Eski kitapları, bugün hayatta olmayan son dönem yazarlarını okumayı seviyorum. Sık sık Üsküdar’da sahaflara uğrayıp ilgimi çeken kitaplar bulursam satın alıyorum.
Bu okumalarım esnasında Nihat Sami Banarlı’nın Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan 15 Mayıs 1954 tarihli ve “İkinci Meslek” başlık yazısıyla karşılaştım.
Banarlı; duygulu insanların, hayatlarının bazı dönemlerinde birtakım felaketlere, dost hilelerine, sevgili hıyanetlerine uğrayıp servetini ve saadetini kaybettiren olaylarla karşı karşıya kalabileceğini söylüyor. Gerçekten de insana “Güvendiğim dağlara kar yağdı.” dedirten ya da bizi can evimizden vuran bu türden olayları hepimiz bir şekilde yaşıyoruz.
Bütün serveti yüz ya da vücut güzelliği olan bazıları, böyle beklenmedik bir kaza veya büyük bir talihsizlik ile bütün servetini kaybedebiliyor. İktidar, makam, ünvan, yetki sahibi insanlar bir süre sonra bütün bunlardan mahrum bırakılabiliyor.
Nihat Sami Banarlı, hayatın içinde beklenmedik şekilde bu tür olaylarla karşı karşıya kalan ve sarsılan, içlenen, kahrolan insan için bir çıkış yolu olduğunu söylüyor:
“Gerçek insan, aşkın tadını, yaratmanın lezzetini, şu kubbede hoş bir sadâ bırakmanın sırrını tatmış olan insan böyle yıkılmaz. O hayat darbelerinden tecrübe, hıyanetlerden hız almasını bilir; ‘ikinci meslek’ işte bu zamanda imdada yetişir.”
İkinci meslek, işte böyle zamanlarda bir çıkış yolu oluveriyor insan için...
Almanların ve Amerikanların gençlik yetiştirme programlarında ikinci mesleği önemsediğini, Hitlerin gençlik yetiştirme programında ikinci mesleğin zaruri olduğunu aktaran Banarlı, peygamberlerden İskender’e, İkinci Murat’tan Abdulhamit’e ikinci meslek sahibi birçok kişiden örnek vermekte ve bunun sonucunu şöyle açıklamaktadır:
“Bir kısım dünya hükümdarlarının kendi istekleriyle saltanatı terk edip nikbetlere (düşkünlüklere) vakarla tahammül edişleri, bu ikinci meslek kabiliyetinin yarattığı ruh olgunluğunda aranmalıdır. Çünkü ikinci meslek sadece insanı oyalamaz. İnsana göre, eğer büyük bir ruh bulursa, onu yeni bir mevzuda yaratıcılığa götürür. Bu yaratış, bazen kendi kendini insanlığın üstünde bir insan sevgisine götürebilme sanatıdır.”
Her ne kadar Nihat Sami Banarlı konuyu “iktidar” örneği üzerinden açıklasa da burada hepimizin hayatına uyarlanabilecek bir ders var. Çünkü insan alıştığı, bildiği, sevdiği şeyden uzaklaşmak zorunda kalabiliyor. Yaptığı işi/mesleği bırakmak zorunda kalabiliyor. Dahası çoğu zaman uzaklaşmak/bırakmak zorunda bırakılıyor. Hiç de hak etmediği halde engellemelere, çelmelere maruz kalıp düşürülebiliyor.
İşte bu noktada sarsılan, düşen, üzülen, kahrolan, moral olarak çöken insanın imdadına gerçekten de “ikinci meslek” yetişiyor.
“İkinci meslek” dediğimiz şey gerçekten bir meslek midir, bu tartışılır. Ancak bir merak ve ilgiyle başlayan, zamanla insanın yaşamında önemli bir yer edinen her türlü uğraşıya Nihat Sami Banarlı’nın ifadesiyle “ikinci meslek” diyebiliriz.
Resim yapmak, şiir/öykü yazmak, bir enstrüman çalmak, beste yapmak, bir el sanatları ile iştigal etmek, bir alana/konuya dair araştırmalar yapmak gibi… Mekanik/teknik konularda ustalık gibi… Doğayla, bitkiyle, tarımla ilgili bir meşgale edinmek gibi…
Yazarlık, eğitimcilik, koçluk yapmak gibi… Editörlük, grafikerlik, çizerlik, danışmanlık yapmak gibi…
Hüsn-ü hat, ebru, çini, ahşap oyma, bakır işleme gibi sanatlar…
Bugün hobi olarak yaptığımız ancak vakt-i zamanı geldiğinde tutunacağımız bir dal, yapabileceğimiz bir meslek olan uğraşılar…
İnsana “ruh olgunluğu” veren, tefekkürümüzü ve tahammülümüzü artıran, bizi sabra ve şükre alıştıran meziyetler…
Saltanatı terk ettiğimizde vakarla ayakta durabilmemizi sağlayan, bizi yeni bir alanda yaratıcılığa yönelten ve insanlığın üstünde bir insan sevgisine ulaştıran meslekler…
Eğer böyle bir uğraşınız, meziyetiniz, ikinci bir mesleğiniz varsa gerçekten de hiçbir sarsıntı sizi yıkamıyor, hiçbir engelleme sizi pes ettiremiyor. Eğer ruhunuzu besleyen bu yeteneklerden birine ve tarif edilen ruh olgunluğa sahipseniz hiçbir düşüş birilerinin beklediği gibi “son” olmuyor.
O insanlar, hiçbir şey yokmuş/olmamış gibi hayatına devam etme enerjisinin kendinde olduğunu biliyor. Pes etmiyor, kaçmıyor, kahrolmuyor. Dahası onlar küçük hesaplar peşinde koşmuyor.
İkinci mesleğin insana sosyal, psikolojik, ekonomik başkaca katkıları olduğu da bir gerçek. Onun içindir ki çocuklarımızın gelecek planlarını yaparken, “ikinci meslek” listenin en başlarında mutlaka olmalı. Altın bileziğin yanına mutlaka iyi bir künye de eklenmeli.
10.07. 2024