“İmar Planı iptal davası ve ÇED’de yeni süreç...” başlığını taşıyan 18 Kasım 2024 tarihli yazımda Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın 1 Kasım Cuma günü düzenlediği basın kahvaltısında “Çimento fabrikası için hukuk ne derse o olacak” derken özetle “ÇED İptal, Ruhsat iptal. Şu an imar planının da iptal edilmesi söz konusu. Yeni bir ÇED raporu da yok ortada. Ortada devam eden planının iptali davası var. Eğer tekrar ÇED gelirse odalarla ortak aklı çalıştırıp önümüze koyacağız. Yasalara uymak zorundayız. Belki dava sonuçlanacak ÇED olmadan.” ifadesinde bulunmuştu.
Buna karşılık Muğla Çimento A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Karakurt bu köşeye “Başkan Gonca Köksal’ın bu süreçlerin tamamının sonuçlandığını bilmesine rağmen neden doğruları hala halka anlatmamasına anlam veremiyoruz.” diye açıklamada bulundu.
Uygulama İmar Planı’nın iptal edilmesi ile ilgili süren bir davanın bulunmadığını savunan Cemal Karakurt, Danıştay 6. Dairesi kararını da göndererek, söz konusu plan ve planların iptal edilemeyeceğini öne sürmüştü.
Bende “2019/15002 Esas Nolu ve 2021/8657 Karar Nolu” Danıştay 6. Dairesi kararını Menteşe Belediyesi’nde bir ilgiliye göndermiş ve “Hukukçularla görüşmem lazım” yanıtı almıştım...
+
Bu konuda 18 Kasım 2024 tarihli yazımda bir de “.. bir bilgi alamadım. Bir açıklamaları olursa yayınlarım.” ifadem olmuştu. Meğer benim Danıştay 6. Dairesi kararı ile ilgili sorgulamama Menteşe Belediyesi’nden aynı gün saat 18.00 sıralarında whatsapp üzerinden yazılı bir açıklama gelmiş, ama ben görmemişim.
O gün Menteşe Belediyesi’nden yapılan bilgilendirmede, Cemal Karabulut’un bana gönderdiği Danıştay 6. Dairesi’nin verdiği kararın doğru olduğu belirtilirken, ancak süren davalardan da söz edilmiş.
Menteşe Belediyesi hukukçularının bilgilendirmesinde “Danıştay kararı sonuçlanan dava, Muğla 1. İdare Mahkemesi 2019/141 esas 2019/229 karar sayılı davadır.” denilerek şöyle devam edilmiş: “Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiği bilgisi doğrudur fakat imar planlarının iptaline ilişkin tek dava bu değildir. 1/1000 ve 1/5000’lik planların iptaline ilişkin diğer bir dava Muğla 2. İdare Mahkemesi 2023/2888 esas 2024/797 karar sayılı davadır. Muğla İdare Mahkemesi’nce red karar verildi, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi’nde istinaf incelemesindedir. İstinaf kararı sonrasında da Danıştay yolu açıktır.”
+
Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın basın kahvaltısında kullandığı “Eğer tekrar ÇED gelirse odalarla ortak aklı çalıştırıp önümüze koyacağız. Yasalara uymak zorundayız. Belki dava sonuçlanacak ÇED olmadan.” ifadesindeki “Belki dava sonuçlanacak ÇED olmadan.” sözü bu noktada önem kazanıyor.
Eğer “Muğla İdare Mahkemesi’nce red kararı verilen ve İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi’nde istinaf mahkemesinde incelemede olan” 1/1000 ve 1/5000’lik planların iptaline ilişkin Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde açılmış 2023/2888 esas 2024/797 karar sayılı dava “iptal isteminin onayı” ile sonuçlanırsa Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Menteşe Belediyesi söz konusu imar planlarını değiştirerek Yatağan-Menteşe bölgesinde “çimento fabrikası kuruluşu” tamamen engellenmiş olur.
Şu anda devam etmekte olan “iptal edilmiş ikinci ÇED’in eksiklerinin giderilmesi süreci” sonunda “ÇED Olumlu kararı” çıksa da bir işe yaramayacaktır.
