Bugün 4 Mart Çarşamba

Üç gün sonra 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanacak. 100 yıldan uzun süredir, dünya genelinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanıyor. Artık sakıncası yok…!!!

Üç gün sonra 1908'de New York'ta 15 bin tekstil işçisi kadının daha kısa çalışma saatleri, daha iyi ücret ve seçme hakkı talebiyle yürümeleri, bir yıl sonra Amerika Sosyalist Partisi’nin 8 MartUlusal Kadınlar Günü ilan etmesi anılacak. Bu özel günü uluslararası hale getirme fikrini ortaya atan ilk kişi olan Alman Komünist ve Kadın Hakları savunucusu Clara Zetkin hatırlatılacak.

Sonra ülkemizdeki kadın cinayetleri lanetlenecek, sonra da İstanbul Sözleşmesi’nin önemi anlatılacak, “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganları atılacak.

Sonra mı?

Sonra dağılabilirsiniz…

Belki de dağılmaz “8 Mart Emekçi Kadınlar Günümü yoksa Dünya Kadınlar Günümü” tartışması yaparız. Yine de 8 Mart, kadınların başarılarını kutlayan küresel bir gün olmasının yanı sıra cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık konularında farkındalık yaratan bir gün.

Böyle bir günün arifesinde Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin hem de Bodrum gibi bir yerdeki iş yerlerinde kadın çalışanların regli günü tartışma konusu ve hak arama mücadelesinde olan kadınlara mobing gerekçesi haline gelebiliyor…

Kadınlar Gününüz şimdiden kutlu olsun…

*

Her yerde kutlama var… Her yerde iftar sofraları kurulduğu gibi…

Roman Yazarı, Sosyolog dostum Perrin Pebi Helvacı’nın Marmaris’ten “Yerel yönetimler artık Konfeksiyonel.” başlığı ile “Hepsi birbirinin aynı, hepsi aynı resmi veriyor, aynı yöntemi kullanıyor.” diye yazarken, noktayı şöyle koymuş:

Konfeksiyonel davranış çürütücüdür.

Menteşe Belediyesi dün “8 Mart'ta Dayanışma ve Güç Birliği Çağrısı” yaptı. Menteşe Belediyesi, o gün nedeniyle düzenlediği etkinliklerle kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik hayattaki yerini güçlendirmeyi hedefliyormuş. Bu tür işler eski Başkan Yardımcısı Merve Fidem Barut’un başının altından çıkardı. Bir an “Geri mi geldi acaba?” diye düşündüm.

4 Mart’ta Ortaköy’de gerçekleştirilecek açılışla 9 Mart’a kadar sürecek etkinlikler: “Ortaköy Kadın Yaşam Merkezi” açılışı; 4-6 Mart tarihleri arasında 09.30-17.30 saatlerinde Kurşunlu Meydanı'nda Kadın Emeği Pazarı kuruluşu eşliğinde “Görünmeyen Emek” fotoğraf sergisi düzenlemesi; Aynı meydanda 5 Mart’ta halk oyunları gösterisi; aynı gün 20.30'da Konakaltı Kültür Merkezi'nde “Nefes Al, Güçlen, Parla” temasıyla pilates, yoga ve fit dans etkinliği; aynı yerde 6 Mart Cuma günü saat 15.00'te “Sen de Yapabilirsin” söyleşisi yer alıyor. 8 Mart Pazar günü 11.00-14.00 saatleri arasında Sosyo Kültürel Alanda, 9 Mart Pazartesi günü de aynı saatlerde Üniversite yerleşkesinde stant çalışmaları yapılıyor.

Muhtemelen ortak akılla hazırlanmış bir programdır. Kadınlarımıza hayırlı olsun…

*

Bu arada Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında kültür ve sanat aracılığıyla toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla “Kadın Oyunları Festivali” gerçekleştiriliyor.

Verilen bilgiye göre, kadın hikâyelerini sahneye taşıyan ve farklı anlatımları bir araya getiren festival 2 Mart itibariyle başlamış bulunuyor. Festivalin açılış oyunu, 2 Mart’ta Menteşe’de, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür MerkezindeYalnız Başaklara Azgın Boğa” oyunu izleyicileri ile buluşurken, 3 Mart’ta “Gözbağcı” adlı oyun Fethiye Özer Olgun Kültür Merkezi’nde beğeni ile izlendi. Bugün Bodrum Nurol Kültür Merkezi’nde Olga Maşa İrina’nın “Yine Üç Kız Kardeş” oyunu sergileniyor. Yarın Yatağan’da İle Low’un “Gençlik Merkezi” oynanıyor. 6 Mart’ta da Marmaris Armutalan Kültür Merkezi’nde “Şairler Mezarlığı” oyunu sergileniyor.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras bu vesile ile yaptığı açıklamada “Kadınların sesi sahnede daha güçlü yankılanacak” demiş.

Keşke kadınların sesi sahne sanatlarının ve toplantı salonlarının dışında da güçlü, gür yankılanabilse…

*

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde bu tiyatro şöleni kimden çıktıysa kutluyorum. Hatta alkışlıyorum.

