Dünya'da en büyük petrol üreticisi ABD'dir.
ABD bu yılın başında Venezuella'nin petrolüne de resmen çöktü...
Hal böyle iken ABD'de petrol sıkıntısı nasıl olabiliyor ?
Mantıken ABD'de mazot, benzin gibi petrol ürünlerinin pahalı olmaması gerekir.
Ama durum tam tersi.
Hürmüz boğazının kapatılması ile İran, Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan petrolleri Dünya pazarlarına yeterince ulaşamıyor.
Hürmüz boğazından geçen petrolün çoğu da Çin ve Hindistan gibi ülkelere gidiyordu.
ABD'de mazot fiyatlarının yüksek olması nedeniyle Amerikan halkını çok rahatsız...
ABD'li çiftçiler de çok huzursuz.
Traktörler, tırlar, trenler ve gemiler mazot ile çalışıyor.
Mazotun pahalılığı tarımsal ürün fiyatlarını yukarıya çekiyor.
Tırlar ve gemiler de mazot ile çalıştığı için nakliye fiyatlar da artıyor .
Tüm bunlar hayat pahalılığını tetikliyor.
Petrol yüzünden hayat pahalılığının Avrupa ve Türkiye'de olması gayet doğal.
Ama, petrol zengini ABD'de mazotun pahalıya satılması ve hayat pahalılığının yaşanması garip.
Önümüzdeki kasım ayında ABD'de Parlamento yenileme seçimleri var.
Trump kasım seçimlerinde Cumhuriyetçilerin kazanmasını istiyor.
Hayat pahalılığı yüzünden kasım ayndaki seçimi Demokratlar kazanır ise, ABD Başkanı Trump "Topal Ördek" durumuna düşecek
Trump ABD'deki mazot sıkıntısını aşmak için G7 ülkelerinden, savaş halinde kullanılmak üzere stokladıkları mazotun piyasaya sürmelerini istedi.
Avrupa, petrolün bir kısmını ABD'den ithal ediyor.
Trump G7'ye "Siz stoklarınızı kullanın ki, bizden petrol alımını azaltın, petrol fiyatları da düşsün" diyor adeta.
G7 devletleri de Trump'un bu isteğine "Evet" dedi...
Cumartesi gününden itibaren G7 ülkeleri depolarındaki mazotu piyasaya sürecekler.
ABD Başkanını rahatlatmak için Avrupa'da zaman içinde biriktirilen mazotlar piyasaya sürülüyor.
Hani ABD dünyadaki en büyük petrol üreticisi idi?
Dev petrol Holdingleri, ABD'de petrolü maliyet + makul kar fiyatına satmıyorlar.
Bunu sağlamak ABD Başkanının yetkisi dahilinde değil.
ABD'deki dev Holdingler ABD Başkanının seçimi kaybetme ihtimalini bile takmıyorlar.
Veya Holdingler, ABD Başkanının topal ördek konumuna düşmesini istiyorlar.
Dünya, dev Holdinglerin Demokrasi aldatmacası ile yönetiliyor.
Aslında dev Holdingler yönetiyor dünyamızı.
Ekonomi, sinema, kültür, medya, sanayi, ilaç sanayi, iletişim, uzay teknolojisi ve yapay zeka teknolojisi dev Yahudi holdinglerinin elinde.
Yani, yapay zeka ( AI ) demokrasi ile şekillenen devletlerin elinde değil,
ABD Hükumeti " Yapay zeka dünyayı ele geçirecek, tedbirler almalıyız" diye insanları korkutur iken, Çin "Fişini çekersin Yapay zeka da durur" diye tepki veriyor.
Yapay zeka ABD ve Çin'de bulunuyor.
Her iki ülkede de Siyonistler çok etkili.
Netanyahu 2024 yılında TV'ye çıkıp "Bizi hafife almayın. Elinizdeki akilli telefonlar bize aittir. Akilli telefonları her an bir bomba gibi kullanabiliriz. Yediğiniz çeri domatesleri bize aittir. İçtiğiniz Cola bize ait. Kullandığınız ilaçları biz üretiyoruz" diye insanlığa adeta meydan okumuştu.
İsrail ve Yahudiler adeta insanlığı rehin almış durumda.
Bir batakçı kumarının orta yerindeyiz maalesef.
İsrail ve Yahudiler ellerindeki imkanlar ile dev teknolojik Holdinglerin ürettiği yapay zeka ile insanlığı yok etme niyetinde.
Bunu sağlamak için ısrarla yıllardır Armegedon savaşından bahsediyorlar ve hazırlanıyorlar.
Siyonistler, bu imkanlarını kullanarak İslam Dünyasını mezhepler üzerinden, ırk üzerinden ayrıştırarak birlik ve beraberlik içinde olmasını engelliyorlar.
Bu sorun yalnızca bizim değil, tüm insanlığın sorunu haline gelmiştir.
Trump, ülkesinde yeteri kadar mevcut olan petrolü makul bir kar ile satılmasını bile sağlayamıyor...
Gerisini siz düşünün.
Tehlikenin farkında mısınız?
Kendimizi ve dünyayı, Yahudilerin gazabından koruyacak ileri teknolojiyi kısa zamanda yaratmak zorundayız.
Ülkemin Selçuk Bayraktar gibi zeki ve bilgiyi ürüne dönüştürebilen nice mühendislere ihtiyacı var.
Ülkemin zeki mühendislerinin moralini bozmaya kimsenin hakkı yoktur.
Partilerimiz, bu konularda çözümler, imkanlar ve vaatlerde bulunarak seçime girmelidirler.
İçeride lale devri gibi yaşamaya, dünyadaki değişime kör gözle bakarak halkımızın geleceğini ve vaktimizi çalmaya kimsenin hakki olmadığını, düşünüyorum...