ÖZGÜR ÖZEL’İN UYARISI VE NEDEN YAZMIYORUM?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bölünmesi veya ki ihtimal dahilindedir; kapısına kilit vurulması için uygulanan operasyonun tanıklığını yaparken Muğla gündemini kaçırmışız.

CHP’de yaşananları şimdi değil de ne zaman yazacaksın?” diyenler olduğu gibi, Ahmet Değirmenci’nin dünkü yazımın altında “Yazmaktan vazgeçme sakın, Muğla’dan CHP’yi çıkarırsan zaten yazacak bir şey kalmaz. Bugüne kadar fonlanmış yazı okumadık, bizi muhtaç etme bu vebale girme. Halkın gerçek siyasetçiye olduğu gibi gerçek yazara gazeteciye en çok ihtiyaç duyduğu günlerden geçiyoruz. Yaz gazeteci yaz, susturulmaya çalışılan dilleri, eşek geçmeyen yolları da yaz…” diye vurguladığı gibi sitem yapanlar oldu. Bahtışen Karahan gibi güzel şeyler yazıp söyleyenler de çıktı. Hepsine teşekkür ediyorum…

*

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel TBMM’de ilk gurup toplantısını yaptı. Bugüne ve geleceğe dair önemli mesajlar verdi. Kulislere göre, toplantıda, eski parti içi hesaplaşmaların tamamen geride bırakılması gerektiğini belirten Özel şu ifadelerde bulundu:

Yeni bir parti kurduk ve tamamen temiz bir sayfa açtık. Kendinizi geçmişe dönük tüm tartışmalardan tamamen uzak tutun. Bizim tek gündemimiz ve tek meselemiz vatandaşın meselesidir. Bundan sonra bu yeni partide, vatandaşın beklentilerine uygun, yapıcı bir davranış sergilememiz gerekiyor. Kısır tartışmalardan, bireysel sürtüşmelerden ve özellikle de CHP’nin kendi iç tartışmalarından kendinizi uzak tutun. Bu konudaki esprilerden dahi kendinizi soyutlayın.

Özel bu sözleri toplantıdaki milletvekillerine söyledi, ama ben ifadelerin tüm Yeni Partililere uyarı olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda herkes gibi ben de yazılarımın altına yazıyı eleştirmek yerine “polemik yaratıcı” ifadelerde bulunanlardan yorulmuş, sıkılmıştım. Çoğunu da sildim. Hele bir Özgür Özel’in uyarısı yerini bulsun, ortalık durulsun, CHP’yi de Yeni Parti’yi de yazarız…

*

AHMET ARAS, HALK TV’YE KONUK MU, MÜŞTERİ Mİ OLDU?

Önceki güne kadar girdiğimiz “karanlık” tünelden çıkamadık, Muğla’da olup bitenleri görmezden gelmedik, ama yazamadık da... Ancak hepsi güncel ve hepsi ile ilgili sokakta yanıtlar aranıyor.

Bir televizyon programı düşünün. Ekranda belediye başkanı var. Sunucu sorular soruyor. Kent tanıtılıyor, projeler anlatılıyor, sanatçı sahneye çıkıyor. İzleyici doğal olarak bunun bağımsız bir televizyon yayını olduğunu düşünüyor.

Sonra EKAP kayıtları ortaya çıkıyor. Anlaşılıyor ki o yayın, belediyenin bütçesinden 400 bin TL ödenerek satın alınmış. Aynı program için sanatçı hizmetine de 705 bin TL ödenmiş.

Toplam fatura 1 milyon 105 bin TL.

EKAP kayıtlarını ortaya çıkaran Bodrum Haber Yazarı Mustafa Gündoğ… Onun yazısının linkini merak edenler için buraya bırakıyorum. https://bodrumhaber.com/konuk-degil-ucretli-yayin-mbbden-halk-tvye-400-bin-tl/

Biliyorum, şimdi “O yazmış sen niye yazıyorsun?” diyenler olacaktır. O Bodrum’da yazıyor. İl merkezindeki muhatapları görmemiş olabilir diye diyelim…

*

Tabii asıl tartışma para değil. Belediyeler elbette tanıtım yapabilir. Televizyonlardan yayın hizmeti satın alabilir. Kamu kurumlarının reklam ve tanıtım bütçeleri vardır. Sorun, bunun nasıl yapıldığıdır.

Eğer bir belediye, “belediye başkanının konuk olduğu” bir televizyon programının yayınını satın alıyorsa, o program artık yalnızca gazetecilik faaliyeti değildir. Aynı zamanda kamu kaynaklarıyla finanse edilmiş bir tanıtım çalışmasıdır.

Bunun izleyiciye açıkça söylenmesi gerekir. Ancak en son Kaya Mezarları manzaralı Dalyan Kanalı kıyısında Halk TV’nin yaptığı canlı yayın için söylenmedi. Önceki benzer yayınlar için söylenmediği gibi… O zaman Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Ortaca Belediyesi tarafından Halk TV'nin “Serhan Asker ile Görkemli Hatıralar” programının 11 Temmuz Cumartesi günü saat 10.00 da Dalyan'dan canlı olarak yayınlanacağı ve programa Evren Tezcan ile Ahmet Aras Başkanın konuk olacaklarını duyurdu. O kadar.

Bu programa ‘doğrudan temin’ ile 400 bin TL ve yine ‘doğrudan temin’ ile programa katılıp “renk” katan sanatçı Hüseyin Turan’a da 705 bin TL ödenmiş.

