Cuma gecesi Muğla Atatürk Stadyumu’nda bol gollü, heyecanlı ve bir o kadar da stresli bir karşılaşmaya tanıklık ettik. Muğlaspor’un konuğu, üst üste dört maçını kazanarak dikkatleri üzerine çeken Iğdır FK’ydı. Mücadelenin son anlarında Yasin’in attığı gol ise hepimizin bildiği o sözü bizlere bir kez daha hatırlattı. Son düdük çalmadan maç bitmez

Öncelikle uzun bir aradan sonra Muğlaspor taraftarının tribünleri doldurduğunu ve takımına böylesine güçlü destek verdiğini görmek bizleri mutlu etti. Karşılaşmanın başından sonuna kadar susmayan taraftarlarımız, “Yeşil beyaz, şampiyon Muğlaspor” ve “Muğla gol gol” tezahüratlarıyla Atatürk Stadyumu’nu adeta inletti.

Skor ne olursa olsun desteğini sürdüren taraftarımız, takımımızın oyundan kopmamasında önemli rol oynadı. Özellikle son bölümde tribünlerden yükselen ses, futbolcularımızı yeniden harekete geçirdi. Muğlaspor’un son saniyelerde bulduğu beraberlik golünde Yasin kadar, 90 dakika boyunca desteğini esirgemeyen taraftarımızın da büyük payı vardı. Hepsinin ağzına, yüreğine sağlık

Son yazımda da belirttiğim gibi Muğlaspor, sıfırdan kurulan bir kadroyla 1. Lig’e başladı. Bunu yeniden uzun uzun anlatmaya gerek yok. Yeni kurulan takımda uyum sorunu hâlâ devam ediyor. Buna bir de maçların hemen başında gol yeme alışkanlığımız ekleniyor.

Önceki altı karşılaşmada olduğu gibi Iğdır FK karşısında da ilk 15 dakikayı rakibe bıraktık ve bunun bedelini yine erken bir golle ödedik. Aynı sorun ikinci yarının başında da tekrarlandı. Henüz oyuna tam olarak ağırlığımızı koyamadan kalemizde ikinci golü gördük.

Erken gelen goller takımın gereksiz yere strese girmesine neden oluyor. Buna rağmen futbolcularımızın oyundan kopmaması, rakip kaleye yüklenmesi ve aradığı golü bulabilmesi oldukça olumlu. Ancak bu mücadele gücünü daha avantajlı bir duruma çevirmemiz gerekiyor. Sürekli geriye düştükten sonra maçı kurtarmaya çalışmak yerine, kalemizi gole kapatıp öne geçen taraf olmak 3 puana ulaşmamızı kolaylaştıracaktır.

Farkında mısınız, Muğlaspor artık mağlubiyeti unuttu. Ligin ilk haftasında alınan Sarıyer yenilgisinin ardından oynadığımız yedi karşılaşmada 5 beraberlik ve 2 galibiyet elde ederek hanemize 11 puan yazdırdık. Ancak son üç haftada üst üste gelen beraberlikler nedeniyle galibiyete de hasret kaldık.

Ortaya çıkan tablo bir yönüyle olumlu, diğer yönüyle ise riskli. Takımımız kaybetmiyor ancak kazanabileceği karşılaşmalarda bıraktığı puanlar giderek artıyor. Vanspor ve Sivasspor karşısında birer puan aldık fakat galip gelebileceğimiz bu iki karşılaşmada toplam 4 puanı sahada bıraktık. Bu kayıplar, ilerleyen haftalarda ligin üst sıraları şekillenirken bizim için önemli bir handikap olarak oluşturabilir...

Neyse ki Iğdır FK karşılaşmasının ardından lige milli ara verilecek. Bu süreç, Muğlaspor’un eksiklerini giderebilmesi ve takım içindeki uyumu güçlendirmesi açısından bulunmaz bir fırsat. Burada en büyük görev, son haftalarda takımı başarıyla yöneten Teknik Direktör Yalçın Koşukavak ve ekibine düşüyor. Koşukavak, yaptığı doğru değişikliklerle takımın mücadele gücünü maçların son anına kadar korumasını sağlıyor. Iğdır FK karşılaşmasında son saniyede gelen beraberlik golü de bunun en açık göstergelerinden biriydi.

Yalçın Koşukavak ve ekibinin bu arayı iyi değerlendireceğine inanıyorum. Özellikle maçlara tutuk başlama, erken gol yeme ve saha içindeki uyum sorunları üzerinde durulması gerekiyor. Bu eksikler giderildiğinde Muğlaspor’un beraberliklerle yetinen değil, kazanmayı alışkanlık hâline getiren bir takıma dönüşmesi hiç de zor değil.

İşte o zaman sahada arzuladığımız Muğlaspor’u görme fırsatı yakalayacağız. Şimdiden 11 Ekim’de deplasmanda oynanacak Karagümrük karşılaşmasını ve bu aranın ardından sahada nasıl bir Muğlaspor izleyeceğimizi merakla bekliyorum.

Muğlaspor bugünlere kolay gelmedi. Yıllar boyunca nice sorunla karşılaştı, büyük badireler atlattı ancak her defasında ayağa kalkmayı bildi. Bugün yaşanan sıkıntılar da aşılmayacak sorunlar değil. Elbette eksikleri konuşacağız, yanlışları eleştireceğiz ve daha iyisini isteyeceğiz. Fakat bunu yaparken takımımıza, yönetimimize ve teknik heyetimize gereken desteği vermekten de vazgeçmeyeceğiz.

Çünkü bu takım hepimizin. Çözülebilecek sorunlar karşısında Muğlaspor’u yalnız bırakmak değil, daha güçlü olması için yanında durmak gerekir. Tribünüyle, yönetimiyle, teknik heyetiyle ve futbolcusuyla aynı hedefe inanan bir Muğlaspor’un önünde hiçbir engel duramaz.

Muğlaspor mağlubiyeti unuttu. Şimdi sıra, beraberlik alışkanlığını da geride bırakıp yeniden kazanmayı hatırlamakta…