Marmaris’ten Vural Efecik arkadaşımız Marmaris Manşet’te “Yıkım Polemiği Büyüyor... Gizem Özcan'dan Kadem Mete'ye Sert Yanıt: Devlet Yönetmek Ciddiyet İster” diye başlık attı.

Kayıtsız kalınacak bir polemik değil.

Sorun “imar sorunu” ve bugünün değil, Muğla’nın Büyükşehir Belediyesi yetki ve sorumluluğunda değil, İl Özel İdaresi yetki ve sorumluluğunda olduğu zamanlardan günümüze gelmiş ve en ağır da Marmaris’te ve de Kayaköy’de yaşanan kangrenleşmiş “plansızlık sonucu kaçak yapılaşma” sorunu.

Gazetecilik mesleğimde köşe yazarlığına başladığım, Marmaris’te “Padişah tapusu” kavgalarının, davalarının yaşandığı yıllardan beri yaşanıyor. Padişah tapusu kavgaları sona erdi, plansızlığın getirdiği “kaçak yapılaşma kavgaları” devam ediyor!

Eğer bir sorun kangrenleşebilecek kadar canlı tutuluyorsa o sorundan mağdur olanlar kadar yararlananlar, menfaati olanlar vardır. İşte onları çok merak ediyorum…

*

Vural Efecik’în haberine göre, Marmaris'in Orhaniye Mahallesi başta olmak üzere Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde bulunan mahallelerde kaçak yapı yıkımları başlatılmış. Aslında bu yıkımların geleceği çok önceden belliydi ve biliniyordu. Bu yılın başında, Şubat ayında Marmaris ve Datça basınındaMarmaris’te Kaçak Yapılara ‘Balyoz’ Operasyonu: 157 Bina İçin Yıkım Kararı Uygulanıyor!” başlığıyla yer almıştı.

O haberlere göre, Muğla’nın önde gelen turizm merkezlerinden Marmaris’te, kamuoyunun uzun süredir takip ettiği kaçak yapı krizinde, hukuki engellerin kalkmasıyla birlikte ikinci büyük yıkım dalgası resmen başlamıştı.

Operasyonun fitili, yarımada da Söğüt Mahallesi’nin Kızılyer mevkiinde ateşlenmiş ve Marmaris Belediyesi Fen İşleri ekipleri, jandarma komando birliklerinin geniş güvenlik önlemleri altında bölgeye girip, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilen ve deniz manzarasıyla dikkat çeken lüks bir konutu, iş makineleriyle kısa sürede moloz yığınına çevirmişti…

*

O zaman 157 Yapı Sırasını Bekliyordu…

Yetkililerin o zaman açıklamalarına göre, o günlerde yıkılan yapılar buz dağının sadece görünen yüzüydü. Mahkemelerden alınan “yürütmeyi durdurma” kararlarının tek tek kalkmasıyla birlikte; “• Söğüt, Bozburun ve Selimiye başta olmak üzere çevre mahallelerdeki toplam 157 kaçak yapı program dahilinde yıkılacak. • Yıkım takvimi, önümüzdeki günlerde diğer mahalleleri de kapsayacak şekilde genişletilecek.” denilmişti.

İmar Barışı İstismar Edildi…

Yıkımların temel gerekçesi, 2017 yılındaki “İmar Barışı” düzenlemesinin sınırlarının aşılmış olmasıydı. Yetkililer, “yasal statü kazanan binaların üzerine kaçak kat çıkılması, bahçelere ek binalar dikilmesi ve mevcut mülklerin dışına taşılmış olması” gibi ihlallerin affedilmeyeceğini ifade etmişlerdi…

Ve Bakanlık talimatıyla Marmaris Belediyesi’ne tam yetki verilerek, yıkımların tavizsiz uygulanmasın istenmişti…

*

Galiba o 2020 yılında Yapı Kayıt Belgeleri iptal edilen ruhsatsız yapılarla ilgili tahliye ve yıkım süreci alınan karar doğrultusunda 16 Temmuz (dün) itibariyle resmen başladı.

Tabii yıkıma tepki gelmeye de başladı. Marmaris’in Orhaniye Mahallesi’nde yıllardır imar planının hazırlanmadığını, ruhsat alamadıkları için “kaçak yapı sahibi” durumuna düştüklerini savunan mahalle sakinleri yıkımlara karşı çıkarken, yıkım öncesi MUSKİ’nin iki hanenin suyunu kesmesi tepkileri arttırdı. Yıllar önce eşini iş kazasında kaybeden Özlem Yılmaz, iki çocuğuyla evsiz kalma korkusu yaşadığını belirtirken şöyle sordu: “İki yetim çocuğun vebalini kim ödeyecek?

Bana göre “siyasetin” ödemesi gerekiyor.

Tabii zaman içinde o kadar çok siyasetçi; muhtar, belediye başkanı, belediye meclis üyesi, milletvekili, il ilçe başkanları gelip geçti ki…

*

Vatandaşlarla birlikte bir tepki de AK Parti’nin Marmaris’li Milletvekili Kadem Mete’den geldi.

Vural Efecik’e göre Milletvekili Mete, devam eden imar planı çalışmalarına dikkat çekerek, “Şimdi yıkım yapmanın hiçbir mantığı yok” diyor ve yıkımların durdurulmasını istiyor. Yine bir Marmarisli CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan ise hukuken bunun mümkün olmadığını savunuyor.

