DEVLET BAHÇELİ BULVARI

“Süreç” Devlet Bahçeli’nin Öcalan ve PKK’ye silah bırakma çağrısı ile başladı.

Bahçeli’nin ezber bozan açıklamasını duyunca ben de inanamamıştım... Ki o çağrıyı Bahçeli değil de Özgür Özel yapmış olsaydı kıyamet kopardı..

Bahçeli’nin çağrısı ile inanması güç ama PKK silah bırakmaya başladı.

Şırnak Belediye Meclisi ise Bahçeli’yi de solladı... Şırnak Belediye Meclisi tarafından Hakkari Bulvarı'nın ismi 'Devlet Bahçeli Bulvarı' olarak değiştirildi!

Sanki 2026’ya terörsüz giriyormuşuz gibi geliyor bana. “Terörsüz Türkiye” ile birlikte “Demokratikleşmiş Türkiye” olarak anılmaya başlarsak, o zaman gir oyna çık oyna...

Devlet Bahçeli de tarihe geçer mi geçer... “Nasıl geçer?” derseniz, sürecin sonunda belli olur...

Tabii dünkü yazımda vurguladığım kuşkuların giderilmesi, soruların açıklığa kavuşması gerekiyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta sonunda yapılan Kızılcahamam Kampı’nın kapanış konuşmasında soruları yanıtladı, eleştirileri gidermeye çalıştı...

+

TBMM görüşmelerine kalmadan önceki gün Kızılcahamam Kampı’nın kapanış konuşmasında AK Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bazı sorulara açıklık getirildi. Erdoğan kapanış konuşmasında şu ifadelerde bulundu:

Ülkemizin önünde yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. Milletimizi 47 yıl önce ayağına vurulan terör prangasından kurtarmayı başarıyoruz. Meclis komisyonu teşekkülünü meclis başkanımız yürütüyor. Yakında oradan da olumlu haber almayı diliyoruz. Kimsenin süreci akamete uğratmaya, sabote etmeye, küçük hesap yapmaya hakkı yoktur. Hayatta ve siyasette her şeyin telafisi olur ama 86 milyonun huzurunu etkileyecek böylesi hayati meselede işi yokuşa sürmenin telafisi olmaz.

Söz konusu Türk milletinin istikbali ise biz herkesle konuşuruz. Eleştirilere, tenkitlere açığız, yeter ki bu milletin hayrına olsun. Meseleyi ideolojik kavgaların, bambaşka ajandaların mezesi yapmayan herkesin olumlu olumsuz görüşünün başımızın üstünde yeri var. Bu yeni dönem AK Parti'ye, Milliyetçi Hareket Partisi'ne, DEM Parti'ye değil tüm siyasi partilere önemli mesuliyetler yüklemektedir.

+

Bu arada Erdoğan'ın 'üçlü ittifak' ilanına Pervin Buldan'dan da “Yanlış bir yere çekilmesin. Bu ittifak süreç ittifakıdır. Başka bir ittifak olarak algılanmamalı kesinlikle” açıklaması geldi..

Daha çok açıklamalar, düzeltmeler olacaktır, olmalıdır...

Kürtlerin de Türklerin de kolay hazmedebileceği bir süreç değil bu... Ancak “özlenen” bir süreci yaşadığımız da gerçektir... Dünkü yazımda “Bir orman yaratmak istiyorsanız ilk fidanı dikeceksiniz... Casene Mağarası önünde bir fidan dikildi... Onu kırmamalıyız..” ifademde olmuştu...

Kırmayalım... Sabırlı ve ataletli davranalım, dikkatli temkinli olmayı da elden bırakmayalım...

+

DEDİKODULAR GERÇEK OLSA...

AK Parti'nin Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde hafta sonunda yapılan 32'nci İstişare ve Değerlendirme Kampı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kapanış konuşması ile noktalandı. Bu yıl “Milletin Gücüyle Sınırları Aşan Liderlik” temasıyla düzenlenen toplantının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılan açış konuşmasını ele aldığım dünkü yazımda şu ifadelerim olmuştu:

“Hafta sonunda Cumartesi günü de gözler Kızılcahamam Kampı’na çevrildi. Muğla’dan o kampa herkesin baktığı gözle bakmayanlar vardı. Onlara göre ‘sırasıymış gibi’, Muğla Milletvekilleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ‘buluşacaklar’ ve Muğla’ya ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın neşteri gelecek’... Allah daha büyük dert vermesin!”

