Türk hikayeciliğinin usta ismine dair binlerce kez kalem oynatılmış, onlarca kez dosya çalışması yapılmıştır. Mustafa kutlu Türk edebiyatının son elli yılına damga vurmuş müstesna isimlerden biridir. Onu böyle farklı kılan nedir kısaca ona bakalım.
Mustafa Kutlu, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirmiştir. Bununla birlikte resim kabiliyeti olduğunu da dile getirelim. Mustafa Kutlu’nun kısa sürede olsa İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü macerası da vardır. Üniversiteyi bitirince Tunceli’ye öğretmen olarak atanır. Dört yılı bu şehirde geçer. Bu süreçte içindeki edebiyat sevgisi ağır bastığı için çeşitli dergilere yazılar gönderir. Ardından iki yıl da İstanbul’da çalışır. Artık cemiyeti tanımıştır. Belli tecrübeler edinmiştir. Sonuç olarak öğretmenlikten istifa eder ve kendisi için çok kıymetli olan yazı hayatının merkezine adım atar.
Bu kıymetli isim Dergah ekolü etrafında çok önemli çalışmalar yapar. Ezel Erverdi ile birlikte Dergah dergisini kurar ve tam otuz yıl bu dergiyi çıkarır. Çok önemli kalemlerin yetişmesine katkı sağlar. Elliden fazla kitap, birçok belgesel, metin yazarlığı çalışması vardır. Aynı zamanda kurulduğu günden beri Yeni Şafak gazetesinde yazmaya kesintisiz devam eden üç isimden biridir. O, münzevi köşesinde derviş misali kırmadan dökmeden yol gösterici şekilde yazmaya devam ediyor. Ayrıca kanaat ekonomisi anlayışını edebiyata kazandıran bir isimdir.
Mustafa Kutlu deyince akla daha çok şey gelir. Bunları da satırlara taşımaya kalksak belki de bir dergi veya kitap hacmine ulaşır. Asıl soru şu Mustafa Kutlu’nun bıraktığı mirasın izinde biz ne yapıyoruz? Gelecek tasavvuru çizerken hangi ideallere sahibiz, önümüze konulan bayrağı daha ileriye taşımak için neler yapıyoruz?