Geçen günlerde buna konuya dair bir yazı yazmıştım. O günden bugüne pek bir şey değişmedi. Olumsuzluklar üst üste gelmeye devam ediyor. Öyle bir akışın içindeyiz ki sabaha cinayet haberiyle uyanıp öğleye gasp haberiyle varıyoruz. Akşamı da kundaklama haberiyle tamamlıyoruz. Bu durum sadece bizde mi böyle diyecek olursanız ne yazık ki dünyanın her yerinden kötü haberler geliyor. Toplu katliamlar, intihalar, terör saldırıları, hırsızlık bir bela gibi yağmakta. İsrail’in vahşeti zaten zirvenin en üstünde. Bunun dışında Rusya, Libya, Suriye, Sudan vb. yerlerde de genel ve iç savaş devam ediyor. Yani manzara insanlık için pek iyi değil.

Yaşananlar üzerine tabi ki milyonlarca haber yapılıyor aynı zamanda çeşitli düşünceler dile getiriliyor. Düzelmesi için yol haritaları ortaya koyuluyor. Hepsi bir uğultu arasında kayboluyor gibi dünde belki de çok daha öncede kalıyor. Maalesef çözüm yok.

Çözüm ne?

İnsanlığın, insanların önce kendisini süzgeçten geçirmesi lazım. Kötülükleri sürekli uzaklarda aramak bizi bir şekilde ferahlatıyor, iç arınmamızı gerçekleştiriyoruz lakin yeni gün yeni kötülükler vaat ediyor. Bu kez yeniden lanetliyoruz kötülük yeniden ve daha büyük şekilde karşımıza çıkıyor. Böyle bir kısırdöngü içindeyiz. Aslında kendimizi hesaba çekersek belki ufak ufak bazı şeyler düzelir. Mesela ne yapabiliriz?  Belki de yüzlerce çözüm var. Ben sadece en ufak birkaç tanesine değinmek istiyorum. Öncelikle hayatın içinde bir zübük arkasından koşuyor muyuz, bakmalıyız? Eğer böyle bir hatamız varsa hemen düzeltmeliyiz. Bir yanlışı kutsuyor muyuz ya da senin yanlışın benim yanlışım mı diyoruz. Bakmalıyız. Eğer hata varsa o yoldan dönmeli hatta yanlışla mücadele etmeliyiz. İsrafı, yokluğu, düzenin sermaye düzeni olduğunu dile getirirken kendimiz de neler yapıyoruz diyebilmeliyiz. Bir yerlerde haksızlığa zulme karşı feryat varsa susmak değil bir kelime bir cümle de olsa dile gelebilmek gerekir. Kalabalıkların çözüm olmalı deyip havaya uçup giden laflarına kapılmak yerine iyi, gerçekçi projelerin ve işlerin içinde ortak olmak gerekir.

Biz bunları yapmazsak yaralar büyüyecek, artık bir süre sonra kapanmaz hale gelecek. İşin özünde ülkemiz ve dünya insanlığı her geçen gün eriyor.