Biraz benim tembelliğe yatkın tavrım ve biraz da salgının tembelliği tetikleyici etkisiyle son yıllarda içime kapalı bir hayat yaşıyorum. Tabii ki bu "içime kapanma", yazmama, üretmeme ve konuşmama şeklinde değil, sosyal alanlara pek çıkmama şeklinde tezahür ediyor.

Şöyle bir baktım da, çarşıya çıkmayalı hayli zaman olmuş. Zaten çıktığımda Yağcılar İşhanı'nda "Çınar6" sohbeti yapıyoruz; bir arkadaki sokağa gitmiyordum. Önceki hafta bu rutinimi kırdım ve İl Müftülüğümüzün düzenlediği ve üniversite öğrencilerine yönelik Muğla gezisinde Arasta ve civarını gezdik. O kadar dar bir alandaki gezimiz 5 saat sürdüyse, gezinin anlatma ve bilgi derinliğini siz düşünün artık.

KARABAĞLAR YAYALASI GEZİSİ

Birkaç sene önceye kadar her Ekim ayında Karabağlar yaylasına aylak aylak dolaşmaya çıkardım. Zaten misafir ağırlamak için gitmiyorsam, yaylada aylak aylak dolaşmayı ve kaybolmayı çok severim. Ekim ayında birkaç defa gitmemin sebebini dostlarım bilir: Göç lalesi. Bilimsel adı "sternbergia clusiana" olan bu çiçeğin, yayladan şehre göçü hatırlatacak şekilde Ekim ayında irimlerde açması, yaylaya ayrı bir güzellik kattığı için, ben çoğu zaman tek başıma, bazen arada sevdiğim dostlarla yaylada göç lalesi seyrine çıkarız.

Covid-19 Salgınından önce, öğrencilerle bir göç lalesi gezisi düzenlemeyi planlamıştık ama "şeytan taşlamaktan ibadet etmeye vakit bulamadığımızdan bir türlü bu düşüncemizi gerçekleştirememiştik. Bu sene Ekim başında Metinbilim Enstitüsü Derneği Başkanı Doç. Dr. Ümral Deveci Hanım, "Hocam gençlerle bir Karabağlar gezisi yapıp göç lalesi seyri gerçekleştirebilir miyiz? Dernek olarak destek oluruz." dedi. Araç temini için konuyu Menteşe Belediye Başkanımız Sayın Bahattin Gümüş 'e götürdüğümüzde, "Elbette sayın hocam. Seve seve. Muğlamıza gelmiş gençlerimizin Karabağlar yaylasını nitelikli bir şekilde görmesi için elbette destek oluruz" dedi ve bir araç tahsis etti.

28 Ekim günü öğleden sonra MSKÜ Metinbilim Topluluğu öğrencilerinin bir kısmı ile yayla gezisine çıktık. İki tarafı ağaçların tepede birleşmesiyle oluşan ağaç tünelleri, irimlerdeki envai çeşit bitkiler ve sapsarı açmış göç laleleri gençleri büyüledi.4 saat süren gezi esnasında yayladaki toprak/yurt sistemi hakkında kısa bilgiler verdim ve birkaç yeni yapılan taş ve ahşap ağırlıklı eve kısa süreli konuk olduk. İrimlerde gezerken bazen yabani erik, bazen böğürtlen, bazen de sona kalan üzümlerden yedik. Bir yerde de yere dökülmüş kuru incirlerden yedik. İki yerde çay içmek için kısa süreliğine oturduk ve Keyf Oturağı camiine girip duvarlarına yazılı olan Ashab-ı Kehf'in adlarını okuduk.

Gençler tabiatin de okunacak bir metin olduğu bilgisiyle bitirdiler geziyi. Hele denizi ile meşhur Muğla'da, üniversiteye 1 kilometre bile olmayan uzaklıktaki saklı tabiat cennetini görmek onları mutlu etti. Bu arada belediyenin otobüs seferlerinden de bilgileri oldu. Herhalde kış gelmeden arkadaşlarıyla sarı yapraklarla çizilen "sonbahar tabloları"nı görmek için yaylaya giderler. Belediyenin yerine ben olsam yaylaya giden öğrencilerin biletlerine indirim yaparım.

TAŞ EVDEKİ HASSASİYET

Geçen hafta, Askerlik şubesinin arkasında, Ragıp Bey sokağındaki taş evin dış cephesiyle ilgili bir yazı yazmıştım. Evin dış cephesinin bir kısmı, kreş havası vermek için değişik süslerle donatılıp taş işçiliğine biraz müdahalede bulunulmuştu. Özel sektörün tavrını kontrol etmek mümkün olamazdı ama tabelada "T.C. Muğla Valiliği" ifadesini görünce, her vatandaş gibi "Devlet de bunu yapmasın!..." düşüncesiyle hareket etmiştik.

Muğla'da çok az olan Akdeniz mimarisi özellikli evlerden birisi olduğu için entelektüel hassasiyetimiz depreşmiş ve yazıyı yazmıştık. Yazı, Hamle'de 25 Ekim günü çıkmıştı; ertesi gün Hayriye Makas Uygun, orayı kendilerinin işlettiğini ve dış cephedeki olumsuzlukları derhal giderdiklerini iletti ve son halinin de fotoğrafını gönderdi.

Evet.

Dış cephedeki yapıştırma süsler temizlenmiş ve taş işçilik bütün güzellik ve asaletiyle ortaya çıkmıştı.

Hayriye Hanım, rahmetli Muzaffer Makas amcanın kızı imiş. Muzaffer amca, bir mermeri izah ederken çok büyük sanat hazzı ile anlatan biriydi. Böyle biri olan Muzaffer amcanın kızına da bu yakışırdı ve Hayriye Hanım derhal kendine ve babasına yakışanı yaparak çok güzel bir örnek olmuş. Kendisine, bu hassasiyeti için huzurlarınızda teşekkür ediyorum.