Genelleme yapmak pek doğru bir yöntem olmamakla birlikte insanın etrafında olup bitenlere yönelik farkındalığı yüksek olunca, gözlem yaptıkça ister istemez birtakım çıkarımlarda bulunuyor. Buna ister genelleme deyin ister gözlem deyin, sonuçta ortalamaya dair bir bilgi oluyor. Bu açıdan gözleme önem veren, olup bitenlerin arka planını görmek isteyen biriyim.
Farkındalığı önemseyen biriyim.
Bunun içindir ki belki başkaları için de kolaylaştırıcı olur düşüncesiyle samimiyet ve samimiyetsizlikle ilgili bazı gözlemlerimi sizlerle paylaşmak isterim.
Günlük yaşamın rutini içine, sıradan bir konuşma içine sürekli vatan-millet edebiyatı sıkıştıranları samimi bulmuyorum.
Her fırsatta dinden bahseden, olup olmadık yerde dini referans arayan, etrafındakilere sürekli namaza ne kadar kaldığını soran ve her cümlesinin sonuna -geçmiş zaman da dâhil- “inşallah” ekleyenleri samimi bulmuyorum.
Birilerinin tercihiyle bir yerlere gelmiş, düzenini kurmuş, yükünü tutmuş, işleri tıkırında insanların; her fırsatta yüksek sesle emek, alın teri, liyakat konulu konuşmalar yapmasını samimi bulmuyorum.
Rahat koltuklarında oturup başkaları için sabır, fedakârlık, özveri telkin edip kendileri söz konusu olduğunda hiç risk almayıp kuralın/mevzuatın arkasına gizlenenleri; kendi adına en küçük fedakârlığa yanaşmayanları samimi bulmuyorum.
Kendine ait bir görüşü bulunmadığı için övmek ya da kınamak için sosyal çevresinin ve sosyal medyanın tepkisini kollayanları samimi bulmuyorum.
Hamasi söylemleri diline dolayıp başkalarının tercihlerini bu yönde değiştirmeye çalışırken, başkalarına yürünecek tek yol olduğunu söylerken, yan yoldan gitmeyi tercih edenleri samimi bulmuyorum.
Okumayan, derslerine çalışmayan, ezberleri tekrarlayıp duran, bilgi değil fikir beyan eden, kendisinde olmayan meziyetleri ve değerleri pazarlamaya çalışanları; bu tutarsızlığı görmediği gibi hâlâ başkalarının eksiği üzerinden satış yapanları samimi bulmuyorum.
Milli, dini, hamasi söylemler ve vatan-millet edebiyatı ile başkalarını korkutmaya çalışırken; her fırsatta kendisi için rant veya nüfuz devşirmeye çalışanları samimi bulmuyorum.
Muhataplarına açık, yalın, dolaysız, mübalağasız hitap etmek varken; abartılı, bol katkılı, efsunlu, maneviyat ve hamaset dolu cümlelerle hitap edenleri samimi bulmuyorum.
Adını her hikâyeye kahraman, her projeye lider, her cümleye özne olarak eklemeye çalışıp her fırsatta kendine bir paye devşirmeye çalışanları samimi bulmuyorum.
Doğruluktan, dürüstlükten, haktan ve hakkaniyetten bahsedip önünde engel, koltuğunda rakip olarak gördüğü kimseye çelme takmak için fırsat kollayanları samimi bulmuyorum.
İnsanın içinde, ilişkilerinde veya işinde var olan boşluğu bir şeyler ile doldurma gayretinden kaynaklanan her türlü fanatizmi ve ikame bir ideal uğruna gözlerimize sokulan hiçbir …severliği samimi bulmuyorum.
Herkes kendince bir bahane bulmakta, kendini savunacak bir argüman bulmakta, dahası beni ve benim gibi düşünenleri aforoz edecek bir söylem bulmakta zorlanmayacaktır.
Samimiyetsizliğin gölgesi üzerlerine düşen ve yalnızca kendilerini ikna edebilen bu insanlardan kurtulmak mümkün mü? Elbette değil ama yine de temkinli olmak lazım. En azından bunların süslü laflarına kanmamak, bunlara alışmamak lazım.
28.08. 2024