Bazı insanlar gittikleri yerlerde sadece bir konuşma yapıp ayrılmazlar. Arkalarında uzun süre silinmeyecek izler bırakırlar. Bir cümleleriyle, bir bakışlarıyla, bir tavsiyeleriyle insanların hayatına dokunurlar. İşte geçtiğimiz günlerde Muğla'mızda ağırladığımız Osman Çeviksoy da böyle insanlardan biriydi.
Ne zaman Ankara'dan, İstanbul'dan, İzmir'den ya da memleketimizin herhangi bir yerinden bir yazarımız, sanatçımız, entelektüelimiz konuğumuz olsa şenleniyoruz. Hem zihnimiz hem de ruhumuz. Sepetlerinde neler taşıyorlar neler bizlere... Yepyeni ufuklar, yepyeni bakışlar, yepyeni umutlar...
Sanatın ve kültürün merkezinden, suyun kaynağından taşıdıklarını bizlere getiriyorlar. Bizler de onlardan aldıklarımızla memleketin kılcal damarlarını beslemeye, ana damarları daha akışkan hâle getirmeye çalışıyoruz. Tefekkürün ve tevekkülün ortasında okumanın, yazmanın, üretmenin ve yaratmanın farklı tecrübelerini yaşayabiliyoruz. Onları kana kana dinlerken susuzluğumuz birdenbire gideriliyor. Sohbetin arkası tatlı ama ne tatlı...
Bu sene Muğla'mızda epey sanatçımızı ve yazarımızı konuk ettik. Onlarla hemhâl olduk, zenginleştik, yepyeni bakış açıları kazandık. Durduğumuz çizginin çok ötesinde yerlerde de güzel şeylerin yaşanabileceğini öğrendik.
Son konuklarımızdan biri de Muğla'mızı daha önce de ziyaret etmiş olan dost yürekli bir usta kalemdi. Anadolu'nun bütün insani güzelliklerini yüreğinde taşıyan, eserlerine aktaran güzel insan Osman Çeviksoy...
Osman Çeviksoy artık bizim için gölgesine sığınabileceğimiz ulu bir çınar. Ne zaman bir "alo" desek, sesini duysak; işte o zaman bütün sıkıntılarımızdan kurtulup gönül ferahlığı ile ayrılırız bulunduğumuz ortamdan.
Osman Hocam, bu gönül zenginliği ile bizlere hikâyeden romana, denemeden gezi yazısına kadar nice eserler kazandırmış velut bir yazar. Aynı zamanda bütün öğretmenlere örnek olacak muhteşem bir eğitimci. "Öğretmenlerin emekliliği olmaz." dedirten ve hâlâ çalışmaya, üretmeye, öğrencilerinden elini çekmeden öğretmeye ve eğitmeye devam eden bir usta.
Avrasya Yazarlar Birliği onun için bir devam ocağı. 2009 yılından beri bu çatı altında kurulan yazarlık atölyelerinde Türkçe davasını yürütmeye ve yaşatmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz çarşamba günü Osman Hocamın bir yıl boyunca emek verdiği, rehberlik yaptığı Baba Balkanlar Yazarlık Atölyesi'nin kapanış programına şahitlik ettim. İlkokul çağındaki kırka yakın genç fidanın hikâyelerini okudukları program boyunca hem duygulandım hem gururlandım hem de Osman Hocamın aydınlattığı yolda daha çok yürümemiz, daha çok emek harcamamız gerektiğini fark ettim.
Osman Hocamın yazarlık atölyesi çalışmaları Balkanlar'dan Avrupa'ya, Türkistan'dan Türkçenin konuşulduğu farklı coğrafyalara kadar uzanan geniş bir çalışma alanına sahip. Bu çalışmalar sayesinde Türklüğe ve Türkçeye hasret yürekler kendilerini ifade etme imkânı buluyor.
Bunun yanında Osman Hocam Türkiye'nin farklı bölgelerinde gençlerle ve çocuklarla buluşarak yeni fidanların yetişmesine katkı sunmaya devam ediyor.
Osman Hocamın son kitabı Yedi Sekiz Hasan Paşa, uzun yılların emeğiyle ortaya çıkmış önemli bir roman. Yorulmak bilmeden yaptığı araştırmaların, titiz çalışmaların ve büyük bir vefanın ürünü. Son derece tarafsız, gerçeğin tam ortasında duran bir tavırla kaleme alınmış.
Hocam yıllar önce çok zor şartlarda okuduğu okulda bir öğretmenin tavsiyesiyle yazma yolculuğuna başlamış. Bir kütüphaneden aldığı ilhamla bu eseri yazmayı kendisine vazife edinmiş. Çünkü o kütüphane, Osman Hocanın yazar olmasını sağlayan ve romanın kahramanı Yedi Sekiz Hasan Paşa tarafından yaptırılan kütüphaneymiş.
Bu gönül güzeli hocamız, yine bir gönül güzeli tarihî şahsiyeti gün ışığına çıkararak bizlere büyük bir hizmette bulunmuş oluyor.
Otuzu aşkın eseriyle çoktan bir külliyat oluşturmuş olan Osman Hocamla çeşitli okullarda, Muğla'nın tarihî ve kültürel mekânlarında bir araya geldik. Hocam öğrencilerden halkın farklı kesimlerine kadar temas ettiği her yerde bir tebessüm bıraktı. O tebessüm, onun güzel kişiliğinin bir yansımasıydı.
Osman Hocam aynı zamanda bir aşk adamı. İlkokul sıralarında başlayan ve bugün hâlâ aynı sıcaklıkla devam eden bir sevdanın yaşayan kahramanı. Eşiyle birbirlerinin gözlerinin içine bakarken bu sevgiye tanıklık etmek gerçekten ayrıcalık. Bu yüzden onun Bebiha adlı romanını da özellikle okumanızı tavsiye ediyorum.
Osman Çeviksoy, Dalaman'da başladığı yolculuğunu Menteşe'de, Yatağan'da, Köyceğiz'de ve son olarak Datça'da tamamladı. Üç günlük kısa süre içerisinde bulunduğu her ortamda bizlere çok güzel şeyler aktardı.
İnsan, insana dokunduğu kadar çoğalıyor. Kendi hâlimizde yaşayıp gittiğimiz bu dünyada birbirimize dokunduğumuz oranda hayatın ne kadar farklı, ne kadar kıymetli ve ne kadar yaşanılır olduğunu anlıyoruz.
Belki de geriye kalan en kıymetli şey budur. Yazılan kitaplar, yapılan konuşmalar, verilen imzalar bir gün hatıraya dönüşür. Fakat bir insanın başka bir insanın gönlünde bıraktığı iz yıllar geçse de silinmez. Muğla'dan bir Osman Çeviksoy geçti. Ardında kitaplardan daha büyük bir miras bırakarak...


Muğla'dan Bir Osman Çeviksoy Geçti
İsmail Zorba
Yorumlar
Trend Haberler
Benzinde indirim sonrası yeni tarife! Güncel fiyatlar belli oldu
Muğla’da 43 parsel için acele kamulaştırma kararı
Muğla'da İş İnsanı Başından Vurulmuş Halde Bulundu
MUSKİ çalışanı Mutlu Özdemir hayatını kaybetti
Fethiye’de Kayıp Olarak Aranan Ercan Güncü'den Acı haber
Menteşe’de Okul Bahçesinde Şeritli Engerek Paniği