"Özgürlük Yazarları", öğrencilerin ırkçı gruplaşmalarla birbirlerine her fırsatta nefretlerini kustuğu bir okulda, genç ve idealist bir öğretmenin yaşadığı sıra dışı tecrübeyi konu alan bir film. Filmin senaryosu, Erin Gruwell isimli bir öğretmenin yaşamından uyarlanmış.
Yeni atandığı okulda klasik bir başlangıç yapan ve hemen ders anlatmaya başlayan Erin'ın, öğrencilerin okula gelmeye ve kendisini dinlemeye niyetlerinin olmadığını anlaması uzun sürmez. Öğrencilerin tek ortak noktası acıları ve birbirlerine karşı olan nefretleridir.
Klasik yöntemler ile yol alamayacağını kısa zamanda gören Erin, zaman içinde öğrencileri ile iletişim kurmayı başarır ve her birinin farklı hikayesi olduğunu görür. Onların ufkunu açmak amacıyla, yaşamında kendileri gibi acı çeken insanların hikayesini anlatan bir günlüğü dağıtarak okumalarını, daha sonra da kendi hikayelerini yazarak arkadaşlarıyla paylaşmalarını ister.
Genç öğretmenin bireysel çabası ve öğrencilerdeki değişim, okul yönetimini ve müfredat aktarıcısı meslektaşlarını rahatsız eder. Okul müdürü, başarı kriteri olarak kıdemi esas alan, elde edilen başarıyı ve öğrencilerin taleplerini dikkate almadan tüzüğü ve rutin uygulamaları savunan bir yöneticidir. Erin, bir tarafta öğrencilerle, diğer tarafta ise basında çıkan başarı haberlerinden rahatsız olan ve eğitimi yalnızca sınıf içi etkinlikler olarak gören bir anlayışla mücadele etmek zorundadır.
Erin’ın öğrencilere uzunca vakit ayırmasından rahatsız olan okul yönetimi, öğrencilerin önceki başarısızlığını kendi eksikliklerine değil, onların öğrenmeye hazır olmamalarına bağlamaktadır.
Gerçekler ile yüzleştikçe ve başarısızlığı yüzüne vuruldukça hırçınlaşan, bağıran ve toplantıyı terk eden bir okul müdürünün karşısında daima güler yüzlü, soğukkanlı, iletişime açık ve özverili bir öğretmen vardır.
Erin, öğrencilerinin eğitim masraflarını karşılamak için mesai dışında ek iş yapacak kadar mesleğini seven bir öğretmendir. Ancak zengin babası, onun mesleğini severek yaptığına inanmaz ve öğretmenliği yıl sonunda bırakmasını ister. Kocası ise "Bir tercih yapmak zorunda kalsan ben mi, onlar mı?" diyerek karısını bir tercihe zorlar.
Filmde dikkat çeken bir nokta, öğretmenin giyimidir. Erin, toplumun en alt tabakasının yaşadığı bir bölgede görev yapmasına rağmen her zaman şık ve profesyonelce giyinen bir eğitimcidir. Erin, insanların gönlüne girmeden zihinlerine de girilemeyeceğini biliyor olmalıdır.
Bayan Erin, duygu, düşünce ve davranış değişimini sağlamanın, eğitimin temel amacı olduğunu unutan, mevzuatı uygulamanın "eğitim" olduğuna inanan, başarıya götüren yöntemleri uygulanabilir bulmayan, öğrencilerin okul sonrasında eski alışkanlıklarına döneceklerini savunan bir yapıyla mücadele etmektedir. Nihayet öğrencilerin kendi hikayelerini yazmalarıyla oluşan farkındalık sonucunda, 203 nolu sınıftaki öğrencilerde bir değişim ateşi yakılabilmiştir.
Genç öğretmenin eğitimci olma bilinci, başarıya olan inancı, sorumluluğu, farkındalığı, gayret ve sevgisiyle; farklı din, etnik köken ve çetelere mensup olup sürekli kendi aralarında çatışan ve aynı ortamda bulunmaya dahi tahammül edemeyen öğrenciler, iki yılın sonunda aile olabilmeyi başarabilmiştir.
Ne acıdır ki bu öğrencilerin, ailelerinde liseyi bitiren ve üniversiteyi kazanan ilk çocuk olmaları bile okul yönetimini ikna edemez. Müdürün eğitime ve başarıya bakışı, genç öğretmenle tartışırken kullandığı şu cümlede gizlidir: "Kimin için?"
Artık geleceğimizin teminatı çocuklarımız ve gençlerimiz için, hatalardan ders alarak ve kısır çekişmelerden uzak durarak geleceğimizi hep birlikte kurabilmenin politikalarını üretebilmeliyiz. Kültürümüzü ve farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görüp ortak değerlerimizi yaşamayı ve yaşatmayı hedefleyen bir eğitim sistemi kurabilmeliyiz.
Eğitim politikalarında yaşanan bunca savrulma ve zihin dağınıklığının ardından, artık çocuklarımız ve gençlerimiz de ortak hikayelerini yazabilmeli.