Muğla’da siyaset hiçbir zaman yalnızca siyaset değildir. Turizm vardır, büyük yatırımlar vardır, arazi vardır, imar vardır, şirketler vardır. Ve bütün bunların tam ortasında siyaset vardır.

Bu nedenle Ankara’dan Muğla’ya uzanan her siyasi hikâyenin bir de ekonomik tarafı olur.

Son günlerde adeta “geliyorum” diye gelen ve YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin Fatma Betül Sayan Kaya'nın borsadan haksız kazanç sağladığını iddia eden açıklaması sonucu patlayan “fon soygunu” ile ilgili Muğla’da ortaya atılan iddialar da tam bu noktada önem kazanıyor.

Çünkü İstanbul merkezli fon soruşturması üzerinden başlayan tartışma, şimdi Muğla’nın Dalaman ilçesine kadar uzanmış durumda…

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin iddiası üzerine AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı’ndan istifa eden eski bakan Fatma Betil Sayan Kaya’nın babası Seydikemer’lidir. Ama bilen yoktu. Fatma Hanım’ı buralarda gören de yoktu. Ne zaman bakan oldu, Seydikemerliler farkına vardı. Sonra Muğla’da bilinir oldu. Derken AK Parti Genel Başkanı oldu, Muğla’da tanımayan kalmadı. Çünkü Muğla’dan ayrılmaz, partisinin Muğla İl Başkanlığı’nın Muğla’daki etkinliklerinde, Muğla’nın ilçelerinde sıkça boy göstermeye başladı.

AK Parti’nin 27. Dönem Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan Ankara’dan gelmez olurken, Fatma Betül Sayan Kaya da Muğla’dan gitmez olmuştu. Sanki genel merkez Muğla’daydı… İddiaları ilk haberleştiren Oda TV’den arkadaşımız Murat Sökdü hafta sonunda yaptığı paylaşımda şu ifadelerde bulundu:

“Fatma Betül Sayan Kaya'yı en az 10 defa aradım açmadı. Sorularımızı mesajla ilettik, yanıt vermedi. ​Muğla’dan Seydikemer’e, Fethiye’den Dalaman’a kadar tüm Ege; borsa manipülasyonları ve fon vurgunlarıyla büyük bir rant ağına dönüştürüldüğü iddialarıyla çalkalanıyor. ​Borsa manipülasyonu, aklanan milyarlar ve Ege’nin ipotek edilen toprakları!​Kamuoyu adına ısrarla sorduğumuz tüm bu vahim iddialar ve sorular ne yazık ki yanıt bekliyor.”

*

Murat Sökdü haberleriyle Muğla’da AK Partililerin “siyasi ilişkilerini” adeta “ticari ilişkiler” haline getirenlerin orta yerine pimi çekilmiş bomba bıraktı. Şimdi herkes Muğla’daki iddiaların Fatma Betül Sayan Kaya ile sınırlı kalıp kalmayacağını merak ediyor.

Önümüzde çok sayıda iddia, cevap bekleyen çok sayıda soru ve henüz birbirinden ayrılması gereken çok sayıda bilgi var. Ama soruların adresi belli: Seydikemer, Fethiye, Dalaman, Ortaca…

Önce şunu ayıralım; Ortada konuşulanların tamamı kesinleşmiş gerçekler değil. Bir bölümü gazetecilerin ulaştığı bilgiler, bir bölümü siyasi kulis, bir bölümü Murat Sökdü’ye gelen ihbarlar ve ihbarlar içinde taraflara yöneltilen ve henüz yanıtlanmamış iddialar.

