Zortercih günlerindeyiz.

Başlıktakisoru kritik bir tercih sorusu. Korona'lı bu zor günlerde tercihimizi hızlı venet bir şekilde belirtmemiz lazım: Hayatta kalmayı mı tercih ediyoruz;eğitim-öğretimin devam etmesini mi?

Niyehayat ve eğitim karşılaştırması yaptım?

Sosyalmedyada, eğitim-öğretim yetkililerinin paylaşımlarına en fazla yazılan yorum,"okulların yüz yüze eğitime açılması". Tabii ilkokuldan üniversiteye kadarbütün aşamalardaki okulların açılmasını istiyor gençler.

YÖKBaşkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, mesela YÖK'ün "doktora yapanlar havuzu"nuaçıklıyor. Altına, konuyla hiç alakası olmayan yüzlerce yorum: "üniversiteleriyüz yüze eğitim için açın"!...

Birkısım insanlar, Millî Eğitim Bakanlığı okullarının da yani ilkokul, ortaokul veliselerin de açılmasını istiyorlar

Eğitim-öğretimtalebi kadar ekonomik kazanç talebi de çok önemlidir. Başta lokantalar olmaküzere pek çok iş yerinin açılması ekonomiyi canlandıracak ve işsizliğe çareolacaktır.

Herseviyeden okulların açılıp eğitim-öğretimin açılması da herkes tarafından,istenir; iş yerlerinin de. Hayatın yeniden canlanmasını kim istemez ki?...

Geçenyaz yaşanan acı tecrübe gösterdi ki, salgın döneminde korunmayı beceremedik vesınıfta kaldık. Vak'a ve can kaybı sayısı geçen sene bahar aylarındakirakamları katlayarak arttı. Bütün dünya ikinci bir saldırı ve sarsıntı geçirdi.(Allah üçüncü mutant sarsıntı ve saldırısından korusun.) Her ülke tedbirleriniyeniden gözden geçirdi ve yeni tedbirler aldı.

Dünyanınbir ucundan diğer ucuna gidişin çok kolaylaştığı bir zamanda bulaşıcıhastalıklar da çok hızla yayılıyor ama tedbirler o hızla alınmıyor. Aşıneredeyse 12 ay sonra uygulanmaya başladı. (Bu arada 15 Şubat günü ilk dozaşımı olduğumu belirteyim.) Virüs hızlı yayılıyor; tedbirler o hıza bir türlüyetişemiyor. Böyle bir kritik durum bizleri "Eğitim mi, hayat mı?" veya"Ticaret mi hayat mı?" ikilemine sürüklüyor.

Tercihbizi "hayat"ı tercihe zorluyor!...

Hayattakalmazsak, ticaret ne işe yarar, eğitim-öğretim ne işe yarar?...

Hayattakalacağız ki, eğitim-öğretim ve ticaret talep edebilelim. Yaşamayan birinin neeğitim-öğretime ve ne de ticarete ihtiyacı vardır!... Virüsten hayatınıkaybeden biri başka bir dünyaya göçmüş ve artık bu dünyanın ihtiyaçlarındanarınmıştır. Bir ölünün markete gittiğini veya okul sıralarının peşindekoştuğunu gören olmamıştır.

"Hayatmı, eğitim mi, ticaret mi?" sorusunda elbette "hayat"ı tercih etmekmecburiyetindeyiz. Hayatta değilsek ne paranın önemi vardır, ne de eğitimin.

Ticareterbabının tedbirler sıkılaştırılarak dükkânlarını açmalarını anlayışlakarşılıyorum. Mesela lokantalar, pastaneler ve kafe-kahveler seyreklik vetemizlik şartıyla açılabilir. Sipariş usulü çalışmalar, paranın dönmesini pekhızlandırmıyor; mekânların açılması gerek. Bunun çözümü kolay amaeğitim-öğretimde o kadar kolay değil.

Derslikseyretmeye fiziki imkânlarımızın hiç de müsait olmadığını biliyorum. İlkokuldada böyle, üniversite de.

İlkve ortaokulda çocuklar okuldan çıkıp eve giderler ama lise ve üniversitede öyleolmaz. Kantinler, kafeler ve pastaneler buluşma mekânı olarak kalabalıklaşır veo delişmen çağda buraların kontrolü zor olur.

Haaa.Bi de şey var. Sanki üniversitelerde yüz yüze eğitim-öğretim başlasa,mübarekler dersliklerden ve kütüphanelerden çıkmayacaklar; buralarda o kadarçok olacak ki sıralar ve sandalyeler yıpranacak, oturmaktan pantolonlarıeriyecek!... Güldürmeyin beni!...

Uzunlafın kısası. Kısıtlı bir hayat sürdürmek zorundayız ve eğitim-öğretimaçısından uzaktan eğitimle idare etmek mecburiyetindeyiz. Yüz yüze eğitim şu anda, virüs sizleri o çoksevdiğiniz dersliklerden ve kütüphanelerden mahrum bırakabilir. İnşallahEylül'de buluşalım. Bu gülerde Alpay'ın "Eylül'de Gel" şarkısını dinleyerek ve"Temizlik, Maske, Mesafe (TMM)" kuralına dikkat ederek Eylül'ü bekleyelim.