Üniversite tahsili için gittiğim Ankara’da 6 yıl kaldım ve en köklü arkadaşlıklarım orada oluştu. Daha sonra 12 sene de mesleğim gereği (akademisyenlik) Elazığ’da bulundum. Muğla’ya gene meslek gereği 6 Nisan 1994 günü geldim. Ankara’dan geçerken sevgili A. Nezihi Turan ile buluşup sohbet ettik. Dedim ya “en köklü dostluklarım orada oluştu” diye. O dostlardan biri de sevgili Nezihi idi. Nezihi, Muğla’ya gideceğimi biliyordu. “Muğla’da Tunceli Öğretmen Okulu sürgünlerinden Muammer Demirtaş, Halil İbrahim Nizamoğlu ve Muammer Aldağ var. Onları bul. “ dedi…

Yağmurlu bir Nisan günü Muğla’ya geldim. Kötekli’deki lojmanlara yerleştim. Tabii ilk zorluk, alış-veriş yapılacak bir yer olur her zaman. Şehrin yabancısısın ve işin kötü tarafı Muğla’da süper market yok o zamanlarda. Etrafa bakındık ve ertesi sabah Kötekli’deki Hoca’s Market’i keşfettik; alış-veriş için gittik.

Adı “market” idi ama bildiğin köy bakkalı idi… (Sonradan ne kadar matrak geçtik o İngilizce tamlamalı ad ile!... Sonra değişti elbette ve Hoca Market oldu. “Market”e vardım. Kasada uzun ve yağız yüzlü birisi oturuyordu. Vücudu pek görünmese de inde-dalan biri gibi görünüyordu.

Ekmek ve kahvaltılık bir şeyler aldım. Kasada oturan ince-dalan kişi “Sizi ilk defa görüyorum.” dedi. Ben de “Doğru… İlk defa görüyorsunuz. Çünkü Muğla’ya dün geldim.” dedim. Geliş sebebimi sordu. Akademisyen olduğumu söyledim. “Ben de öğretmenim.” deyince ilişkimiz tanışma faslına dönüştü. Adımı söyledim; o da “Benim adım da “Muammer” dedi; ben ‘Demirtaş’ı da var mı?” dedim. “Var.” dedi. “O zaman A. Nezihi Turan’ın size selamı var.” dedim. Nezihi’nin adını duyunca gözleri parladı. “Tunceli Öğretmen’den arkadaşım. Maraşlı.” dedi. Ben de “Evet.” dedim ve Nezihi ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ve Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’ndaki arkadaşlığımızdan söz ettim. İkimiz de bir dost etrafında birleşmenin sevincini yaşadık…

Ara kesit bilgisi

Tunceli Öğretmen Okulu, 1973 veya 74 yılında bir grup gencin yaşadığı trajedinin okuludur. İktidarda CHP-MSP koalisyonu; yani Ecevit-Erbakan koalisyon hükûmeti vardır ve Millî Eğitim Bakanı da Mustafa Üstündağ’dır. Üstündağ, belli başlı Öğretmen Okullarındaki ülkücü gençleri tıplayıp Tunceli Öğretmen Okulu’na sürgüne gönderdi. Amacı, güya şehir halkı ile ülkücü gençleri karşı karşıya getirip çoğunun canını almaktı. Öğrenciler önceden şehre duyurularak okulun yurduna yerleştirildi ve dersler başladı… Bir süre sonra halk gençlere sahip çıktı. Birkaç küçük sol fraksiyon kışkırtmalarla olay çıkarmaya falan kalktıysa da halk gençlere sahip çıktığı için can kaybı yaşanmadı. O zamanın haftalık Devlet Dergisinde, Yılmaz Yalçıner, konuyu bir karikatürle anlatmıştı.