Tabii keşke Muğla’nın tiyatro topluluklarının tamamından yararlanılsa güzel olurdu. Ki Hayalhane Tiyatrosu, kadın cinayetlerini “Üçüncü Sayfa” adındaki oyunda ne güzel işlemişti. Muğlalılar oyunu kaç kere ayakta alkışlamıştı. Bu oyun Menteşe’de değil, ama Bodrum, Marmaris, Fethiye ve Milas’ta sergilenebilirdi…

Bu şehir, yerel yönetimler kendi sanatçısına, kendi insanına ne zaman değer verecek bilmiyorum, ama “Üçüncü Sayfa” mesela 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü vesilesiyle “Tiyatro Haftası” programıyla ilçelerimize taşınabilir…

Geçen ay 18 yaş kutlamasını yapan delikanlı çağındaki Hayalhane Tiyatrosu’nun Yönetmeni Mehmet Topbaş bir gazeteye açıklamasında oyunlarını ve ödüllerini anımsatarak haklı olarak “Şimdi Muğla’da bir Kadın Oyunları Festivali düzenleniyor. Ve benim bundan haberim bile olmuyor. Mesele; aynı şehirde, aynı mücadeleye yıllardır emek veren bir sanatçının yok sayılmasıdır. Kadınların hikâyelerini anlatmak bir takvim etkinliği değil, bir duruştur. Ve o duruşu yıllardır taşıyanların görmezden gelinmesi, hepimiz adına eksikliktir. Belki de asıl soru şu: Bir şehir kendi sanatçısına ne zaman değer verecek?” diye sitem etti…

*

Mehmet Topbaş haklı… Bu şehirde artık ne yapılsa miş-mış gibi…

Ki Perrin Pebi Helvacı da 24 Şubat tarihli paylaşımında “8 Mart Dünya Kadınlar Günü, ülkemizde nerdeyse sadece Kadına Şiddet üzerinden konuşulmaya hapsolmuş durumda.” derken şu ifadelerde bulunuyordu:

8 Mart panellerine bakıyorum bazıları, bir avukat, bir moderatör ile şiddeti konuşuyor. Avukat, kadın şiddete uğradıktan sonra devreye giren bir hukuk tanımlayıcı, uygulayıcı, savunucusudur. Şiddetten sonra gelir. Oysa, birinci konuşmacı bir sosyolog, ikinci konuşmacı bir psikolog, üçüncüsü Avukat olmalıdır. Ve bu kişiler aktivist rolünde değil, profesyonel bir şekilde işlerinin gereğini yapmaları gerekiyor.

Aslında konu biraz da stk’ların, siyasi partilerin etkinlik gününe döndü. Başka nasıl açıklanır, bu kadar kadının öldürülmesinin sadece öldürülen kadın tarafından bakılarak, öldürene hiç uğramadan çözüm arayışına girmek. Öldürülen bütün kadınlara Allah’tan rahmet diliyorum.

Bakış açımızın değişmesi gerekiyor.

*

Hal ve gidiş Perrin Pebi Helvacı’nın dediği gibi olunca DİSK/Genel-İş Muğla 2 Nolu Şube Başkanı Heybet Özman gecenin saat 03.41’nde WhatsApp’tan bana “Bu saatte rahatsız ettim çok özür dilerim bir kız babası olan siz değerli Özcan abim” diye yazıp derdini, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü arifesinde sendikasının üyesi emekçi kadınların derdini bana yazar.

Uzun uzun yazmayacağım, zaten yerim de kalmadı… Gerekirse uzunca da yazarız…

Olay aslında aylar önce yaşanmış. MBB Çevre Koruma Dairesi Başkanlığına bağlı olarak Bodrum’un çöpünü kaldıran kadınlar “toplu iş sözleşmesi”nin ilgili maddesine (kadınların özel gün izinleri) dayanarak ayda bir yaşadıkları regl ile ilgili izin talep ederler. “Yetkili” kişi alaylı bir şekilde “Ben sizin aybaşı olduğunuzu nereden bileyim açıp baktım mı?” diye karşılık verir.

Dedim ya gerektiğinde süreci hikaye ederim, kısanın kısası Sendika Başkanı Heybet Özmansorunu” doğrudan Ahmet Aras Başkan’a bizzat kendisi anlatır. Ortada kadın çalışanların dilekçeleri de var… Sorundan Tayfun Yılmaz Bey ve Ali Zağlı Bey de haberdardır… Sonuca geliyorum, sonuç; Çalışanların birim amiri hafta sonunda Cuma günü iççileri toplayıp … arkamızda idare var sendikada kim oluyor? Sendikanın kişisel şahsi sorunudur” diye gürlüyor. Çöpten nereye gönderecekse “Sizi sürdürürüm” diye tehdit ediyor.

Heybet Özman da bana “Güzel ağabeyim bu mesajımı sana neden attım, ben bu olaydan çok rahatsız olduğum için sen de bir kız babası olduğun için bu olayı haber yapmanı rica etmek için sana bu mesajımı atıyorum. Sen de bir kız babasısın beni en iyi sen anlarsın diye sana attım bu mesajımı… Tabii takdir gene senin saygı duyarım sevgi ile kal canım ağabeyim…

---------- -----------

GÜNÜN SÖZÜ: Hangi istiklâl vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin.

Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir. --Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK