Eksiliyoruz...İç "ben"i görmezden geldikçe duyarsızlaşıyoruz. Vicdanlarımız yosun tutuyor.Önce kendimize karşı, sonra insanlara ve doğaya karşı hoyratlaşıyoruz.Hoyratlaştıkça yalnızlaşıp eksiliyoruz.
Eksiliyoruz...İç sesimizi duymazdan geldikçe zamanla dış seslere karşı da sağır oluyoruz.İçten gelen hisse kulak tıkadıkça en yakınımızdaki rehberi kaybediyoruz.Hissiyatımızı kaybettikçe eksiliyoruz.
Eksiliyoruz... Küçük hesaplar yaptıkça, üç kuruşluk meseleler için birbirimizi kırdıkçakaybediyoruz. Kırıp döktükçe küçülüp eksiliyoruz.
Eksiliyoruz...Dedikodu ettikçe, kardeş eti yedikçe midemiz bulanıyor. Mide bulandıran işleryaptıkça eksiliyoruz.
Eksiliyoruz... Yola beraber çıktığımız arkadaşlarımızı, dostlarımızı yolda bulduklarımızadeğiştikçe azalıyoruz. Azaldıkça, arkadaşı-dostu menfaate değiştikçeeksiliyoruz.
Eksiliyoruz...Olgular yerine olayları, sebepler yerine sonuçları, sistem yerine kişilerikonuştukça kaybediyoruz. Yanlış yoldan doğru hedefe ulaşamıyoruz. Yolumuzukaybettikçe eksiliyoruz.
Eksiliyoruz... Bir göz temasını, bir selamı, bir tebessümü çok görüyoruz. Göz kaçırıp, dudakbüküp, yüz asıp geçiyoruz. Görmezden geldikçe, iletişim kuramadıkça, gülümsemektenkaçındıkça eksiliyoruz.
Eksiliyoruz...Varlığımızı "ben" üzerine inşa ettikçe, "biz" olmayı başaramayınca enyakınımızdaki insanları dahi "öteki" görebiliyoruz. Yakınlık kuramayıncauzaklaşıyoruz. Uzaklaştıkça, ülfet edemedikçe, ihtilat ve muanese yerine uzletiseçtikçe eksiliyoruz.
Eksiliyoruz...El uzatmaktan, tokalaşmaktan, kucaklaşmaktan korkuyoruz. Hâl-hatır sormayaezirgeniyoruz. Temas etmedikçe, dokunmadıkça bağ kuramıyoruz. Bağ olmayınca dailk esintide, rüzgârda savrulup eksiliyoruz.
Eksiliyoruz...Misafir almaktan, ağırlamaktan, ikram etmekten kaçınıyoruz. Evlerimiz arkadaş,komşu, dost sıcaklığından mahrum kaldıkça eşyanın tesellisine sığınıyoruz.Misafirin haneye getirdiği bereketi ve huzuru kaybettikçe eşyaya sahip olmanınhevesine terfi edip eksiliyoruz.
Eksiliyoruz...Gösterişi, görüntüyü, imajı daha çok önemsiyoruz. Zarfın, mazrufu mukabilinceönemsenmesi gerektiğini unutup şekle girmeye çalıştıkça markaya daha çok esiroluyoruz. İçini dolduramayınca, tartıda hafif kaldıkça eksiliyoruz.
Eksiliyoruz...Alçakgönüllü olmak yerine buyurgan olmayı, hoş görmek yerine kırıcı olmayı,affetmek yerine ceza kesmeyi daha çok önemsiyoruz. Yenilgi zannedilen nicekaybedişin, aslında bir zafere kapı olduğu hakikatini unuttukça eksiliyoruz.
Eksiliyoruz...Özür dilemeyi acizlik, nazik olmayı yalakalık, müsaade istemeyi zayıflık,anlatmayı gereksiz, vakit ayırmayı zaman kaybı olarak kabul ediyoruz. Kendimizibu kadar olumsuzluğa hapsedip boğdukça eksiliyoruz.
Eksiliyoruz...Aldıkça rahatlıyor, harcadıkça keyif alıyoruz. Yeniledikçe tatmin oluyor,modayı takip ettikçe varlığımızı güvende hissediyoruz. Dünyaya kök saldıkçamutlu olacağımızı zannediyoruz. Oysa sadeleşmek, berraklaşmak yerine kendimizimaddeye boğdukça eksiliyoruz.
Eksiliyoruz...Alkıştan, göğsümüzü kabartan övgüden, ayaklarımızı yerden kesen iltifattanhoşlanıyoruz. Gururumuz okşandıkça başımızı kaldırıp uzaklara bakmaya, tepedenbakmaya başlıyoruz. Hep uzağa bakmaktan yakınlık körlüğü başlayıncaeksiliyoruz.
Eksiliyoruz...İşin, ilişkinin ve hayatın hakkını veremiyoruz. Yeterli ve yetkin olamayıncavar olma açlığı yaşıyoruz. Güvenemiyoruz ne kendimize ne de bir başkasına.Güven mayası eksik olunca eksiliyoruz.
Eksiliyoruz...Menfaati değere, çıkarı erdeme, edepsizliği edebe, ukalalığı saygıya,nobranlığı nahifliğe, kabalığı nezakete değiştikçe değersizleşiyoruz.Ahlaksızlık enflasyonu arttıkça, insanlık değer kaybettikçe, gayrı safi ahlakihasıla düştükçe eksiliyoruz.
İnsandemek noksan demek... Tamlık bize mahsus değil. İnsana yakışan eksikliğinigörebilmek, eksiğini gösteren bir dosta sahip olmak. Yani tamamlanma yolundaolmak...
Bufani dünyada nasıl tamamlanılır, o da bir başka mesele.
01.02.2023