Tabii bu satırların içinde yer almayanlar da vardı. Sonradan duyumlara göre, Milletvekilleri yandaşlarına “12 sinde Cumhurbaşkanından randevu aldık. Muğla teşkilatını aldıracağız, bazı İl müdürlüklerinde değişim yapıp, biz yetkilendirileceğiz” demiş olmalı ki, Ula İlçe ve bazı kalemler “Hafta sonunu bekleyin bakın neler olacak” şeklinde algı yaratmışlardı. Ne yalan söyleyeyim ben bile inanıyordum!

O iki milletvekili anlaşılacağı gibi Kadem Mete ve Yakup Otgöz’dü... Nasıl olduysa Ankara’da ‘üç’ olmuşlar.

Milletvekili Kadem Mete paylaşım yapmasa haberimiz olmayacaktı. Kızılcahamam istişare toplantısına giderken, bazı gazeteler üzerinden “neşter gelecek” mesajı vererek yola çıkan Mete ve Otgöz ikilisine nasıl olduysa Ankara’da Hasan Özyer de eklenmiş... Yelda Erol Gökcan’ı araştırdım yokmuş... Şaşırdım...

+

HASAN ÖZYER’İ KİM DAVET ETTİ?

Bilgisizliğime verin... Kızılcahamam istişare toplantısı bakanların yanında milletvekillerinin katıldığı bir toplantı. Yelda Erol Gökcan’ın olmamasına ‘eskilerde katılıyordur’ diye düşünerek şaşırmıştım. Meğer sadece mevcut milletvekilleri katılabiliyormuş... Geçen Cumartesi gününden beri telefonum susmuyor. Eski milletvekili Hasan Özyer neden ve nasıl katılmış; Cumhurbaşkanı ile görüşebilmişler mi, görüştülerse ne görüşmüşler, neşter geliyor muymuş?

İşimiz bu, araştırdık tabii... Katılımcıların boyunlarındaki kartlarda kimlikleri yazıyormuş. Hasan Özyer’in kartında ‘Kurucu Üye’ yazmaktaymış. Meğer toplantıya ‘kurucu üye’ olan eski milletvekilleri de katılabiliyormuş. Ama Kurucular Kurulu listesinde adı yokmuş... Çünkü Hasan Özyer, AK Parti kurulurken ANAP Milletvekili idi. Yani AK Parti de değildi... Ben yine de Muğla’da soruşturdum. Hasan Özyer’in ‘kurucu üyeliğini’ kimseye teyit ettiremedim... AK Parti’nin Muğla’daki kurucu il yönetiminden dostlar, ‘Kurucu Üye’ sıfatına sahip tek Muğla Milletvekili’nin Dr. Mehmet Nil Hıdır olduğunu söylediler... O da Marmaris ilçesi kurucu üyesiymiş...

O zaman Hasan Özyer’in orada işi neydi, kim davet etmiş olabilirdi? Muhteşem üçlü o kimliği nasıl nereden edinmişti?

Bir gazeteci dostum kulağıma fısıldadı ve “Hasan Özyer evet Kurucu Üye değil, ama Genel Başkan Vekili Efkan Ala’ya çok yakın ve bu yakınlık nedeniyle o kart verilmiş olabilir” deyince, taşlar yerine oturdu.

+

RANDEVU ALAMAMIŞLAR

İlk sorunun yanıtı ile ilgili ise kulis bilgisi çok...

İkisinin zaten yola çıkmadan önce “randevu aldıkları” ve Muğla’ya neşter vurduracakları yazılmıştı.. Üçüncüsünün de, yani Hasan Özyer’in Fethiye’de oteline ceza yazılmış olması ile ilgili görüşme derdi bulunuyormuş. Üçlü hem Cumartesi, hem de Pazar günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan randevu talep etmişler. Ancak Kızılcahamam da 55 milletvekilinin randevu taleplerini olumlu karşılayan Erdoğan bu üçlü ile görüşmemiş ve randevu vermemiş.

Hasan Özyer’i karıştırmadan Mete ve Otgöz sadece kendileri için talepte bulunsalar görüşme imkanı bulabilirler miydi bilmiyorum.. Benim anlayamadığım, Cumhurbaşkanı Erdoğan Kurban Bayramı’nı Okluk Koyu’nda geçirdi. Daha dün... Bu görüşmeyi neden orada gerçekleştiremediler acaba?

