niyet açıklamalarıyla olmaz. Gerektiğinde siyasi beklentileri ikinci plana bırakabilmeyi de gerektirir.
Bu noktada tarafların kamuoyuna açıklama yapması gerekiyor. Bu konuda görüştüğüm YENİ Partili dostlar “Fevzi beyle görüşüldü. Barbaros Gezgin ismini verdi.” dediler. “Kime vermiş?” sorumun yanıtını alamadım…
*
18 OYUN SIRRI: SEKİZ OY NEREDEN GELDİ?
Seçimin en dikkat çekici bölümü ise son turdaki oy dağılımı oldu. İlk üç turda Barbaros Gezgin'in oyları 9-10 bandında seyretti. Üçüncü turda Gezgin ve Cumhur İttifakı adayı Sibel Karakaş 10'ar oy alırken CHP'nin adayı Çağlar Koban bir oyunun kabul edilmemesi sonucu 9 oyda kaldı ve yarış dışı oldu. Gezgin ve Karakaş’ın yarıştığı son turda ise Gezgin 18 oya ulaştı. Aradaki sekiz oy nereden geldi? CHP'li meclis üyelerinden mi?
Seçim sonrasında yapılan bazı açıklamalarda CHP'li sekiz üyenin Gezgin'e destek verdiği yönünde değerlendirmeler gündeme geldi. Raşit Cengiz Hoca’nın sayfasından destek verdiği düşünülen üyelere teşekkür edilmesi gerektiğine ilişkin sözleri ve Ahmet Değirmenci'nin CHP'li üyelerin siyasi aidiyetlerini koruyarak destek verdiği yönündeki değerlendirmesi de tartışmayı büyüttü.
Şimdi herkes merak ediyor: Bu destek bir siyasi uzlaşmanın sonucu muydu, kişisel tercihlerin toplamı mıydı, yoksa seçim sürecinde oluşan başka bir mutabakatın yansıması mıydı?
Bu arada özellikle seçimi yakından izleyen Yeni Parti MYK Üyesi Yaşar Tüzün’ün adayları dördüncü oylamaya katılamayınca Barboros Gezgin’e destek için gurup kararı alan CHP’lilere bir teşekkür etmemesi tepkilere yol açtı. Doğrusu en az “Fevzi Topuz’un isteği yerine geldi” ifadesi kadar şık olmadı, yakışmadı…
*
BİR HARF, BİR OY VE DEĞİŞEN SİYASİ DENGE!
Seçimin üçüncü turunda yaşanan bir başka gelişme de açıklığa kavuşturulmayı bekliyor.
CHP'nin adayı Çağlar Koban'a verilen bir oyun, adındaki “ğ” harfi yerine “g” yazılması nedeniyle geçersiz sayıldığı haberlerde aktarıldı. Bu oy geçerli kabul edilseydi üçüncü turdaki oy dağılımı değişebilir miydi? Seçimin son turuna kalacak adaylar bakımından farklı bir sonuç ortaya çıkabilir miydi?
Bunlar önemli sorular. Elbette seçim kurallarının uygulanması gerekir. Ancak bir oyun geçersiz sayılmasına ilişkin gerekçenin de açık, anlaşılır ve mevzuata uygun biçimde ortaya konulması gerekir. Oy pusulasında adayın kim olduğunun belirlenebilirliği, yazım farklılığının niteliği ve geçersizlik ölçütleri birlikte değerlendirilmeliydi.
Oy neden geçersiz sayıldı? Hangi mevzuat hükmü esas alındı? CHP grubunun itirazları olduysa bunlar nasıl değerlendirildi? İtirazlar seçim tutanaklarına nasıl yansıdı?
Bunlar önemli…
Üçüncü turda Çağlar Koban değil de “Çaglar Koban” diye oy kullanan CHP’li üyenin kim olduğu ve bu oyu bilinçli mi kullandığı bilinmiyor, CHP’liler “Meclis’te başka Çağlar Koban yok ve bir oy iptal edilemez, ama bu hata nedeniyle seçim iptal edilebilir” diyerek itiraza hazırlanıyorlar…
*
CHP'NİN DE KENDİSİNE SORMASI GEREKEN SORULAR VAR!
Bütün sorumluluğu YENİ Parti'ye yüklemek de haksızlık olacaktır. CHP'nin de kendi siyasi ve örgütsel tutumunu değerlendirmesi gerekiyor.