Konuya devam

Muammer hoca Tunceli Öğretmen Okulunda okumuş ve arkadaşlarımla orada arkadaş olmuş bir ülkücü öğretmen idi. Çeşitli yerlerde öğretmenlik yaptıktan sonra memleketine (Pisi, Yeşilyurt’lu idi) dönmüş ve bir süre burada öğretmenlik yapmıştı. Öğretmenliğinin sonlarına doğru, Kötekli’de Turgut Altaş’ın evinin ön tarafında bir köy bakkalı (Hoca’s Market) açmış ve önce AİTİA, sonra Dokuz Eylül Üniversitesi’ne bağlı olan Muğla İşletmecilik Yüksek Okulu öğrencilerine hizmet veriyormuş. Öğrenciler o yıllarda daha çok yurtta kalıyorlarmış ve dükkân da yurda yakın idi. Eski öğrencilerden olup sonra akademisyen olan arkadaşlar, market ve Muammer hoca ile olan hatıralarını anlattılar. Parası olmayan öğrencilere gösterdiği kolaylıktan tutun da insanî ilişkilerindeki teşvik edici yönlerini anlata anlata bitiremiyorlardı. Muammer hoca, öğretmen olmanın verdiği donanım ile de gençlerin psikolojilerini anlıyor, ona göre tavır geliştiriyormuş.

Daha önce hiç duymadığım ve buna bağlı olarak bilgi sahibi olmadığım bir bilgiyi ilk defa Muammer hocadan duydum. Bir gün sohbetimizde, “Hocam, gençler ekmek kadar içki de tüketiyorlar. Kızlar bile içki soruyor.” dedi. Ben biraz steril yaşamışım galiba, üniversite öğrencilerinin alkol sevdasını ilk defa Muammer hocadan duydum ve acıdım.

Muammer hoca, yaradılış olarak heyecan adamı değildi ve işini asla hızlı yapmazdı. Alış-veriş esnasında, sadece para alıp vermez, para üstü hesaplamaz, zihninden hesap yaparken bir yandan da sohbet ederdi. Ortak arkadaşlarımızdan gelen fikrî ve insanî güven ile çok güzel sohbetler ettik ve başta Muğla olmak üzere az vatan kurtarmadık o dükkânda.

Lojmanlara yakın olduğu için o sıralarda 9-10 yaşında olan oğlum da giderdi bakkala. Hatta bir gün dedesi ile gitmişler ama dedesini normal kapıdan çıkarmamış, demir çitlerin üzerinden atlatmış.

“Muğla’yı ve vatanı kurtarırdık.” dedim. Muammer hoca yanlış hatırlamıyorsam 2014-2019 arası MHP’den Belediye Meclisi üyeliği de yaptı. Kötekli’nin sorunlarını iletmek için çoook sohbetler yaptık o köy bakkalında…

O bakkaldan evin günlük ihtiyaçlarını gidermenin yanında Pisi’nin meşhur “üzüm köfte”sini de alırdık. Hocanın kayınvalidesi yaparmış. Güvenilir bir ev ürünü idi. Bir süre aldık amam daha sonra “ambalajlama mecburiyeti” yüzünden getiremez oldu; o güzelim üzüm köftesinden mahrum kaldık.

O köy bakkalı, Kötekli’nin en eski esnaflarından biri idi. (Diğeri de pideci Hakkı Usta’dır. Bir de Kaptanın Kahve vardı. En eski esnaf bunlardı.) Muammer hoca sonra marketi devretti. Market hâlâ açık…

Muammer hoca ile en son 2 ay önce Koçtaş Yapı Market’te karşılaştık. Eşi, çocukları ve gelini vardı yanlarında. Oğlu ve gelini bir veteriner polikliniği açmışlar. Ayaküstü ne kadar konuşulursa o kadar konuştuk. Görüşmek üzere vedalaştık... Ama onu 12 Haziran günü bir kalp krizi sonucu maalesef kaybettik. Kaybolan sadece bir insan değil, Kötekli ve Muğla’nın bilinçli bir hafızası idi.

Allah rahmet eylesin. Başta ailesi olmak üzere sevenlerinin başı sağalsın.