"Ne olurdu insanlar güzelde, iyide bir araya gelseler? Bukadar mücadele sadece insana yatırım için. İnsanın kendi hikâyesini kendiyazması için. Bu yüzden keşkeleri bırakıp hep önümüze bakmalıyız."

Sevgiyi gözlerinde gördüm. O bakışlarda engin bir ufku seyredurabilirdiniz. O kadar huzur dolu, güvenli. Gözlerinden sözlerine akıpgelenler onu bir başka kılmıştı. Samimi, sıcak ve gönülden gelen sözler.Sevgiyle harmanlanmış yerinde bir saygı. Her şey yerli yerinde.

O zaman şunu düşünmüştüm. Bu delikanlıda bütün bu güzelözelliklerin yanında bir farklılık var. Bu tamamlanışın ardında bir kaynakolmalı. Bu sağlam duruş dengesini nereden alıyor? Bazen insanlar yaşının çoküstünde bir duruşa, bir olgunluğa sahip olabilir. Farklı hayat hikâyeleri çıkarkarşımıza. Öğretmeniz ne de olsa gönülden şarkılar çalanız, çaldıranız.Bakışlardan önsözleri okuyabiliyoruz.

Bu öyle değil. Bu delikanlı olgun, ağırbaşlı ama yaşının dahakkını veriyor. Sadece daha olgunlaşamamanın verdiği sıkıntıları yaşamıyor.Bir hafifliği, sürgeçerliliği yok. Ayak izlerini ya da gölgesini takipettiğinizde bir şeyler havada kalmıyor. Gölgeler zikzak çizmiyor, bir görünüpkaybolmuyor. Ayak izleri dersen teke teke basaraktan gitmiyor. Bastığı heryerde görülen ayak izleri ona ait.

Bir karakter, şahsiyet, bir kendine özgülük var ama bunundestek noktası ne ya da kim? Çözmem için onunla daha çok vakit geçirmemgerekecek. Olaylara, davranışlara gösterdiği etkileşimi görmem gerek. Tepkisözcüğünü kullanmadım. Her nerede olursa olsun kontrollü olduğunu görüyorum.Sevindiğinde, üzüldüğünde ya da kızdığında davranışlarını kendine has birüslupla gösteriyor.

"Ben" üzerinde son derece dikkatli. Çevresinde kim varsa birkoşula bağlanmaksızın iletişime ve paylaşıma açık. Bir yerde lider, bir yerdetamamlayıcı. Gerektiğinde sonuca ulaşma adına özverili. Başladığı işibitirmeden bırakmıyor. Yaptığımız her işte bir imzamız olmalı hocam, diyor.Arkadaşlarına bazen çıraklık, bazen ustalık yapabiliyor. Benim yanımda her daimkalfa olduğunu hissettiriyor. Zaman zaman kendi kanatlarınla uçmalısın. Buradabu çalışma tamamen senin kontrolünde dediğim an son noktayı koyuncaya kadarfikrimi almaya devam ediyor.

Onun hikâyesi tatlı bir meltem esintisinde yaşanılmaya,gönüllere ferahlık katmaya devam ederken arkadaşlarını mutlu etmekten ne kadarda mutlu olduğunu fark ediyorum. Başkalarının mutluluğu onun hayatına dagüzellikler katıyor. Çoğu gençte bunu göremiyorum. "Ben"in mutluluğu içinbaşkalarının mutsuzluğundan mutlu olanları görüyorum. Kendi hayatlarınınhikâyesini yazamayan mutsuz insanlar geçiyor gözümün önünden.

Onun hikâyesinde umuda dair hayatıma taşınan yepyeni cümlelerekliyorum. Tazeleniyorum, aydınlanıyorum, mutlanıyorum. Nefes alırken,pencereden bakarken, insanlara seslenirken içimde hayatı kucaklayan heyecanlaryaşıyorum.

Dört yıl ne kadar da çabuk geçti seninle sevgili evladım.Sadece beni değil hayatına eklenen insanları da mutlu ettin. Onların dahayatlarına nice güzellikler kattın. Ve katmaya devam edeceksin. Bundan sonrasıseni takip etmek. Güzel haberlerinle mutlu olmak, heyecanlanmak. Bak vedakonuşması gibi geliyor yazdıklarım. Hayat bir yerde tamamlanmak değil mi? Yarınne yaşayacağımızı, hayatımıza kimlerin ekleneceğini nereden bilebiliriz ki?Hayat akmaya devam ediyor, bugün buradayken yarın başka yerlerde olsak dasevgimiz, anlayışımız esas olan değil mi? Gönüllerde yer etmek.

Sohbetlerimiz zamanı aşan o tatlı sohbetlerimiz. Karşıçıkışların, isyanların, kabullenişlerin ama teslim olmadan; hep kendibakışından bakmaya devam etmek. Bir yerde ne demiştim? "Ne olurdu insanlargüzelde, iyide bir araya gelseler? Bu kadar mücadele sadece insana yatırımiçin. İnsanın kendi hikâyesini kendi yazması için. Bu yüzden keşkeleri bırakıphep önümüze bakmalıyız." Sen ise; "Ben önüme bakamam hocam, uzaklara bakıyorum.Hayâllerimiz, hedeflerimiz hep uzaklarda olmalı. Hep önümüze bakarsakvazgeçebiliriz."

Sözlerde anlaşmanın bir yolu vardı. Tecrübe diyorduk dahayâller, hedefler bir yerde yeni tecrübeler yaşamak için değil miydi? Neredennereye? Aslında seni anlatırken içimde özlemini duyduğum insanı da anlatmakistiyorum. İnsan olarak hiçbir zaman tamam diyemeyiz. Ama önümüzdeki güzelörnekleri önümüze bakmadan, önümüzdekini görmeden bulamayız. Hayatımızakatamayız.

Sözümün başlarında aklıma takılan bir sorudan bahsetmiştim.Bu örnek güzelliğin dayandığı bir kaynak var mıydı, diye. Sorunun cevabıkendiliğinden geldi. Bu güzel gencin dedesi. O dede apayrı bir yazı konusu.Sadece bu güzel gence çeliğe su verir gibi şekil veren dedenin sözleriniaktaracağım: "Ben evlatlarıma da torunlarıma da hep aynı gözle baktım. Uzaktanizledim. Onların kendilerini bulmaları için hayatı onlara bıraktım. Ama insanolmanın özünde olması gereken sevgi, emek, merhamet ve saygı. Bunlardan tavizvermedim."

Uzaktayken yakın olma, yanında olma. Kendi kanatlarınlauçabilme cesaretini kendi içinde yaşama ama o gücü yanında da hissedebilme.İnsana dair hikâyelerimizde, örnek hikâyelerimizde ne kadar da okunası,görülesi noktalar var. O noktadan yola çıkarak kendimize yepyeni cümle kapılarıekleyebilir, o kapılardan geçip hayat yolumuza sevgi dolu adımlarla devamedebiliriz.