İnsanlar niçin müzeye gider? Bu soru çeşitli ortamlarda defalarca karşılaştığım bir soru. Cevabını kendi içimde arayınca şöyle cevaplar zihnimde döndü. Geçmişin izlerini aramak, tarihe tanıklık etmek, bir nesne, varlık veya duruma dair geniş malumat edinmek, bir değeri yerinde görmek... Söz konusu maddeler uzatılabilir. Sonuç olarak bir şeye kıymet verdiğimiz için bunun insanlığa sunulması adına onu müze dediğimiz sergi yerlerinde derli toplu şekilde ve açıklamalı olarak sunmuşuz.

Kütahya’ya gidip de müzeleri gezmemek olmazdı. Kültür, sanat, tarih adına birçok müze var. Vaktim yettiğince müzelerin birçoğunu gezdim. İçlerinden birisi çok dikkatimi çekti.

Şehrin çıkışında bulunan çok da popüler olmayan bir müze, Gülsüm Güral müzesi.

Eski Kütahya’dan uzaklaşıp hayatın kalabalığına karışınca bir daha müze veya tarihi bir esere rast gelmeyecekmiş hissi oluyor. Bunun yanılgı olduğunu bu defa anladım. Eskişehir yolunun 8. kilometresinde Gülsüm Güral Müzesi tabelasını görünce hemen durdum. Önünde durduğum yeni bir yapıydı. Eski binaların müze olmasına alıştığımız için garip geldi. İçeri girdiğimde oldukça tenhaydı. Bir görevli hoş geldiniz, dedi. Müzeyi sorduğumuzda alt kata inebilirsiniz, dedi. Üst kat satış yeriydi. Hemen alt kata indim. Beni Güral ailesinin çalışma odaları ve onlara dair eski eşyalar karşıladı. Bir döneme tanıklık etmesi adına kıymetli olan eserleri hemen fotoğrafladım. Bu arada müze labirent gibi iç içe girmiş odalar şeklindeydi. Bunu gezdikçe anladım.

Biraz ilerleyince Kütahya kültürünü anlatan bölümlerle karşılaştım. Eski Kütahya odaları, ev düzeni, kıyafetleri yemekleri hepsi hem objelerle hem de bilgilendirmelerle anlatılmıştı. Somut bir Kütahya bilgisi zihnimde oluştu. Sol köşede ise kendisini Kütahyalı olarak ifade eden Evliya Çelebinin bir bal mumu heykeli ve onu anlatabilecek bilgilendirme köşesi yapılmıştı.İlerledim. Müzenin asıl anlamı burada tamamlanıyordu. Porselen ve çinin merkezi Kütahya için en kıymetli anlatı köşesi porselen tarihi ve çini tarihidir. Bu yönüyle doyurucu bir sergi var. Osmanlı İmparatorluğu -özellikle 18-19 yy- unutulmamış. Sarayın nadide çini bezemeleri eserleri anlatısı, sarayda kahve kültürü adına inanılmaz eserler vardı. Sadece bununla yetinilmiş mi derseniz yanılırsınız porselenin antık döneme kadar yolculuğu ve özellikle Avrupa’da porselenin tarihi üzerine de çok kıymetli eserler vardı. Hangi birine bakacağımı şaşırdım. Güral ailesinin fincan koleksiyonları, ailenin kerestecilik üzerine bir köşesi de nadide bölümlerdendi. Son olarak araba motor ve telefon koleksiyonu da müzeyi zengin hale getirmiş. Hızlı hızlı gezintiyle bile bir saat içeride kaldığımı söyleyebilirim.

Müze için son olarak şunu söyleyebilirim 6000 metrekare bir alanda 70000 eser sergileniyor. Bu gerçekten çok fazla eserin sergilendiği anlamına gelir. Aile portresi, nadide eserleri, eski Kütahya kültürü, Osmanlı saray porselenleri, yağlı boya tabloları, önemli takı koleksiyonları, antik dönemden günümüze porselen, porselen yapımı, eski arabalar, telefonlar, motorlar ve daha birçok güzelliği görmek adına bir gün yolunuz düşerse bu müze için az bile yazılmış diyeceksiniz.