Çok merak ediyorum, bu program Muğlalı seçmenlerin yüzde kaçı tarafından izlenmiştir. Ahmet Aras Başkan da her vesile ile yaptıkları hizmetleri anlatamadıklarından şikâyet eder…

*

Ahmet Aras ve Evren Tezcan Başkanların konuğumu, müşterisi mi oldukları belli olmayan Halk TV'nin “Serhan Asker ile Görkemli Hatıralar” programını izleyen vatandaşın, ekrandaki içeriğin hangi kısmının editoryal tercih, hangi kısmının ücretli tanıtım olduğunu bilmeye hakkı vardır.

Çünkü gazetecilik ile reklam arasındaki çizgi görünmez hâle geldiğinde güven de kaybolur.

Bu şaşırtıcı olduğu kadar düşündürücü olayda dikkat çeken ikinci konu ise tarihlerdir.

Belediye programı 9 Temmuz'da tüm ayrıntılarıyla duyuruyor. Yer belli. Saat belli. Canlı yayın belli. Sunucu belli. Sanatçı başta belli değil, ama konuklar belli. Ama EKAP kayıtlarına göre yayın hizmeti ile sanatçı hizmeti 10 Temmuz'da satın alınıyor!

Elbette bunun makul bir açıklaması olabilir. Belki süreç daha önce başlatılmış, belgeler daha sonra sisteme işlenmiştir. Belki hukuken her şey usulüne uygundur. O zaman yapılması gereken Gazeteci Yazar Mustafa Gündoğ’un da altını çizdiği gibi son derece basittir: Harcama onayı; 22/b gerekçesi; Piyasa araştırması; Belgelerin düzenlenme tarihleri açıklansın.

Şeffaflık tartışmayı bitirir. Gizlilik ise büyütür…

Bir başka soru da 22/b uygulamasıyla ilgilidir.

Kanun, belirli durumlarda ihtiyacın yalnızca tek bir kişi veya kurumdan karşılanabildiği hâllerde doğrudan temine izin veriyor. Ancak belediyenin EKAP'ta tarif ettiği ihtiyaç, “Muğla'nın ve belediye hizmetlerinin tanıtılması.” … İşte bu noktada Gazeteci Yazar Mustafa Gündoğ tarafından şu sorular gündeme getirildi:

Bu amaç gerçekten yalnızca tek bir televizyon programıyla mı gerçekleştirilebilirdi? Başka ulusal kanallar değerlendirildi mi? Başka programlardan teklif alındı mı? Yoksa önce program seçildi, sonra hukuki gerekçe mi oluşturuldu?

Bu soruların cevabı da yine belgelerde…

*

Bugün Türkiye'de medya güveni zaten ciddi biçimde tartışılıyor. Hatta o güven büyük ölçüde aşınmış durumda. İktidara yakın medya için yapılan eleştiriler ne kadar meşruysa, muhalif olduğu düşünülen medya için de aynı şeffaflık standardı geçerli olmalıdır.

Basın özgürlüğü, kamu kaynaklarıyla finanse edilen yayınların finansmanının gizli kalmasını değil, tam tersine açık olmasını gerektirir. Gazetecilik, parayı değil haberi takip eder. Öyle olması gerekir.

Belediyeler ise yalnızca harcamalarının yasal olduğunu değil, kamu vicdanını da tatmin edecek kadar şeffaf olduğunu göstermek zorundadır.

Bu olayın en önemli tarafı 400 bin lira da değildir, 1 milyon 105 bin lira da değildir. En önemli tarafı şudur:

Bir belediye başkanının katıldığı televizyon programı, izleyicinin sandığı gibi bağımsız bir yayın mıydı; yoksa kamu bütçesiyle finanse edilmiş bir tanıtım organizasyonu muydu?

Bu sorunun cevabı yalnızca Muğla'yı değil, kamu kaynakları ile medya arasındaki ilişkinin nasıl yürütüldüğünü de ilgilendiriyor.

*

Yanıt bekleyen başlıca sorular da var. Gazeteci Yazar Mustafa Gündoğ o soruları şöyle sıralamış:

Halk TV’den bugüne kadar kaç yayın veya program hizmeti satın alındı? Halk TV’ye toplam ne kadar ödeme yapıldı? Ahmet Aras’ın katıldığı başka televizyon programlarının bedeli de belediye bütçesinden karşılandı mı? Diğer televizyon, gazete, radyo ve internet haber sitelerine ne kadar ödeme yapıldı? Bu içeriklerin ücretli olduğu kamuoyuna açık biçimde bildirildi mi?

Bu soruların yanıtı zor olmasa gerek… Mustafa Gündoğ yazısını “Milyar Dolarlık Reklam Savunması” başlığı altında Ortaca Belediye Başkanı Evren Tezcan’ın açıklaması ile noktalamış. Çok güldüm… Linki tıklayınca görürsünüz, ama ben de o bölümle nokta koymak istedim:

Ortaca Belediye Başkanı Evren Tezcan, programın ardından Ortaca Haber’e yaptığı açıklamada yayını, ‘Milyar dolarlık reklam, Ortaca bunu hak ediyor.’ sözleriyle değerlendirdi. Ortaca ve Dalyan’ın tanıtımı kamu yararı taşıyan bir amaç olarak görülebilir. Ancak bu değerlendirme, kamu kaynağının hangi usulle harcandığı ve yayının finansmanına ilişkin şeffaflık sorularını ortadan kaldırmıyor.

-------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ: Ahlâk üzerine konuşmak kolaydır; ahlâklı davranmak zordur. --Erich Kästner