Geçen hafta sarnıç konusunda bunca yıldır yazdığımız halde yerel güçlerin bir türlü harekete geçmediğini yazmıştık. Bugüne kadar yazdığımız 8-10 sarnıç yazısından biri idi bu yazı ve maalesef gene etkili yetkililerden ses çıkmadı ama bu kültürün yaşatılması gerektiğini bilenler, yazımından dolayı teşekkür ettiler. Tabii mesele teşekkür almak değil; bu konuda bir toplumsal hassasiyet doğurmak.
Yazım yayımlandıktan sonra gelen en anlamlı paylaşım, Sayın Nevzat Çağlar Tüfekçi’den geldi.
Sayın Tüfekçi, Mesut Kırıklı’nın sarnıçla ilgili bir dilekçesinden söz ediyor. Dilekçe Milas Kaymakamlığı’na ve Müze Müdürlüğü’ne verilmiş.
MİLAS BAĞDAMLARI MAHALLLESİNDEKİ SARNIÇ
Konu ile ilgili olarak Mesut Kırıklı şöyle diyor:
"679 parsel içinde, acele kamulaştırma kararında bizim tarlamız da var. Tapuda sarnıç yer almamaktadır. Bağdamları Mahallesi, 229/6. Sarnıcın çekilmiş resimlerini atıyorum. Sarnıcın tescillenmesini, koruma altına alınmasını, kömür için yıkılmamasını istiyoruz. Bu konuda sesimizi ilgili yerlere duyurmanızı rica ediyoruz."
Talep açık… Beklenti açık…
Sayın Tüfekçi sosyal medya paylaşımında şunları söylemiş:
“Milas'ın zengin tarih ve kültür mirası içinde sarnıçlar önemli bir yer tutar. Milas'ın her bir yanında bu özgün mimariye sahip sarnıçlardan çokça bulunmaktadır.
Bu sarnıçların bazıları insandan kaynaklı olarak zarar görmüştür. Bazıları da kömür uğruna yok edildi veya yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.
Mesut Kırıklı bir Milaslı ve zeytinliği Yeniköy termik santrali için kamulaştırılacak 679 parselin içinde. Bu arazinin içinde de belki 200-300 yıllık bir sarnıç yer alıyor. Sarnıç Tapu kayıtlarında görünmüyormuş. Yani yapıya bu kültürel miras için bir not düşülmemiş yani yok hükmünde. Bugüne kadar da tescili yapılmamış.
Basın olarak Kaymakam Dr. Vural Karagül'e hoş geldiniz ziyaretinde bulunduğumuz sırada, Sayın Kaymakam'ın kültürel mirasa ilgi duyduğu ve önem verdiği izlenimi edindik.
Sayın Kaymakamımız tarafından, hem bu sarnıç hem de diğer sarnıçlar için tescillenme çalışmasının başlatılması dileğimizdir.
Asırlar boyu ayakta kalmayı başarabilmiş tarihi ve kültürel değerlerimiz, rant ekonomisine kurban girmemeli.”
Sayın Tüfekçi’nin paylaşımında söz konusu sarnıcın fotoğrafları da var. Ben vaktiyle o yerleri gezerken bu sarnıcı görüp fotoğraflamıştım. Arşivimi arasam, resmi bulurum.
Milaslı gazeteci arkadaşların ve Sayın Tüfekçi’nin hassasiyetine teşekkür ederim. Tabii ki Mesut Kırıklı’ya da özellikle teşekkür etmemiz lazım böyle bir hassasiyetten dolayı. Öyle ya… Yarın öbür gün maden dekapajında yok olma ihtimali olan bir sarnıç. Madene de ihtiyacımız var ama maden başka yerlerden de çıkar fakat sarnıç her yerde olmaz. O, Muğla’ya has bir kültürel zenginlik…
Yolumu bir gün Milas Kazıklı köyü üzerinden Akbük’e düşürdüm. O taraflarda da yol kenarlarında sarnıçlar vardı. Sonra Didim’in bir köyünde 13 tane sarnıç olduğu bilgisi geldi. Bir sanat tarihçi arkadaşa havale ettik. Her yere ben yetişecek değilim ya (!)
SARNIÇ BİR MARKADIR
Muğla ilindeki bütün sarnıçları gördüğümü söyleyemem. Elbette görmediğim sarnıçlar da vardır ama sarnıçların çoğunu gördüm. Eski Kültür ve Turizm Müdürü Erdem Uyanık, konuya eğilip sarnıçları kayda geçirmek istedi ama olmadı. Bildiğim kadarıyla 50 civarında sarnıç tescillenmiş. Onlarda ya Bodrum’daki gibi şehir içinde veya yol kenarında. Oysa dağ başlarında kuş uçmaz, kervan geçmez yerlerde o kadar çok sarnıç var ki…
YIKILAN SARNIÇLAR
Her sanıcın yıkılmasına çok üzülürüz elbette. Çünkü sarnıçlar bana mücevher taşı gibi gelir. Mimarisiyle, fonksiyonuyla, hikâyeleriyle, kitabeleriyle başlı başına bir kültürel zenginliktir sarnıçlar.
2000 başlarında gördüğüm Gündoğan’da Ömer Lutfî Efendi sarnıcı maalesef 2013’te yıkılmış. Bereket kitabesini ve sarnıcın fotoğrafını çekmiştim de elimde belge kaldı. Sonra kitabesini Hamle’deki köşe yazımda yayımladım.
Bodrum-Milas havaalanı ayrımındaki sarnıç yol yapımı esnasında iş makinasının vibrasyonundan yıkıldı gitti.
Güvercinlik’te ışıklara varmadan sağda bulunan dükkânların arkasındaki koca sarnıç, 2004 yılı Kurban bayramında yağmurdan yıkıldı.
Bitez-Yahşi arasında tepede bir sarnıcın kubbesi çökmüş; öyle kalmış. Bu sarnıcın kitabesi de var.
Daha nerelerde ne sarnıçlar yıkıldı kim bilir?...
Tabii bir de koruma adına kireçle boyayıp “appacık etme” salgını var. Kireçle yapının özgünlüğü gidiyor; bir de badana üstüne badana yapılırken kitabeleri okunmaz hale getiriliyor. 21 Aralık 2021 günü gündeme getirdiğim Bodrum girişindeki sarnıcın kitabesi, hâlâ berbat durumda mesela.
Sarnıçların tespitini en iyi muhtarlar yapar. Şimdi hepsinin cep telefonları vilayette ve belediyelerde var. Çekersin hepsine mesaj ve köylerindeki/mahallelerindeki sarnıçlarla ilgili konum bilgisi ve örnek fotoğraf istersin. Sonra bir ekip gidip her şeyini tespit edip bilimsel yayın yapılır ve tescillenir.
Her şeyi de benden beklemeyin yaaa!...