Bu ayrımı yapmak gerekiyor, çünkü gazeteciliğin görevi bir iddiayı hükme dönüştürmek değil, iddianın peşinden gidip gerçeği ortaya çıkarmaktır. Murat Sökdü arkadaşımızın yaptığı da bu…

Dolayısıyla burada sorular soracağız. Kimseyi suçlu ilan etmeyeceğiz. Ama cevaplanması gereken soruları da görmezden gelmeyeceğiz…

*

Fatma Betül Sayan Kaya'nın Muğla ile son dönemde kurduğu siyasi temaslar kamuoyunun dikkatinden kaçmıyor. Muğla'daki parti programlarında, ilçe ziyaretlerinde ve teşkilat etkinliklerinde daha görünür hale gelen Kaya'nın, siyasi geleceği açısından da Muğla'nın önemli bir adres olabileceği yönünde kulisler konuşuluyor. İşte fon soruşturması tartışması da tam bu döneme denk geldi.

Odatv'deki haberde, Kaya'nın Dalaman'da yüksek tutarlı bir otel yatırımıyla ilişkilendirildiği ve kardeşiyle birlikte Muğla'nın çeşitli bölgelerinde çok sayıda arazi ve arsa edindiğinin ileri sürülmesi, tartışmayı başka bir boyuta taşıdı.

İddialar ağır. Fakat ağır olan iddianın kendisi değil, eğer varsa arkasındaki belgeler olacaktır. Çünkü taşınmazın tapusu, şirketin ticaret sicili, ortaklığın sözleşmesi, para transferinin banka kaydı vardır. Yani bunlar araştırılabilir. Bu nedenle sormak istiyorum: Dalaman'daki otel yatırımının ortakları kim? Şirket kimin? Sermaye nereden geldi? Hangi taşınmazlar kimlerin üzerine kayıtlı? Bu taşınmazlar ne zaman satın alındı? Satın alma bedelleri neydi?

Bunlar cevaplanması zor sorular değildir. Eğer iddialar gerçek dışıysa, belgelerle çürütülebilir. Eğer doğruysa, yine belgelerle ortaya konulabilir…

Burada gözden kaçırılmaması gereken bir başka nokta var.

Odatv’nin haberinde adı geçen Mehmet Tan'ın avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada, Fatma Betül Sayan Kaya ile Dalaman'da veya Türkiye'nin başka bir yerinde herhangi bir otel ortaklığı, şirket ortaklığı ya da müşterek yatırım bulunmadığı açıkça belirtildi.

Bu açıklama önemli. Çünkü haberde yer alan iddianın taraflarından biri doğrudan çıkıp “Böyle bir ortaklık yok.” diyor. Bu durumda gazeteciliğin ikinci aşaması başlıyor; Hangi taraf doğru söylüyor?

Bunu sosyal medya tartışmaları değil, ticaret sicili ve resmi kayıtlar gösterebilir. Eşinden boşandığı anlaşılan ve son genel seçimde AK Parti’nin Muğla üçüncü sıra milletvekili adayı olan Eylem Tan'ın ise kendisine yöneltilen sorulara cevap vermediği haberlerde yer aldı.

Bu da kamuoyundaki soru işaretlerini ortadan kaldırmış değil…

*

Evet iddialar muhtelif, haber olanlar var, kulislerde konuşulanlar var… O nedenle haber olmuş veya dedikodu olarak kulislerde kalmış bir iddia ortaya atıldığında cevap beklemek de doğal.

Bütün bu tartışmaların üzerinde ise çok daha büyük bir rakam duruyor: 2,2 milyar lira.

Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın Özata Denizcilik hisselerinden yaklaşık 163 milyon liralık yatırım yaparak kısa sürede yaklaşık 2,2 milyar liralık bir kazanç elde ettiği iddiası kamuoyuna yansıdı.

Bu gelişmelerin ardından Kaya'nın AK Parti'deki görevlerinden istifa ettiği bildirildi. Fakat tartışmanın en kritik noktalarından biri fona yatırılan paranın kaynağı ve kısa sürede elde edilen paranın akıbeti.

Bir tarafta söz konusu tutarın Hazine'ye ödendiğine ilişkin haberler çıktı. Diğer tarafta gazeteci İsmail Saymaz, Adalet Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı açıklamasında paranın ödenmediğinin ve mal varlıklarına tedbir konulduğunun kendisine aktarıldığını söyledi.

Burada artık yorum yapmanın anlamı yok. Çünkü ortada tek bir soru var: Para ödendi mi, ödenmedi mi?

