Değerli dostlarım, geçen hafta bu köşemde “İlçem Ula’ya Dair’” başlıklı yazı ile huzurunuza çıkmış idim. Yazımı okuyan okurlarım yazımın içeriği hakkında yapıcı olduğu kadar yapıcı olmayan tahrikkâr ifadeler kullanarak bendenizi siyasi polemiğe çekmek istediler. Bendeniz bu siyasi polemiğe girmeye hiç niyetim yok. Zira yazımı okuyanların içinde gerçek anlamda bana desteğini esirgemeyen takipçilerimin olduğunu biliyorum.  Yazımın ana teması ilçem Ula sınırları içinde olan ve tüm ülkemizde ün yapmış “Sakar Geçidi” yolu ile Muğla’mızın ve ülkemizin penceresi olan Akyaka Mahallesi’nin anlatımını içeriyordu.

1970’li yıllarda olacak ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) talebeleri Magirus marka otobüs ile yola çıkarlar. Hedefleri Marmaris ilçemize ulaşmaktır.  Tabii o yıllarda asfalt yol var ama tek şeritli. Üstelik Muğla’mızın Anadolu ile bağlantısı Aydın ilimizden bağlantılı olarak var idi. Eğer Ankara-Konya-Antalya’ya gidecek iseniz, önce Muğla’dan Aydın garajına, oradan da İzmir’den gelen otobüslerden bilet alarak yolunuza devam edebilirdiniz. Neyse konumuz a dönelim.  ODTÜ öğrencilerini taşıyan Magirus marka otobüsün şoförü Kızılağaç Köyüne gelir ve Sakar Geçidini görür. El frenini çeker ve ben buradan aşağıya inemem der. O zamanlar Ula-Gökova, Ula-Çıtlık arasında “HOŞGÖRLER” ünvanlı iki otobüs çalışırdı. Şoför Ömer Amcamız. Şoför Muhammed Ustamız. Sakar yolu/sakar geçidinden aşağıya inmek öyle kolay değil. Tek şeritten ilerleyeceksiniz. Şoför Muhammed amcamızı bulurlar ve konuyu anlatırlar ve derki ustamız, ben sizi Marmaris’e kadar götürürüm. Çok sevinirler ODTÜ öğrencileri. Marmaris’e varırlar ve o zamanki Marmaris’i bilenler vardır elbette. Lafı uzatmayayım, bitmez tükenmez hadiseler. Bu zaman zarfında elbette Sakar geçidinde bir takım çalışmalar yapıldı. En azından rampa da çıkış olarak 2 şerit bile yapıldı. Vesile olan takip edenlerden razı olsun. Sonradan da şimdiki doğrudan eski adı GÖL idi, tarlaların ortasından hani “Göbek Doğrusu” derler ya işte öyle ağaçlı yoldan Kızılyaka’ya doğru yol açıldı. Daha önce yol en kenardan, Akyaka’dan, İnişdibinen, Kozlukuyu köyüne (şimdi adı Gökova Mahallesi), oradan Garaç yeri (şimdi Ataköy), Aşkesiği, Çıtlık ve Haşim Bahçesinden dönerek Çanakçı (şimdi ismi Şirinköy) oradan da Akçapınar’a gelinir. Fethiye’ye ise Ula’dan geçilerek Çiçekli yolundan inilerek, Karaböğürtlen köyünden eski yoldan (şimdi oralarda evler var) Köyceğiz’e gidilirdi. O zamanlar sadece ilçe olarak Köyceğiz var idi. Dalaman ve Ortaca sonradan ilçe oldular.

