Seçimden önce, sosyal medya hesabımdaseçimi kim kazanırsa kazansın Pirus Zaferi yaşayacak" demiştim. Sevgili Özcan,bu kokuyu yazısına konu etmiş ve seçimden sonra konuya açıklık getirmemgerektiğine işaret ederek bir pas vermişti. Şimdi o pasın gereğini yerinegetirip bir top dolaştırayım. (Laf aramızda bazı siyasetçiler ve gazetecilerseçimden sonra bu tabiri kullandılar ama önemli olan sonuçlar belli olmadankullanmaktı.)

14 ve 28 Mayıs seçimleri geldi geçti.Kazananlar oldu, kaybedenler oldu. Kazananlar, bakanlar kurulunu kurup icraata başlamak üzereler; muhalefetdarmadağın. Ana muhalefet 28 Mayıs akşamı saat 20:30'da başlayan şaşkınlığınıatlatamadı. Oysa siyasî stratejiler kurulurken, B planı olarak "kaybetme"üzerine de planlar yapılır. Anlaşılan ana muhalefet de HDP de kaybetmeye görebir proje tasarlamadan dalmışlar seçim arenasına. Sonuç ortada: Ana muhalefet,kongre ve el altından lider değişimini konuşuyor ama sadra şifa bir çözümüretemedi. HDP, Ahmet Türk'ün dediği gibi "çok genel merkezli" bir genel merkezyapısı arz ederek ciddi sarsıntılar geçiriyor. İYİ Parti durumunu korumaklastabil halde. Ana muhalefet listesinden milletvekili kazanan muhalefet de,stratejik ve ilkesel duruştan ziyade Kemal beyin himmetiyle ayakta duruyor.

İşte bu haliyle muhalefet iktidaragelseydi, bunun bin beteri olma ve kazandıklarına pişman olma durumu vardı. Herbirisi kendi içinde organik bir bütünlük arz etse de "toplama bilgisayar"görüntüsü, topluma güven vermedi. İşte bu güvensizlik temelli ve ilkesizlikleiktidar oluş, iktidar gücünü kullanmaaşamasında, komşu duasıyla bir arada duran muhalefeti "sepeti koluna, herkesyoluna" çizgisine getirebilirdi. Böyle bir iktidarın kazandığı zafer eskiYunan'daki "Pirus Zaferi"ne dönerdi. İnternetten bakarsınız "Pirus Zaferi"neama kısaca söyleyeyim, "Kazanıldığı halde bütün imkânları kaybedip çözümüretememe" anlamına gelir.

"Muhalefet niye kazanamadı?" sorusununcevabı da sosyal-siyasal ve ekonomik projeler yerine sadece "Recep TayyipErdoğan düşmanlığı"na dayanan bir propaganda süreci geçirmeleridir. Bir de"Bekâra eşini boşamak kolay gelir" sözünün gereğince, bütçe ve kaynak zeminioluşturulmamış maaş ve depremzedelere bedava ev vaadi ile iktidara gelen birsiyasî hareket, görevi devraldığının ertesi günü, çözümsüzlük ve kaynak sorunudalgasında berhava olacaktı.

İktidarın "Pirus Zaferi" ise ayrı birdurum.

Şu anda iktidar % 52.88 ileCumhurbaşkanlığını kazanmış ve TBMM'de meclis çoğunluğunu elde etmiş durumda.Sonuçlara bakıldığında Ak Parti % 35'e düşerek ve TBMM üye sayısında da birdüşüş yaşayarak çıktı seçimden. Ama nihayetinde her iki seçimde de kazananCumhur İttifakı oldu. Elbette iktidarın 5 sene zarfında eski hataları yapmadanülkeyi en iyi şekilde yönetmesini isteriz. Ama "eski hataları yapmadan"yönetmek mümkün mü? Ekonomik olarak "faiz-enflasyon" ilişkisi meselesinde,objektif düşünen insanların dediklerine değer verilip hayata geçirilecek mi?Kampanya esnasında verilen vaatlerin ekonomiyi nasıl etkileyeceği bir muamma.İlgili bakanlığa Mehmet Şimşek'in getirilmesi, ekonomiyi ne zaman düze çıkarır?Vaatlerin tetikleyeceği piyasa nasıl sarsıntılara yol açacaktır? Liyakatkonusunda çekingen davranılırsa, vatandaşın buna tepkisi ne olacaktır?

İktidar açısında da bu ve buna benzerolayları arka arkaya sıralarsak, kazanılan zaferin tadını çıkaramayacağıanlaşılmaktadır.

Kabine Cumartesi günü açıklandı ve ilkintibalar olumlu. Bu intibalarla bir hava yakalanır ve eski yapılan hatalartekrar edilmezse ve hepsinden önemlisi Ak Parti kendi içinde 21 yıllıkiktidarıyla ilgili bir öz eleştiri yaparak yeni projelerle insanımızın gönlünedokunabilirse, o haliyle yaşanan mutluluk, ilkel zafer sevincinin önüne geçer.Yoksa iktidarı da bekleyen bir "Pirus Zaferi" kokusu alıyorum.