Bunun cevabı bir belgeyle verilebilir. Dekont varsa mesele kapanır. Yoksa neden yok olduğu açıklanır…

*

Muğla açısından asıl mesele…

Bence bütün tartışmanın en önemli tarafı burada. Bu mesele yalnızca Fatma Betül Sayan Kaya'nın meselesi değil. Muğla'nın ekonomik yapısıyla ilgili daha büyük bir soruyu da gündeme getiriyor.

Dalaman'da özellikle “golf turizmi” faaliyetleri ile arazi fiyatlarının yükseldiği, turizm yatırımlarının büyüdüğü, havalimanının bölge ekonomisindeki öneminin arttığı bir dönemde;

Kimler yatırım yapıyor? Hangi şirketler arazi topluyor? Hangi bölgelerde hangi projeler hazırlanıyor? Siyasi bağlantılar ile ticari yatırımlar arasında bir ilişki var mı? Varsa bunun hukuki bir karşılığı var mı? Yoksa bütün bunlar yalnızca siyasi kulislerden ibaret mi?

İşte bunların cevabı önemli. Çünkü Muğla'da vatandaşın bilmek istediği şey dedikodu değil. Kimin ne aldığı. Kimin kiminle ortak olduğu. Paranın nereden geldiği. Taşınmazların kimin üzerine olduğu.

Ve en önemlisi: Bütün bu ilişkilerin siyasetle bir bağlantısı bulunup bulunmadığı…

Çıkan haberlere, AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram ve İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez’in açıklamaları ile Odatv’nin haberlerine bakılırsa yeni iddialar, yeni yanıtlar gelebilir…

*

“Cevap vermedi” meselesine gelince…

Fatma Betül Sayan Kaya'ya ulaşılmaya çalışıldığı, telefonlara cevap alınamadığı ve yazılı soruların iletildiği Odatv haberinde yer aldı. Şimdi burada da önemli bir gazetecilik ilkesi var. Bir siyasetçiye ağır iddialar yöneltiliyorsa, cevap hakkı mutlaka tanınmalı. Cevap verilirse yayımlanır. Verilmezse de bu durum okura açıkça aktarılır.

Ancak cevap verilmemesi, tek başına iddianın doğru olduğu anlamına da gelmez.

Bu ayrımı da korumak gerekiyor. Çünkü bugün bir siyasetçi hakkında kullanılan yöntem, yarın başka bir siyasetçi hakkında da kullanılabilir. Gazeteciliğin ölçüsü kişiye göre değişemez. Murat Sökdü buna özen gösteren arkadaşlarımızdandır. Benim açımdan bu tartışmanın özeti ise çok basit;

Eğer Dalaman'da bir otel yatırımı varsa, ortakları açıklansın. Eğer çok sayıda arazi ve arsa alındıysa, tapular ortaya konulsun. Eğer şirket ortaklığı varsa ticaret sicili gösterilsin. Eğer 2,2 milyar lira Hazine'ye ödendiyse ödeme belgesi açıklansın. Eğer ödenmediyse bunun hukuki süreci kamuoyuna anlatılsın.

Dalaman'ın adı büyük bir finans tartışmasının içine giriyorsa, artık mesele yalnızca bir haber değildir. Muğla kamuoyunun cevap beklediği sorular vardır. Ve bu soruların cevabı sosyal medyada değil, resmi kayıtlarda aranmalıdır.

En önemlisi kim ne biliyorsa Cumhuriyet Savcılarına ve güvendikleri gazetecilere anlatmalıdır.

Bugün sorulması gereken en basit soru da budur:

Dalaman'da kim, ne aldı?

Bunun cevabını bulduğumuzda, geriye kalan soruların önemli bir bölümü zaten kendiliğinden cevaplanacaktır.

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ: “Her gün ‘ulan acaba bugün ne olacak?’ diye kalkıyoruz, ‘bu kadar da olmaz ki canım’ deyip yatıyoruz.” --Ferhan Şensoy