Ege’nin ve elbette Anadolu topraklarının üzerinde binlerce yıldır yükselen kültürün seslerinden soluklarından biri, bir “ozan” olarak yetişen ve karşımıza hocaların hocası bir Yüksek Mimar olarak gelen Denizlili hemşerimiz Cengiz Bektaş aramızdan ayrılırken son imzasını Menteşe’de Uğur Mumcu Bulvarı’nın sonunda Orta Asya göçerliğimizin konaklarından Muğla, Akdeniz mimarisine uzanan bir “sentez” diyebilir miyiz bilmiyorum bugün adı “Cengiz Bektaş Kent Belleği ve Müzesi” olan talihsiz yapıya attı.
“Talihsiz” diyorum. Başına gelmedik kalmadı. Hala yağmurlu günlerde tavanı akıyor. Yükleniciden nasıl teslim alınmış anlamak mümkün değil…
Ruhu şad olsun Ozan Cengiz Bektaş Hocam “Bu yapıya adımı verin” dememişti, ama bir ‘kent belleği’, ‘kent müzesi’ olarak kullanılmak üzere tasarlamış ve uygulamıştı…
Zaten böyle bir kent belleği ve müzeye de sadece Denizlili değil, Saburhaneli bir hemşerimiz olan Cengiz Bektaş’ın adı yakışırdı…
*
Bu kent belleği ve müzenin kurulup hayata geçirilmesi için daha önce pek çok müzeye imza atmış olan ve Muğla ile tanışmalarını rahmetli İlber Ortaylı’nın sağladığı Heykeltıraş, Sanatçı Alper Çınar ve Arkeolog Gökhan Yılmaz uzun zamandır büyük emek vermekteler. Ki müzeyi çok önemli isimlerle açılma noktasına getirdiler.
Geçtiğimiz günlerde bir bakıma “Nereden Nereye Gelindi, Nereye Varılacak?” başlığı altında Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden Başkan Ahmet Aras ve Genel Sekreter Yardımcısı İhsan Çakar ile MBB Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Daire Başkanı Can Yıldızhan’ın katılımıyla önemli bir toplantı yapıldı. Pek çok yönden önemli, içinde “Sinema ve Basın Müzesi”nin dahi yer almasının planlandığı projeye “Danışma Kurulu” olarak omuz veren isimlerde vardı:
Projenin bilimsel meşruiyetinde kilit bir rol üstlenen Stratonikeia ve Lagina Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, projenin uluslararası tanınırlığı ve itibarını güçlendirmek için Bilal Hoca ile kilit rol üstlenenlerden Euromos Kazı Başkanı Doç. Dr. Abuzer Kızıl, Su Ürünleri ve Çevre Bilimleri alanından Prof. Dr. Nedim Özdemir, Muğla ilinde yaygın olarak görülen böcek türlerine dair zoolojik ve taksonomik saha envanterlerini ve böcek koleksiyonunu Cengiz Bektaş Kent Belleği ve Müzesi’nin entomoloji bölümüne bağışlayan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi zooloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Koç, Biyoloji bölümü Botanik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hakan Allı, Menteşe beylik dönemi mimari kalıntıları, Türkmen kültürü verileri ve kale yapılarının üç boyutlu tarama envanterlerini müze arşiv havuzuna dahil ederek eğitim ve panel süreçlerini planlayan Beçin ve Fethiye Kalesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Kadir Pektaş, Yörükler ve etnografya alanındaki saha taramalarında ve somut olmayan kültürel miras unsurlarının müze hafıza sistemine dahil edilmesinde uzman danışmanlık yapan Dr. Aslı Candarlı Şahin…
Danışma Kurulu’nda Sanatçı başlığı altında Alper Çınar ve Gökhan Yılmaz ikilisinin kendileri ile Sanatçı Zafer Dağdeviren, Ressam Küratör Sanatçılar Ali Yaldır ve Derya Ersoy, Sanatçı İllüstratör Koray Bakırkolu yer alırken, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden farklı dallardan Prof. Dr. Murat Keçiş, Dr. Kutlu Akalın, Öğr. Gör. Alp Ejder Kantoğlu, Prof. Dr. Bekir Özer, Doç. Dr. Ufuk Çörtük yer alıyor…
*
Bu kadar isim aklınıza ne getiriyor?