Marmaris'in Orhaniye Mahallesi başta olmak üzere Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde bulunan mahallelerde yürütülen kaçak yapı yıkımları, siyaset gündeminin en sıcak başlıklarından biri olmaya devam ediyor.” diyen Vural Efecik şöyle devam etti:

AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete'nin, belediyelerin yıkımları uygulamama yönünde inisiyatif kullanabileceğini öne sürmesinin ardından, CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan yazılı bir açıklamayla yanıt verdi. Milletvekili Özcan, kamu kurumlarının siyasi açıklamalarla değil, yürürlükteki mevzuat ve bağlayıcı idari kararlarla hareket ettiğini belirterek, Marmaris Belediyesi'nin yıkım kararlarını keyfi şekilde durdurmasının hukuken mümkün olmadığını savundu.

*

Akbelen Örneğini Hatırlattı

Belediyeyi hedef göstermenin doğru olmadığını belirten Milletvekili Özcan, “iktidarca alınan kararların sorumluluğunun yerel yönetimlere yüklemeye çalıştığına” dikkat çekerek, “Yıkım sürecinin kararı Bakanlık tarafından alınmıştır. Şimdi bu sorumluluk hiç yokmuş gibi belediyeyi hedef göstermek, kamu hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmaz.” değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamasında Milas/Akbelen'deki kamulaştırma kararlarını da hatırlatan Özcan, iktidarın kısa sürede birçok idari karar alabildiğini belirterek, aynı iradenin vatandaşın mağduriyetini giderecek adımlar için de gösterilmesi gerektiğini savundu. Milletvekili Özcan şu ifadelerde bulundu:

Madem yıkımların hiçbir mantığı olmadığı düşünülüyor, o zaman bu süreci başlatan kararlar da iptal edilsin. Bir gecede kamulaştırma yapılabiliyor, ÇED kararları alınabiliyor, tahsisler gerçekleştirilebiliyor. Konu vatandaşın evi olunca mı yetki belediyelere bırakılıyor? ‘Yıkmayabilir', 'uygulamayabilir', 'ruhsat verilebilir' gibi ihtimallere dayalı açıklamalar devlet yönetiminin ciddiyetiyle bağdaşmaz. Belediyeler siyasi telkinlerle değil, hukuk çerçevesinde hareket eder. Yıkım kararları doğrudan Bakanlık tarafından alınmıştır, idari sorumluluğun da merkezi yönetime aittir.

*

Muğla’da Sadece Marmaris Değil, Fethiye de Kaçak Yapı Cenneti

Marmaris’te bunlar yaşanırken, Fethiye’de de Orhan Okutan arkadaşımız “Fethiye Alternatif Bakış” da “Darboğaz İçin Ortak Tepki, Kaçak Yapılaşmada Yıllarca Sessizlik” başlığı attı.

Yazısında “Yıllardır kaçak yapılaşmayla doğal dokusunu kaybeden Kaya Köyü için bir toplumsal tepki görülmezken, Darboğaz'daki iskele projesi çevre mücadelesini yeniden gündeme taşıdı. Bu durum, çevre mücadelesinde çifte standart tartışmasını da beraberinde getirdi.” diyen Gazeteci Yazar Orhan Okutan Kaya Köyü doğasına, kıyısına, geleceğine sahip çıkıyor” sloganıyla yapılan toplantıya yoğun ilgi olduğunu belirterek şu ifadelerde bulundu:

Kaya Köyü Kuyubaşı Kahvesi'nde gerçekleştirilen buluşmada, Darboğaz Mevkii'nde yapılması planlanan 100 tekne kapasiteli ‘Tekne Bağlama Amaçlı İskele Projesi’ ele alındı. Katılımcılar, projeye karşı izlenecek hukuki ve toplumsal mücadele yöntemlerini değerlendirerek yol haritası oluşturmaya çalıştı. Öte yandan Kaya Köyü, yıllardır çözülemeyen plansız yapılaşma sorunu nedeniyle özgün dokusunu önemli ölçüde kaybetti. İmar planlarının tamamlanamaması sürecinde binlerce villa tarzı yapı inşa edilirken, Gölyeri çevresi dahi kaçak yapılarla doldu. Yapılaşmanın denetlenmesi ve önlenmesi konusunda sorumluluğu bulunan belediyelerin yıllar boyunca yeterli adımları atmaması, kamuoyunda aynı ölçüde güçlü ve örgütlü bir tepkiye neden olmadı.

Yukarıda da belirttiğim gibi eğer bir yerde bir sorun çözülmüyorsa, o sorundan yarar sağlayanlar vardır. Kaya Köyü Dünya Barış Köyü olacaktı, Kaçak Yapılaşma Cennet Köyü oldu…

*

Orhan Okutan yazısını “Kaya Köyü'nde kaçak yapılaşmanın muhatabı belediyeler olunca, siyasi yakınlık veya farklı hassasiyetler nedeniyle yıllarca güçlü bir itiraz yükselmedi. Buna karşın, Bakanlığın Darboğaz'da hayata geçirmek istediği iskele projesi kısa sürede geniş bir çevre duyarlılığı oluşturdu.” diye noktalamış.

Ne yaman çelişki değil mi?

Fethiye’nin ‘lüks kamarası’ Kaya Köyü’nde kimler yaşıyor bir bakmalı…

--------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Yalnız aptallar ve şarlatanlar her şeyi bilir ve her şeyi anlar. --Anton Çehov