Dünya Aralık2019'dan beri Covid-19 ile mücadele ediyor. Yani 20 aydan beri dünya salgınlayatıp salgınla kalkıyor. Tabiri câizse hayatın şaftı kaydı. Binlerce yıllıkinsanî alışkanlıklar yerle bir oldu; yerine yenisini tesis etmeyi de henüzbeceremedik. Yapılanlar, el yordamı veya deneme-yanılma ile yapılan işler.

Elbette kolaydeğil.

Bir yanda devameden hayat var; öbür yanda bu hayatı kısıtlayan salgın. Hayatı durdursaksalgını nispeten yavaşlatacağız ama "duran hayat" da çöker.

Aşağı tükürsensakal, yukarı tükürsen bıyık.

Değneğin iki ucuda tutulacak durumda değil.

Bütün insanlıkbüyük tedbirler alıyor ama herkesin tedbiri bütçesine göre.

Yaz başındavak'a sayısı beş binlere, vefat sayısı da ellilere düşmüştü ve Türkiye için birumut belirmişti. Bu tabloya göre eğitimin önü açılacak, esnaf dünyasırahatlayacaktı. Bizde ve bütün dünyada sadece bu iki beklenti var ve buTürkiye'de de vardı: eğitim-öğretim ve ticaret.

Geçen sene deyazdım. Hayat mı önemli, eğitim öğretim ve ticaret mi?

Elbette ki hayatönemli.

Hayatta olan,yaşayan insanlar olmazsa ne ticaret olur, ne de eğitim!... Mal satacak veeğitecek insan olmaz. Bu yüzden insanî önceliğimiz hayat olmalı.

Keşke bütüninsanlık ortaklaşa hareket etse ve salgın döneminde eğitim-öğretim işinidurdursalar ve hayatı canlı tutacak basit piyasayı hareketli hâle getirseler.Bütün yoğunluk salgını önlemek için çalışmak olsa..

İnsanlıkbinlerce yıl eğitim-öğretim yüzü görmedi; bir-iki yıl görmese ne olur?...

Öğrenci çarpımtablosunu birkaç yıl geç öğrense, aruz veznini, edebî sanatları, "zaman-mekân"şahıs kadrosu" konusunu, "özne-tümleç-yüklem"i bir kaç yıl sonra öğrense (Bence"özne-tümleç-yüklem"i hiç öğrenmese daha iyi olur da. Neyse. Burası onun yerideğil.) ne kaybeder ki?... Tıp ve virüse çare arayan alanlar hariç, başka alanlardada benzeri bilgileri öğrenmek birkaç yıl gecikse ne olur k?

Benim anacağımve babacığım rahmetliler, değil birkaç yıl, ömürleri boyunca hiç eğitim-öğretimyüzü görmediler. Hayattan koptular mı?

Eğitim-öğretiminbirkaç yıl ertelenmesi, insanlığa hiçbir şey kaybettirmez ama virüs gelipbirimize bulaştı mı, işte o zaman her şey bitmiştir.

Denizyıldızıhikâyesini bilirsiniz.

Adamın biriOkyanus sahilinde eğilip kalkıp bir şeyle yapıyormuş. Birisi yanaşmış ve neyaptığını sormuş. Adam: "Birazdan deniz çekilecek. Denizyıldızları topraktakalacak ve ölecek. Onlar suya atıyorum ki yaşasınlar." demiş. Meraklı şahıs:"Öyle de yüzlerce kilometre uzunlukta sahil. Yüzbinlerce denizyıldızı!... Neyideğiştireceksin?" demiş. Adam o sırada eğilmiş; bir denizyıldızını almış vedenizin içine fırlatıp "Bak onun için her şey değişti." demiş.

Bu hikâyedekimutlu son tablosunu, virüsün bir kişiye bulaşması ve onun için her şeyinbitmesi şekline dönüştürüp olumsuz yorumlayalım. Ne acı değil mi? Milyonda birmili-mikron boyutunda bir virüs geliyor ve birinin hayatını bitiriyor.

Türkiye'de yazbaşında günde 50 kişi kadar vefat oluyordu; şimdi 200'ü geçti. Okullar veözellikle üniversiteler açılınca başlayacak nüfus hareketliliği vak'a sayısınıçıldırtacağa benzer. Şu anda mavi olan Muğla ili geneli, üniversite açıldığındabu özelliğini koruyamayacak gibi geliyor. Keşke gelen herkes aşılanıp gelse demavi rengimizi koruyarak eski günlerdeki gibi yaşayabilsek!... Ama benim 200civarında ölümü 18 bin civarında vak'a sayısını görünce hiç umudum yok.

"Aşı olmamahakkı, bedenin aidiyet özelliği" gibi laflar güzel de çözüm üretmiyor. Ben deşöyle derim o zaman: "Özgürlüklerinizi kullanın ama benim eğitim-öğretim veticaret özgürlüğümü kısıtlamayın. Kendinizi toplumdan tecrid edin ve ne halinizvarsa görün özgür özgür!...

Bütün butespitlerden sonra "ille de eğitim-öğretim" deniyorsa, okullarda, kampüslerdeinsan yoğunluğunu azaltmak için "hibrit eğitim: uzaktan ve yüz yüze eğitim"egeçmekte fayda var. Sadece sınavlar yüz yüze yapılsın; teorik/konferansiyedersler uzaktan yapılsın; insan yoğunluğu ve buna bağlı virüs bulaşma tehlikesinispeten azalır.