Benim aklıma bilmem kaç yıllık Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ile “Şehir” arasında, Üniversite-Muğla Köprüsünün kurulamamış olması geliyor. O köprüler lafla kurulamıyor tabii… Bu ilişkiler projelerle kurulur… Elbette yerel yönetimler ile üniversite arasında değişik alanlarda kurulmuş ilişkiler de bulunmaktadır.
Ancak Cengiz Bektaş Kent Belleği ve Müzesi Muğla şehri ve şehrin sakinleriyle, gençleriyle, çocuklarıyla üniversitemizin “akademisyenlerini” bir araya getiren alışverişlerine yol açan, açacak olan bir proje olarak duruyor.
Bu güzel projede, projenin Danışma Kurulu’nda iki “Kent Yazarı” olarak Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut arkadaşımla ben de varım.
Toplantı günü çok istediğim halde Bilal Söğüt ve Abuzer Kızıl Hocalarla da görüşebileceğimiz bu toplantıda o zaman böbrek taşı kaynaklı enfeksiyon geçirmekte olduğum için bulunamadım, üzgünüm…
*
Toplantıdan sonra Ahmet Aras Başkan sosyal medya hesabından “Muğla’mızın kültürel hafızasını gelecek kuşaklara taşıyacak Cengiz Bektaş Kent Belleği ve Müzesi’nin yol haritasını; bilim insanlarımız, sanatçılarımız, paydaş kurum ve kuruluşlarımızın temsilcileri ile danışma meclisi üyelerimizle birlikte değerlendirdik.” diye paylaşımda bulundu. Başkan Aras paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Bu müzeyi yalnızca geçmişi anlatan bir yapı değil; yaşayan, üreten, paylaşan ve kendini sürekli geliştiren bir kütür merkezi olarak geleceğe taşıyacağız. Ortak akıl ve bilimin rehberliğinde, Muğla’nın zengin tarihini ve kültürel mirasını en doğru şekilde yaşatmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Değerli görüş ve katkılarıyla bu sürece güç katan tüm bilim insanlarımıza, sanatçılarımıza, paydaş kurum ve kuruluşlarımızın kıymetli temsilcilerine ve danışma meclisi üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum. Cengiz Bektaş’ın Muğla’ya emaneti olan bu değerli yapıyı, hep birlikte yaşayan bir kültür merkezi haline getireceğiz.”
Bunlar Başkan Aras’tan içimizi ferahlatan, umut verici ifadeler. Umarım müzenin kısa zamanda açılabilmesi için ellerini buradan çekmez…
*
Mabolla Medya’daki köşesinden “Mabolla Medya'daki yayınımda yılan hikayesine dönen Muğla Cengiz Bektaş Kent Belleği ve Bölge Müzesi'nin akıbetinin ne olacağı yönündeki yorumum üzerine Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras tarafından konunun paydaşları olan bilim adamları, akademisyenler ve ilgililerin katılımıyla bir yemek düzenlendi. Konuyu sürekli gündeme getirmemizden dolayı Gazeteci büyüğüm Özcan Özgür ile birlikte davet edildiğimiz fakat kendisinin sağlık şikâyeti nedeniyle katılmadığı toplantıya, şahsım olarak icabet ederek, konuya ilişkin görüşlerimi iletmenin yanında, merak ettiğim hususları da sorma fırsatı buldum.” diyen Süleyman Akbulut arkadaşım köşesinden toplantı ile birlikte projeyi şöyle değerlendirdi:
“Cengiz Bektaş Kent Belleği ve Bölge Müzesi'nin gelecek kuşaklara ve ziyaretçilerine en sağlıklı, doğru, bilgilendirici ve yaşayan bir merkez olmasının sağlanabilmesi için verimli bir buluşma olduğunu gözlemlediğim toplantının düzenlenmesinde ve eserin neredeyse hazır hale gelmesinde büyük emeği olan ve ayrıca yayınlarımızın etkisine ve eleştirel yaklaşımlarımızı kıymetli ve Muğla adına yaptığımıza inanan Heykeltraş Alper Çınar Hocama, konuya duyarlılık göstererek, böyle bir yemeği tertipleyen ve sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'a, toplantıya katılan ve görüşleriyle değer katan bilim adamları, akademisyenler, ve diğer ilgili paydaşlara teşekkür ederim. Bu toplantı; tamamlandığında Muğla'da önemli bir ihtiyaca karşılık verecek söz konusu eserin çok kısa sürede hayata geçirileceğinin de müjdesi olma özelliğini de taşıyordu.”