Gerçekten tuhaf...

+

HASAN ÖZYER NE GÖRÜŞMEK İSTEMİŞ OLABİLİR?

Bu sorunun yanıtını ararken, nedense aklıma Fethiye eski Belediye Başkanı Behçet Saatcı’nın geçenlerde ortalığı karıştıran ve benimde dilini tasvip etmediğim paylaşımı aklıma geldi.

Yok hayır bir bağ kurma niyetinde değilim... Kulislerde Hasan Özyer’in Kızılcahamam’a Fethiye’de ceza yazılan oteli ile ilgili gitmiş olabileceği konuşulduğu için aklıma gelen Başkan Saatcı oldu...

Malum Özyerler’in Fethiye’de yeni yaptırdığı otelin önü Hazineye ait ve Kültür Turizm Bakanlığı ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı orayı “halk plajı” yapmaya karar vermişti.

Ancak Özyerler, Bakanlardan önce davrandı ve söz konusu kıyısal alanın etrafını çevirip, hemen otele ait sosyal tesis ve plaj yapıverdi. Çevrecilerin ve halkın tepkileri karşısında galiba CHP’li Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca da “Orada kaçak bir şey yok” gibi bir açıklama yapmıştı. Yani Hasan Özyer’e destek çıkmıştı. Belediye Başkanı Alim Karaca tabii ki Hasan Özyer’e destek verecek. Hasan Özyer eski AK Parti Milletvekili ve Muğla AK Parti de Prof. Dr. Aydın Ayaydın gelinceye kadar sözü geçen tek kişi idi. Buna rağmen AK Parti adaylarına değil, CHP’li adaylara destek verdiği hala konuşuluyor. Benim böyle bir iddiam yok, ama diyorlar... Hatta CHP’li Alim Karaca’nın bundan dolayı Hasan Özyer’in kaçaklarını görmezden geldiği öne sürülüyor.

Öte yandan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı geri adım atmadı ve Özyerler’e 3.5 milyon TL ceza gönderdi. Duyumlarıma göre, Bakanlık şimdi de orayı yıkmaya hazırlanıyormuş...

+

Doğrusu Hasan Özyer eskiden AK Parti’de ve Muğla’da güçlü bir isim olarak görülürdü. Kimse Ona ceza kesemezdi, işgallerine son veremezdi. Ne oldu da şimdi işler değişti? Neden kimse takmıyor? Kulislerde bu soruların yanıtı oldukça kısa ve net:

Aydın Ayaydın’dan sonra, Muğla’da torpil ve siyasi baskı dönemi sona erdi. Ondan böyle oldu...

Ben buna çok katılamıyorum. Bana abartılı geliyor. Aydın Hoca’yı bu kadar da büyütmemek lazım, ama kulislere göre iki Muğla Milletvekili’nin Aydın Hoca’yı şikayet etmek için Cumhurbaşkanı ile görüşmek derdinde olduklarını kabul edersek, bu kadar büyütmelerini de anlamak lazım...

Bir de 31 Mart Yerel Seçimleri meselesi var... Unutuyoruz... O günlerde yine kulislerde AK Parti’nin Muğla Büyükşehir Başkan Adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ı Hasan Özyer’in desteklemediği, hatta Özyer’in AK Parti’nin Fethiye Başkan Adayı Muhammet Kökten’i de desteklemeyip, Milletvekili Yakup Otgöz’ün halasının oğlu CHP’li Alim Karaca’yı CHP’den aday yaptırıp desteklediği iddiaları vardı...

Şimdi bütün bunları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bildiği ve bu yüzden Hasan Özyer’i gözden çıkardığı da kulis bilgileri arasında. Acaba randevu bu yüzden mi verilmedi? Tabii “Öteki iki milletvekiline neden randevu verilmedi?” sorusu da var. Bilmiyoruz, ama aynı nedenle olabilir...

Hem Allah aşkına koskoca Cumhurbaşkanı’nın Muğla’dan habersiz olduğunu düşünmek saflık olmaz mı?..

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ;Acıları paylaşabilmek için aynı dili konuşmak gerekmez... --İngmar Bergman