Ne varsa bugün yaşamalı hemen hem de şimdi! İnsanoğlu hep bir hesap içindedir.

Elbet bir gün dile geleceğim. Ben de olanlara itiraz edeceğim, der. Oysaki hesap edemediği bir şey vardır. O büyük cesaret bir şekilde toparlanmaz. Hep öteleniverir. Yazının başlığına bakınca carpe diemciler aklınıza geliverdi değil mi oysaki benim derdim anı yaşamak değil. Ötelenen ve sürekli can yakmasına rağmen bir şekilde söyleme konusunda cesaret edilemeyen şeylerdir. Sanırız ki ömür sınırsız ve biz hep yarını yaşayacağız. O kadar da emin davranırız.

Eh bu eminliğe rağmen de sesimiz çıkmaz. Her yeni gün bir kötülük önümüze düşmüştür. Yığınlar oluvermiştir, biz ise pısırık bir itirazı bile çok görürüz.

Hah şimdi söyleyecek diye ağzına baktığımız insan bile lafı kıvırıvermiş. Başka şeylerden bahsediyor. Son dakika geçen yazılara bile ilgisiz kalmıştır artık. Şöyle yanar kırmızı son dakika ışığı İsrail yine çadır kampını vurdu. Can yakıcı görüntüler birbiri ardına akar. Mali müşavir Hamit Bey’in evindeyizdir. Mükellef bir sofrada çorbalar kaşıklanıyordur. Avukat Fehmi Bey de sofradadır. Göz ucuyla haber izlenir. Çoğu insan için arka fonda gürültü niyetine açık olan televizyona karşı olağanüstü bir sessizlik vardır. Bir tek misafir habere dikkat eder. İçi rahat etmez tam bir şeyler diyecekken masadaki ağır abiler acaba ne der korkusu ile dili boğazına kaçar. Elbet bir gün ben de bir şeyler söyleyeceğim diyerek kendini ikna eder. Ne yazık ki o söylenen günün geleceğine dair bir iz bir işaret de yoktur.

Buna benzer sahneleri hissetmiyor muyuz en azından kendimiz yaşamıyor muyuz? Kendi ülkemizde kötüler her türlü cesaret zırhını giymişken ne kadar itiraz ediyoruz. İyiliği yayma konusunda heveskar mıyız? Öyle olsaydık. Bu kadar yalan, dolan, talan rahatça kol gezemezdi. Kötülük bile adamına göre kutsanıyor artık. Bizim akraba ise ne oluverecek canım diyoruz. Olur ya itiraz edecek gibi olursak da şimdi zamanı değil deyip öteliyoruz. Bir yandan bolluk bir yandan kıtlık baş gösterirken bolluğu kıtlığın alanına yönlendirme konusunda bile sessiz kalıyoruz. Hadi diğerlerinde korkacak ya da kollayacak birileri vardı. Şimdi ne oluverdi? Kendimizle çelişince bir gariplik olmuyor mu? Hepi topu bizde olan birazcık bir başkasına gidecekti. İçimizden bir ses bu kez ben yiyeceğim, ben giyeceğim. Vakti gelince ben de onları düşünürüm, diyor. Ve yine bir şeyler yarına öteleniyor. Oysaki yapacağımız küçük bir iyilikti.

Vahşi katliama söz söyleyemedik, dibimizdeki kötülüğe itiraz edemedik, elimizdeki bolluğu paylaşmaya kendimizi ikna edemedik. Bunların hepsini de yarına öteledik. Emin olun o gün gelince yine itiraz edeceğiz. Bundan ötesi şu da var. O kadar emin olmayalım. Çünkü yarın diye bir şey olmayabilir. İnsan ömrü nerede sonlanır kimse bilemez. Biz itirazımızı şimdi yapalım.