*
O önemli toplantıya katılamadım, ama öncesinde 06.07.2026 tarihli “Dünya Kenti Muğla ve Romanyalı kardeş…” başlığı taşıyan yazımı kaleme aldım. Orada çok sorum oldu, hiçbirine yanıt veren olmadı. Nasıl olsa tarih bir yanıt verir…
“Başkan Aras’a göre ‘Dünya Kenti Muğla’ vizyonu ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın fikirleri ile güçlenecekti… Ki Ahmet Aras Başkan bu ‘vizyonu’ adamakıllı bir de İlber Hoca ile tanıttı. O zaman gazeteler öyle yazdı. ‘Bu projelerle Cengiz Bektaş Kent Belleği, Atapark ve Eski Halkbank Binası modern ve yeni fonksiyonuna kavuşacak.’ denildi.
Ahmet Aras Başkan’ın A Takımından bazılarını İlber Hoca kesmedi! Onlar tarafından karşısına efsane Başkan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen kondu… Bu arada İlber Hoca rahmetli oldu… Allah’tan bu iki önemli ismi birbirine kırdırmadık. Yoksa Muğla ‘Dünya Kenti’ olamadan ‘İlber Hoca’yı öldüren kent’ diye anılabilirdi!”
Yazı uzayıp gidiyor. Lütfen tamamı için linki tıklayın:
https://www.hamlegazetesi.com.tr/dunya-kenti-mugla-ve-romanyali-kardes
*
BİR BÜYÜKŞEHRE BİR MENTEŞE’YE ÖNERİ…
Geçtiğimiz günlerde Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın dikkat çekici bir paylaşımı vardı, şöyle:
“Kocamustafa Efendi Caddesi’nde hayata geçirmeyi planladığımız yenileme projesi öncesinde bölge esnafımızla bir araya geldik. Gerçekleştirdiğimiz toplantıda; yaya trafiğini rahatlatacak, sokağımızı estetik ve kullanışlı bir dokuya kavuşturacak projemizi değerlendirdik.”
Hem mutlandım hem umutlandım… Başta Turgutreis Caddesi olmak üzere bu “anlayışla” ele alınması gereken çok cadde ve sokağımız var. Umarım sıra onlara da gelir.
“Eski” Muğla’da Kocamustafendi (Önce Ragıp Bey Cad.) Caddesi başta bütün caddelerde kaldırım yüksekliği 10 cm bile yoktu. O zamanlar medeniyetimiz kaldırımlarımızdan yüksekmiş… O zamanlarda kaldırımlara küçük çakıl taşları ile kaplama yapılarak mozaik havası verilmişti. Kocamustafendi Caddesi kaldırımları ile Askerlik Şubesi, MBB Başkanlığı ve Menteşe Başkanlığı önündeki kaldırımlarda aynı şekilde kaplanmıştı. Ben rahmetli Orhan Çakır zamanında belediyedeyken, Kocamustafaefendi Okulu önünde paramparça kalmış kaplamayı yenilemiştik…
Aynısı yapılırsa ve Kavaklıdere de olduğu gibi parke kaplama da renkli yapılırsa gerçekten yeni ve güzel bir şey yapılmış olur.
Yerim kalmadı… Büyükşehir ile yarın devam ederiz…
--------------- -------------
GÜNÜN SÖZÜ: Yalnız aptallar ve şarlatanlar her şeyi bilir ve her şeyi anlar. --Anton Çehov