Gün geçmiyor ki yeni bir tehdit haberi okumadan akşam edelim. Bu kez ses Yunanistan’dan geldi. Sese birazdan kulak vereceğiz. Ondan önce şu an dünyanın genel görünümü konusunda birkaç kelime de etmek gerekiyor. Dünyada sıcak çatışmaların arttığı bir dönemi yaşıyoruz ve bu süreç büyük ülkelerin eliyle yürütülüyor. Böyle bir durum da gelecek için her an tehlikenin büyüyebileceğine işaret ediyor.

Öncelikle Rusya- Ukrayna savaşı her gün kabuk değiştirerek ilerliyor. Savaş Karadeniz’e taşınmış durumda birçok geminin imha görüntüleri basına düşüyor ve dünya ticareti adına ciddi tehditlerin ortaya çıktığını gösteriyor.

ABD - İran gerilimi üzerinden olanları okumaya çalışırsak da şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz. Dünya enerji akışı için en kritik noktalardan birisi olan Hürmüz Boğazı hem İran hem de Abd tarafından tutulmaktadır. Bu da enerji fiyatlarındaki yükselmeyi ve ardından gelen belirsizliği artırmaktadır.

Riskli ortamı fırsat bilen bazı ülkeler de yeni alanlar açmak istemektedir. Yunanistan bu ülkelerden birisidir. Ne yazık ki yüz yıl önceki emellerinden gram sapma olmamıştır. Aksine fırsat bulurlarsa saldırmaya da yelteneceklerdir. Özellikle terör devleti İsrail’in onların sırtını sıvazlayarak üzerimize salmasından hoşlanmaktadırlar. Ayrıca doğrudan ve dolaylı olarak ciddi müttefiklik yapan Rum Kesimi, Abd ve Fransa da ayrı bir özgüven vermektedir.

Geçtiğimiz günlerde bunu teyit eden bir haber okudum. Aynen şöyle diyordu.
“Yunanistan merkezli Geopolitico haber sitesinde “Yatıştırma politikası, Türk girişimiyle savaşa yol açar” başlığıyla yer alan habere göre, Yunan-Türk ilişkilerinde son dönemde esen görece sakin rüzgarların yerini fırtınaya bırakacağı yönündeki iddialar Atina'da yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Yunan televizyon kanalı Naftemporiki'ye çarpıcı açıklamalarda bulunan emekli Korgeneral Ioannis Baltzois, Ege Denizi, Kasos Adası ve Doğu Akdeniz'deki enerji projeleri üzerinden yeni bir gerilim dalgasının kapıda olduğunu duyurdu. Baltzois, Atina hükümetinin yıllardır sürdürdüğü pasif dış politikanın Türkiye'yi daha da cesaretlendirdiğini vurgulayarak çok konuşulacak uyarılarda bulundu.”

Yunanlı eski generalin sözlerine bakarsak sahada pasif olmayı pek istemiyorlar aksine kendilerine ciddi tehdit yöneldiğini düşünüyorlar. Sözlerine de şöyle devam ediyor.
Emekli Korgeneral Baltzois, iki ülke arasındaki mevcut durumu değerlendirirken, Ege ve Doğu Akdeniz'deki enerji projelerinin fitili ateşleyeceğini savundu. Özellikle sonbahar aylarında ve ekim ayına doğru gerilimin zirve yapabileceğini öngören Baltzois, "Bundan sonra, esasen hiç var olmamış olan 'sakin sular' ısınmaya başlayacak" ifadelerini kullandı.

Burada hangi meseleden fırtına kopabileceği üzerine de somut ifadeler ortaya koymuş. Uluslararası hukukun pek bir anlamının olmadığını da aşağıdaki sözlerle ifade etmiş.
"Uluslararası hukuku, haksızlığa uğrayanlara karşı otomatik olarak müdahale edecek küresel bir süper güç gibi ele alıyoruz. Oysa durum böyle değil" diyerek Atina'nın dış dünyadan medet umma alışkanlığından vazgeçmesi gerektiğini ima etti.
Bu sözlerle çelişen bir yardımı da İsrail’den bekliyor.

Bölgesel dengelere de değinen Yunan general, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilere dikkat çekti. İsrail'i Türkiye'nin "şeytanı" olarak nitelendiren Baltzois, Ankara'nın İsrail yönetimiyle ilgili önemli bir gerçeğin farkında olduğunu belirtti.
Bu satırlara dayanarak şunu söyleyebiliriz. İsrail’in Türkiye rahatsızlığını cümle alem biliyor.

Yunanistan da durumu değerlendirmek istiyor. Üst üste ciddi siyasi ve askeri anlaşmalar yapıyor. Şimdi tüm bu işaretlere bakarak tehlikenin kapıda olduğunu söyleyebiliriz. Efendim uluslararası düzen veya büyük devletlerin çıkarları var, iki ülke savaşmaz diyenler böyle bir hukukun pek işlemediğini göz önünde bulundursun.