Ancak...
Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde açılmış ve buradan çıkan ret kararının İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi’nde istinaf mahkemesinde devam eden inceleme sonuçlanıncaya kadar Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan “revize edilmiş” ve “olumlu kararı” ile sonuçlanmış bir ÇED de çıkabilir... Ki bu olasılık da oldukça yüksek görülüyor...
+
Peki o zaman ne olur?
Son yıllarda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan ÇED dosyalarının pek öyle “olumsuz karar” ile çıktığı pek görülmüş değil. Elbette bakanlığın olumsuz karar verdiği ÇED dosyaları da var, ama “olumlu kararlara” göre bunların yüzdesi oldukça düşük..
Ankara’da süren ve ilk inceleme toplantısı 28 Kasım’da yapılacak olan revize ÇED sürecinden “Olumlu kararı” çıkarsa ne olacağı belli... Gonca Köksal bunu 1 Kasım’da basın kahvaltısında söylediği gibi geçen hafta Konakaltı Kültür Merkezi’nde revize ÇED sürecinin 28 Kasım toplantısına yönelik olarak akademik meslek odaları ve STK’larla yapılan değerlendirme toplantısında da söylemiş bulunuyor. Her iki toplantıda da Gonca Başkan açık ve net şöyle diyordu: “Yasalara uymak zorundayız. Ona şüphe yok. Ama açık ve şeffaf olacak ortak aklı çalıştıracağız. O günün şartları, yasal durumu neyse ona bakacağız.”
Hal böyle iken bu konuda “yayın yoluyla gerilim yaratılmasını” anlamıyorum.
Çevre konusunda en hassas illerden biri olan Muğla’da Menteşe ve Büyükşehir Belediye Başkanlarından “Biz yatırım istihdamdan yanayız. Muğla’da her türlü bacalı bacasız sanayinin kurulmasını arzuluyoruz.” demeleri bekleniyorsa bu abesle iştigal olur. Gerek Gonca Köksal gerekse Ahmet Aras her iki başkanında seçmene “Doğal ve tarihi çevremizi koruyup geliştireceğiz” sözü verdiğini unutamayız...
+
Eğri oturalım doğru konuşalım.
Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras sadece çimento fabrikasına değil, termik santrallere de ve dolayısıyla her türlü “bacalı sanayi” tesisine karşılar ve bu yüzden seçiliyorlar...
Peki böyle bir yatırımı engelleme şansları var mı?
Ellerinden geleni yaparlar, ama “yasalar çerçevesinde”... Yasaların dışına çıkamazlar. Yasaları çiğneyemezler.
Görünen o ki Muğla Çimento A.Ş. ikinci ÇED’in mahkeme kararı ile iptalinden sonra yeni bir ÇED başvurusu yapması beklenirken, iptal edilen ÇED’deki eksikleri gideren, yanlışları ortadan kaldıran bir ÇED sürecine girmiş bulunuyor.
Bana sorarsanız böyle bir süreci uygun gören bakanlık “ÇED Olumlu kararı”nı da verir...
Ne diyor çevreciler? “Havama, Suyuma, Toprağıma Dokunma” diyor... Eğri oturalım, doğru konuşalım dedim... Ön yargılı da olmayalım... Elbette her sanayi tesisinin zararlı yanları vardır... İyileşmek, şifa bulmak için içtiğimiz ilaçların zararları yanları da bulunmaktadır. Önemli olan “TOLERE” edilip edilemedikleridir...
Ortaya çıkan ÇED Olumlu kararında çimento fabrikasının “zararları tolere edilebilir” düzeyde ise şahsen benim için sorun olmaz. Niyeti başka olmayan kimse için de olmaz...
Böyle bir kararın imar planı iptal davası “iptal yönünde” öncesinde çıkması halinde Gonca Köksal Başkan Muğla Çimento A.Ş.’ye yapı ruhsatını vermek zorundadır...
+
Fotoğraf tam da bu ve hal böyle iken hep birlikte ‘yayın yoluyla yaratılmış’ bir gerilimi yaşıyoruz. Muğla, Muğlalılar bunu hak etmiyor.