Adalet ve Kalkınma Partisi ilk seçimde (03/Kasım/2002) Tek başına iş başına sloganıyla iktidara geldi ve öncelikli olarak Sakar geçidini/Sakar Yolunu sanat yapılarıyla birlikte bölünmüş yol olarak genişleterek bu günkü durumuna Ak Parti İktidarı getirdi. Vesile olanlardan Allah razı olsun. O zamanki Milletvekillerimiz Dr. Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu ve Hasan Özyer idi. Hakikaten çok iyi bir performans sergileyerek bölünmüş yol sözünü yerine getrdiler. Kabul etmeyenler elbette olacaktır. Hani Galile dünya dönüyor diye keşfetti ve ibretamiz biçimde dünyaya haykırdı. Fransa’da Engizisyon Mahkemesine çıkarıldı Galile. Mahkeme başkanı Galile’ye dünya dönmüyor değil mi? demiş. Dönmüyor de, seni kurtaralım. Galile der ki ben dünya dönmüyor desem de ne yazık ki dönüyor demiş. Sonuç biliyorsunuz taassup ve Engizisyon Mahkemesi idam kararını onayladı. O hesap kabul etsek de etmesek de sevsek de sevmesek de Ak Parti bu saydığım yolları yaptı ve şu an kullanmaktayız lâkin yetersiz gelmeye başladı.

İkincisi de Akyaka Mahallesi.

01/04/2014’e kadar Akyaka ve benzeri yerleşim birimleri belde ünvanıyla yönetiliyordu.  Muğla ilimiz büyük şehir olunca bu yerler mahalleye dönüştürüldü. Bildiğim çok yerler var, polemiğe girmek istemem fakat ortada bir gerçek var. Muğla ilimiz büyük şehir statüsüne kazandırılmamalıydı. Muğla seçmeni hizmete değil ideolojiye oy verir hale getirildi. Son yerel seçimler de Muğla ilimizde şimdiye kadar yapılamayan diyeceğim ki, 20 yıldır 30 yıldır yapılamayan hizmetler yapıldı diyesim geliyor, hizmet ulaştı köylülerimizin ayağına.

Bir örnek vereceğim. İlçem Ula’ya bağlı, köyler vardı. Bilenler bilir. Çiçekli Köyü, Çaydere (Yeşilova) Köyü, Kıra Köyü, Arıcılar Köyü, Kavakçalı Köyü ve Turgut Köyü. İsmi/ünvanı değişmekle köylerimiz mahalle olamadılar/olamazlar. Hani derlerya coğrafya kaderimizdir. Muğla’mız da bizlerin kaderidir. Zorlamaya gelmez. Saydığım yerleşim yerlerini mutlak bilenleriniz vardır. Yalan değil, mübalağa değil, yanlış da değil, bu yerler köy kanunu ve köy hukukuna göre daha rahat bir hayat sürmekteydiler. İdeolojiye göre oy kullanıldı ve büyükşehirde de ideoloji ön planda tutuldu. Belki kanun çıkarılacağında çok iyiniyetli olabilir ama, görünen köy kılavuz istemez şeklinde ata sözümüz vardır.

Son olarak Kurban Bayramı tatilinde diğer ören yerleri gibi Akyaka Mahallemiz de doldu doldu taştı. Nüfusu (6000) iken dokuz günlüğüne bile olsa 80.000 kişiye ulaştı nüfus. Pekala burası mahalle, ilçeye bağlı mahalle. Ula Belediyesi yetkililerinden öğrendim, sadece Kurban Bayramı sonrasında 420 (dörtyüz yirmi ) ton çöp/atık toplanmış Akyaka Mahallesinden. Hizmet nasıl gidecek, nasıl gitmeli, nasıl kafa yormalı, efendim benim partim kazandı, benim partim yerel de iktidar oldu. Normal nüfusu 6.000 olan bir yerleşim yerine 80.000 kişi gelirse asayişten, temizliğe, hijyenli ortamdan sağlıklı gıdaya, barınmadan güya tatile gelenlerin çektikleri zahmet ve sonrası, 420 ton çöp.

Ören yerleri ile ilgili ayrı kanun hazırlanmalı. Hazırlık yapılmalı. Sen ben kavgası yerine, bu güzelim mirası nasıl ileri sonraki nesillere taşıyabilirize kafa yormalı ve durmadan çalışmalıyız.

Hoşçakalınız. Sağlıcakla kalınız…