10 yıl önce yazdığım yazı.
1970'li yıllarda Muğla'da tekolacak olan bir sağ görüşlü gazete çıkarmayı düşünürdük. Bunu fiiliyatageçirmek için 1976'da Merhum Bülent Önuçan başkanlığında toplandık. MuğlaMatbaacılık ve Gazetecilik adı ile bir anonim şirket kurma kararı aldık.
Bülent Önuçan Adalet PartisiMuğla İl Başkanı, ben Muğla merkez ilçeden İl Genel Meclisi üyesi ve aynızamanda Merkez İlçe Başkanı idim. Senatörümüz Haldun Menteşeoğlu ileMilletvekilimiz Ahmet Buldanlı geçmişte Belediye Başkanımız Halûk Özsoy ve ilkkurucu ve teşvik edici olanlar şunlardı: Avukat Gürkan Tüzün, Dr. Ünal Toksöz,Diş Doktoru Seyfi Terzibaşıoğlu, Tüccar Kemal Tütüncüoğlu, Tüccar Mehmet Yalın,Tüccar Nail Özdemir ve Kamil Serger, Nevzat Kökçü, Ali Öztürk gibi öncüleriçinden idare heyeti seçildi ve şirket kurulmuş oldu. İlk olarak 200 bin liratoplandı, 300 bin lira da taahhüt alındı.
Bu durumda iken idareci tayinetme görevi idare kuruluna yetki verilmişti. Bizim dışımızda bu işten anlayanNevzat Kökçü ile Nejdet Tan vardı. Her ikisi de kabul etmedi. Yeniden arayışiçine girildi ve hiç talip olmadığı gibi, kime teklif etmişsek sanki adamürküyordu, 'Benim çoluk çocuğum var. Okuyorlar' veya başka sebeplergösteriyorlardı. Bazıları ise, burada sağ gazete yaşamaz, aman öteye gidindiyorlardı.
En sonunda karar çıktı yöneticiHüseyin Nizamoğlu olacak. İlk teşebbüs eden, çarşıda esnaf olması sebebiyle,işçi çalıştırmak bakımından, para sıkıntısı halinde şahsi itibarı olmasısebebiyle en uygunudur. Hiç kimse demiyor ki bu adamın da çocukları okuyor.
Tek geliri olan terzi dükkânındaolan ham madde sermaye ne olacak? Terör olayları sokaklara hakim durumda idi.Polis ikiye bölünmüştü.
Adalet Partisi iktidar amabürokrasi tamamen solun elinde idi. Asker ve CHP birlikte, millete kankusturuyorlardı. Matbaamızı bombaladılar, çocuklarımızı Muğla'da okutamadık. TÖBDER diye bir dernek vardı. Var gücü ileNizamoğlu ailesine düşman oldular. Bu şartlarda il genel meclisi seçiminde veİlçe Başkanlığı seçiminde Şükrü Sayman'ı aday gösterdik. Gayemiz gazetede daharahat çalışmaktı. Nitekim Şükrü Sayman il genel meclisine seçilmişti. Sıra ilçebaşkanlığına gelmeden, Şükrü Sayman CHP'li üyelerle anlaşarak daimi üyeliğeseçildi. Üstelikte kendisinin bileğinin hakkı ile seçildiğini açık açıksöyleyerek bizlere oynadığı oyunu haklı görmüştü. Bunlar hep oldu geçti ve dahaneler oldu?
12 Eylül harekatı gelince bizleriçin sanki cehennemden kurtulup cennete ulaşmış gibi olduk. Yeni dönem de Özaldönemi ile matbaacılık atılım günlere kavuştu. Bundan sonra bizim şirkette deiç çekişme başladı. Bu çekişme belki de bizim ailenin matbaanın sahibi olmasınasebep oldu. Bütün kurucu üyelerimizle sağ görüşümüzün dosdoğru bir yol olduğunuhep savunarak geldik. Karınca kaderince Türk Milletini geçmişi ile bağ kurmasıiçin aynı zamanda geleceği için yeni ışıklar görünmesine yardımcı olduğumuzuinanarak diyorum ki, Hamle'ye ve aynı görüşleri paylaşanlara uzun ömürlerdilerim.