Kamuoyunda Muğla Çimento A.Ş.’nin diye bilinen Muğla Postası arka arkaya “Samet Yeman'dan Aras'a Cevap ve Sorular” ve “Muğlalı Yatırım Bekliyor Başkan Paraları Saçıyor” başlıklı manşetten iki haber yayınladı... Neden?
Geçtiğimiz günlerde Başkan Ahmet Aras, “CHP Adalet Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı” tarafından düzenlenen “Adalet Buluşmaları” toplantılarının “Çevre, Ormanların Korunması ve Anayasa” başlığını taşıyan ve Muğla’da Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde yapılan ikincisinde yaptığı konuşmada, Deştin’de çimento fabrikası ile ilgili yaşananlar üzerinden ‘karalama kampanyası’ yapıldığını belirterek “Deştin meselesinde çimento fabrikasını yapmaya çalışan insanlar kendilerine buradan basın kuruluşları satın almışlar. Sabah akşam bizimle uğraşıyorlar. Orada direnen insanlar ile uğraşıyorlar. Asimetrik bir savaş ve karalama üzerine bir yaklaşım. Bizi kimse yıldıramaz. İstediklerini söylesinler, yapsınlar.” demiş.
Diyebilir... “Çevre, Ormanların Korunması ve Anayasa” başlıklı bir etkinlikte ne demesi beklenir ki? Üstelik gazete, gazeteci adı da vermemiş...
+
Tabii, elbette gazete, gazeteci adı veremez... Ben Ahmet Aras’ın son zamanlarda Muğla’da türeyen “korsan” ve “meşru olmayan” gazeteler ve gazetecileri kastettiğini düşünüyorum. Yayıncılığını beğenirsiniz beğenmezsiniz Muğla Postası yasal ve meşru bir gazetedir. Çevre meselesine da başka gözle bakmaktadır, bakabilir... Herkesten bizim gibi, sizin gibi bakmasını bekleyemezsiniz... Ki Muğla Postası da haberlerini basın ve düşünce özgürlüğü sınırları içinde vermektedir. Ancak neden alınganlık göstermişler anlayamadım.
Ahmet Aras’a yanıt veren ve yayında “Benim gazete imtiyaz sahibi olarak çimento firması sahipleri ile bir akrabalığım var ancak sadece o kadar.” ifadesinde bulunan Samet Yeman’ın “Samet Yeman’dan Aras’a Cevap ve Sorular” başlıklı haberde bu ifade şöyle devam ediyor:
“Ben çimentocunun yakınıyım söylüyorum sende Fikret abinle olan ilişkilerini ne işler yaptığını açıklayacak mısın Başkan? Biz tarafsız objektif haber anlayışımızla Muğlalıların sesi oluyoruz. Varsa yamuk yada çarpık bir işiniz size verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür de dilemiyoruz.”
Görünen o ki Samet Yeman işini bilen usta bir gazeteci. Böyle birine gazetecilik öğretecek değiliz. Ki ne hakkımız ne de haddimiz değildir. Yine de şu kadarını söyleyeyim “rahatsız edici olmayan gazeteci” gazeteci değildir. Ama gazeteci “yazarım ha..” dememelidir. Yazıp geçmelidir. Tabii tarz meselesi...
Şimdi biz yedi göbek “Muğlalıyız” ama ‘Fikret abiyi’ tanımıyoruz. O ‘abi’ ile Başkan Ahmet Aras’ın ilişkisini de bilmiyoruz. Artık haber konusu da olduğuna göre bilmek de istiyoruz. Ama Ahmet Aras açıklamayabilir de, özel yaşamıdır ne bilelim. Siz açıklayın... Bizleri merakta bırakmayın..
Aslında bunlar benim derdim değil... Benim derdim Muğla... Çimentocuları da belediyecileri de sağduyuya, sakinliğe davet ediyorum. Germeyin ortamı. Çimento Fabrikası’nın kurulması halinde yarın birbirinizin yüzüne bakacak haliniz olsun...
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; İnanca Saygı Düşünceye Özgürlük! --Ahmet Kaya