Milas'ta CHP'nin belediye meclisindeki konumu ve 2024 seçimlerinde aldığı oylar ortada. Buna rağmen başkan vekilliği seçiminde ortak bir aday üzerinde neden uzlaşma sağlanamadı? Çağlar Koban'ın adaylığı konusunda nasıl bir siyasi değerlendirme yapıldı? Üçüncü turda CHP adayı elendikten sonra son tur için grup kararı alındı mı? Alındıysa bu karar neydi? Alınmadıysa meclis üyelerinin bireysel tercihlerine neden ihtiyaç duyuldu?
CHP yönetiminin bu süreci yalnızca seçim sonucu üzerinden değerlendirmesi yeterli olmayacaktır.
Yerel örgüt, belediye meclisi üyeleri ve genel merkez arasında nasıl bir siyasi koordinasyon yürütüldüğü de açıklanmalıdır.
Özgür Özel'in farklı yerlerde görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarının yerine yapılacak seçimlerde seçmen iradesinin korunmasına yönelik dile getirdiği yaklaşımın Milas'taki gelişmelerle nasıl örtüştüğü de tartışılmalıdır.
Milas’ta 2024 yerel seçiminde Milaslıların iradesi CHP’den yana olmuştu. Salı günü belediye meclisinde yapılan seçimde Milaslıların iradesi korundu mu?
Genel merkezde savunulan ilkeler ile yerelde ortaya çıkan siyasi tablo arasındaki ilişkiyi kamuoyunun bilmeye hakkı olmalıdır…
*
BAŞKA BİR YOL MÜMKÜN DEĞİL MİYDİ?
Ara başlık Mustafa Gündoğ’un… Bodrum'dan Mustafa Gündoğ'un 4 Kasım tarihli “Bir Mağduriyetten Zafer Çıkarmak: Fikri Yoksunluk” başlıklı yazısında ortaya koyduğu tartışmalardan biri de siyasetin alternatif çözüm üretme kapasitesi oldu.
Meclisteki siyasi dengeler dikkate alınarak, kararın yeniden Milas halkına bırakılmasını sağlayabilecek farklı bir yol tartışılabilir miydi?
Bu noktada önerilen meclisin yeniden oluşması, istifa ve yedek üyelerin göreve gelmesi gibi yöntemlerin hukuken uygulanabilir olup olmadığı ayrıca incelenmelidir. Bunları doğrudan geçerli ve uygulanabilir bir çözüm olarak sunmak mümkün değil. Ancak tartışmanın özü önemli:
Siyaset yalnızca mevcut yasal seçenekler arasından bir makamı kazanma mücadelesi midir? Yoksa olağanüstü dönemlerde toplumun ortak yararını gözeten farklı çözüm yolları geliştirebilme becerisi midir? Seçilmiş belediye başkanının geçici yokluğunda, onun temsil ettiği seçmen tercihini daha geniş biçimde gözeten bir siyasi uzlaşma aranamaz mıydı?
Tarafların bu soruya vereceği yanıt, seçim sonucundan çok daha uzun süre tartışılabilir…
*
YARIN FEVZİ TOPUZ GÖREVİNE DÖNERSE NE OLACAK?
Bu ara başlıkta Mustafa Gündoğ’un… Bütün tartışmaların en önemli noktası belki de budur. Fevzi Topuz hakkındaki soruşturma ve tutukluluk süreci devam ediyor. Görevden uzaklaştırma ise geçici bir idari tedbir. Henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyetten söz edilemez.
Yarın hukuki sürecin seyri değişir ve görevden uzaklaştırma kararı kaldırılırsa ne olacak? Barbaros Gezgin'in başkan vekilliği görevi nasıl sona erecek? Meclisteki siyasi ilişkiler nasıl şekillenecek? Bugün yaşanan tartışmalar belediyenin geleceğini nasıl etkileyecek?
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesi, başkan vekilinin görev süresini yerine seçildiği başkanın görevine dönüşü veya yeni başkan seçilmesi gibi durumlarla ilişkilendiriyor. Bu nedenle başkan vekilliği kişisel ya da partisel bir mülkiyet hakkı değil, hukuki süreç boyunca üstlenilen geçici bir sorumluluktur. Bugün seçilen kişinin yarın hangi koşullarda görevi devredeceği de bu hukuki çerçevede değerlendirilmelidir.
Mustafa Gündoğ’a göre, siyasi aktörlerin bu gerçeği göz ardı etmemesi gerekiyor… Siz ne dersiniz?
Gündoğ’un yazısının tamamı için linki tıklayın; https://bodrumhaber.com/bir-magduriyetten-zafer-cikarmak-fikri-yoksunluk/
-------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ: Ah, kimselerin vakti yok/ Durup ince şeyleri anlamaya. --Gülten Akın