“Çocukluğum” dediğim zaman ile 9 yaşıma kadar olan zamanı kasd ediyorum. Yani Köyde geçen zamanı. 1965’te Turgutlu’ya taşındık ve çocukluğum pastoral havasını kaybedip şehir havasına döndü ve şehir kalabalığının içinde kendine yeni yollar açmaya çalıştı.
Köydeki evimiz, çoğu köy evi gibi altı hayvan damı, üstü hayatlı ve yan yana sıralı odalardan oluşan bir ev idi. Hayatta ve odalarda ocak vardır. Yıllar yıllar sonra oğluma “Ben şömineli evde doğdum.” dediğimde bana gülmüştü ama bir gün gelip çocukluğumun geçtiği köy evini ve odayı gösterince, gerçekten de doğduğum evin şömineli bir ev olduğuna inanmıştı.
Evin ayrıntılarını bir tarafa bırakalım… Bu evden kalan damak tadlarımı aktarayım sizlere. “Nereden çıktı şimdi bu konu?” diyeceksiniz. Geçen hafta memlekette idim ve ablamdan höşmerim yapmasını istirham ettim. O da kırmadı ve yaptı. (Aslında höşmerim, kış yemeğidir ama ablacığım gene de yaptı.) Aslında yediklerimi özel bir yönü olmayınca paylaşmam ama höşmerim’i sosyal medyada paylaşınca hayli ilgi topladı. Ben de höşmerim konusunu bir yemek üstadına bırakarak çocukluğumun diğer yemeklerinden kısaca bahsetmek istedim.
Konumuza geçelim…
Basit bir köy hayatında yemekler de basit olacaktı elbette. Yılda dört mevsimde de iş olan bir bölgede yemek kültürü kendine göre bir “fast-food” özelliği arz edecek tabii ki…
Tarhana Çorbası
Sabahların vaz geçilmezi tarhana çorbası idi… Mutlaka un tarhanası… Anacığım rahmetli, erkenden kalkar, mevsimine göre odadaki veya hayattaki ocakta 10 kişilik aileye yetecek kadar çorba yapar; içine ekmek doğranır ve hızla soğuyup yenecek kıvama gelsin diye daha geniş bir tepsiye konulan soğuk suyun içine tarhana tepsini konur ve yanında lahana turşusu veya ince doğranmış pırasanın sirkeli suyla yapılan “anlık turşu”su kaşıklanırdı. “Tarhana aşı tarlaya kadar” denir ve tarlada, bağda veya bahçede kuşluk vakti, önceleri tereyağlı veya salçalı ekmek yenirdi. Ne yazık ki sonraları terayağ yerine margarin ve Vita yağ sürülür oldu…
Papara
Bu yemek, bayat ekmeklerin zebil olmaması için yapılan harika bir yemekti. Bayat ekmek doğranıp soğanlı kıyma ile beraber ocakta veya sobanın üstünde bir güzel pişirilir ve yanında ayranla yenirdi. Elbette ayran deri tulukta dövülmüş ayran olacaktı; fabrikasyon ayran değil.
Pekmezli ekmek kavurması
Köylü milleti, hangi zorluklarla elde edildiğini çok iyi bildiğinden, hiç bir nimeti zebil etmez, çöplüğe atmaz. Bayat ekmek doğranır ve pekmezle karıştırılıp gene sobanın üstünde veya ocakta kavrularak yapılır. Biz en çok sobanın üzerinde yapılmasından ve yapılırken odayı kaplayan mis gibi kokusundan haz alırdık.
Sucuklu pırasa
Pırasalar ufak ufak doğranır ve sucukla beraber yağda kızartılır; kızartmanın sonuna doğru üstüne yumurta kırılır ve yumurta da piştikten sonra, ekmek bana bana yenir.
Ayran/Yoğurt bulamacı
Köy kadınlarının en hızlı hazırladıkları yemektir. Yoğurda biraz su katıp üzerine bayat ekmek doğranarak yapılan bir öğün savuşturucudur. Ayran ile de yapılır.
Ekmek dolması
Ramazan aylarında Turgutlu’daki fırınlar bombeli bir tür ekmek yaparlardı. Bu ekmeklerin içi boşaltılır ve alınan iç, kıyma ce soğanla kavrulup tekrar ekmeğin içine doldurulur; içi dolu ekmek, içine biraz su konmuş tepsiye çıta üzerinde konulup fırına sürülerek pişirilirdi.
Çörek tatlısı
Çörek tatlısı da Ramazan aylarında yapılırdı. Sanırım nohut mayalı ve süngerimsi bir tür çörek papatya gibi yapılırdı. Bu çörek tepsiye konulup üstüne şekerli su dökülür ve bir süre bekledikten sonra yenirdi. Bu tatlı genellikle iftarda yenirdi.
Katmer
Bizim katmerlerimiz, yaygın olarak “gözleme” denilen bir tür böreklerdi. Ramazandan önce köyün kadınları grup grup bir araya gelir ve yufka açarlardı. Bu yufkalar saçlarda pişirilir ve kuru yufka olarak Ramazan ayında katmer ve börek yapımında kullanılırdı. Biz daha çok katmer yapardık ve o iftarların kralı katmer ve üzüm hoşafı idi.
Dostan
Ramazan yufkası hazırlanırken, kadınlar biz çocukların simit aşkını da göz önünde bulundururlar ve bizlere sanki gerçek simitmiş gibi yuvarlar “dostan” yaparlardı. Onu gerçek simit gibi zevk alarak yerdik.
Akıtma
Sulu ve biraz yağlı hamurun saçın üstüne az az dökülerek elde edilmesiyle yapılan bir tür krep idi ve onun içine tulum peyniri koyup yemek veya pekmeze banıp yemek ne güzel olurdu!...
Yalangı
Karnabaharın ezilerek yumurta ile karıştırılıp akıtma gibi sacın üzerinde 10 cm çapında yapılan bir tür krep idi. Onu çıkla, yani yanında bir şey olmadan yemesini çok severdik ve bazen öğün savulurdu yalangı ile.
Çocukluk bir başka idi… O tadlar çocuklukta kaldı Süheylâ!...
Şehrimizde her ayın ilk cumartesi günü gerçekleştirilen Slow-food programında, eski yemekler de sunulsa ve hele hele uygun şartlar oluşturulup ot yemekleri yapılsa gözel olmaz mı sayın yetkililerimiz?