Dün (25 Ağustos 2025), Türkiye’ye çay tarımını getiren Zihni Derin’in vefatının 60. yılı idi. 2015 yılı da rahmetlinin vefatının 50. yılı idi. Hani belirli yıl dönümlerinde önemli şahsiyetler anılır ya… 2015’te Zihni Derin’in vefatının 50 yılını anmadık; bari bu yıl 60. yılında analım diye 15 Nisan 2025 günü Hamle’deki köşemizde yazı neşretmiştik. (https://www.hamlegazetesi.com.tr/makale/24621524/namik-acikgoz/olumunun-60-yilinda-zihni-derini-zihinlerde-diri-tutmak) Aynı ay, benden önce sevgili kardeşim Süleyman Akbulut da bir yazısında rahmetli Zihni Derin’den söz etmişti. Ben yazımı bitirirken şöyle demiştim: “Ölüm günü olan 25 Ağustos’ta adına toplantılar düzenlenmeli, şiir, resim ve kompozisyon yarışmaları düzenlenmeli; yapılacak tarımla ilgili toplantılara onun adı verilmelidir. Bu konuda Vilayet ve Belediye el-ele vermeli, Zihni Derin’in adını zihinlerde taze tutmalıdır. 2015 yılı onun ölümünün 50. yılı idi… Bir şey yapamadık bari bu yıl vefatının 60. Yılı ve doğumunun 145. Yılı münasebetiyle onu analım ve 2030 yılında da doğumunun 150. yılına hazırlanalım…”
Hem benim, hem de sevgili Süleyman’ın uyarılarına rağmen, maalesef yöneticilerimizde yaprak kıpırdamadı.
Bir şahsiyet düşünün… Doğu Karadeniz Bölgesi’nde temel gelir kaynağı olan çay tarımını 20. yüzyılın ilk yarısında başlatıp yöre ekonomisine büyük bir canlılık kazandırıyor ve bunu yapan şahıs hemşehrimiz… Doğalı 145 yıl, öleli 60 yıl olmuş ve bu şahısla ilgili yapılan tek şey, önce bir caddeye, sonra da bir İşhanı yapıp oraya adının verilmesi. Elbette bu ikisi de kadirşinaslığın ilk adımı olarak telakkî edilmelidir ama Zihni Derin ile ilgili olarak yapılanlar, bu kadar mı olmalıdır? Ülkesine çok güçlü bir ekonomik değer kazandırmış ve buna marka olma özelliği de katmış bir insan var ve halkın çoğunun yanı sıra üniversite için gelen öğrencilerin hiç biri Zihni Derin’in bu önemimim farkında değil. Cadde’de ve İş hanında bu ismi görenler, arka planda ne olduğunu asla bilmiyorlar. Elin oğlunda böyle bir imkân olacak, bırakın kendi şehir ve ülkesine, bütün dünyaya öğretirlerdi… Biz yöneticilerimizi uyaralım diye Nisan ayında yazı yazıyoruz; yöneticilerimizden tık yok!... Ya yazımızı okumadılar veya bu konulara önem vermiyorlar. O zaman bizler de boşuna yazıyoruz.
Düşünün, daha 100 yıllık bile olmayan bir çay tarımımız var ve çay üretiminde 5. sıradayız. Bunu nasıl başardık? Yılmayan, bıkmayan ve vaz geçmeyen bir şahsın dirayetli bakışı ve azmiyle başardık. Başlarda olumsuzluklar yaşandı, verim alınamadı… Hayal kırıklıkları oldu ama Zihni Derin vaz geçmedi. Bu özelliği ile o bir sabır ve azim abidesi olarak Türkiye ve dünya tarihine geçti. Binyıllardan beri çay üreten Çin’in ve komşu ülkelerinin olduğu alanda 5. sırada yer almak kolay değildi. Hem de100 sene içinde ve bütün olumsuzluklara rağmen.
Şehirlileşme/kentleşme bilinci, şehrin ortak değerlerine sahip çıkmak ve bu ortak değer üzerinden yeni kültürel üretimlerde bulunmakla oluşur. İnsanlar ortak değeri özümseyip sindirirler ve daha sonra merkezinde o özümsenen ortak değer olan üretimlerde bulunarak bir şehirli kimliği oluştururlar. Bu ortak değer Şâhidî gibi, Zihni Derin gibi şahıs da olur, türküler, masallar gibi edebî ve müzikolojik metinler de olur veya bir bitki, bir hayvan gibi tabiat unsurları da... Maalesef Muğla’da bunlar yerine, gene bir tabiat unsuru olan denizler üzerinden bir değer üretmekten öte gidilemedi. Denizlerin de şehre ve ilçelerine “ucuz insan gücü”nden başka bir katma değeri oluşturulamadı. Sahillerdeki işletmeler, ucuz iş gücü ile kazandıkları paraları, Muğla dışında harcadılar. Böylece harcanan Muğla oldu… Oysa Muğla’nın kültürel ve insanî değerlerinden bir marka yaratılsaydı, Muğla sadece vasıfsız iş gücü kaynağı olmaz, bir câzibe merkezi olurdu. Ne yazık ki ne şahsiyetlere sahip çıkıyoruz ne de kültür değerlerimize!... İşte en basit örneği Şâhidî ve Zihni Çakır… İkisine de sahip çıkamadık. İkisini de ne halkımıza mâl edebildik, ne üniversite öğrencilerine ve ne de yerli-yabancı turistlere!... 2023 yılında gelen Çinli nirvanacı turist grubunu Şâhidî’de ağırladığımızda müthiş etkilenmişlerdi. 2024 yılında gelen Hollandalı Mevleviler Şâhidî aşkıyla döndüler.
Muğla’ya her gelen turiste, özel yapım Zihni Derin çayı ulaştırsak güzel olmaz mı? Turistler dönerken yöreye özgü bir şeyler alıp dönmek isterler. Bundan birisi “Zihni Derin Çayı” niye olmasın?
Gene boşluğa mı konuştum Süheylâ?...