“Haydaaa!...” “Hani saldırgan köpek yoktu?... Hani sokaklarda yaşayan köpekleri savunuyordunuz hocam?” der gibi hayretle baktığınızı görüyorum.
Baştan söyleyeyim: Saldırgan köpek yoktur; saldırgan edilen köpek vardır. Bir köpek aç değilse, hasta değilse ve saldırganlık eğitimi verilmemişse SAL-DIR-MAZ!...
5199 sayılı yasada değişiklikler yapan ve bütün sokak köpeklerini belediyelerin toplamasını icbar eden yasa 3 Ağustos’ta çıktı ve yürürlüğe girdi. Bereket belediyelerin “toplama kampları” hazır değil de sokaktaki canları toplayamıyorlar. Şayet reise şirin görünmek için köpekleri toplama kamplarında toplamaya kalkanlar olursa ki herkesin ve her devirde yağcılar olur, önce şu anda sokaklarla kimseye zarar vermeyen ve çoğu küpeli, yani kontrol altında, olan masum canlar toplanacak. Çünkü onlar “Gel!..” deyince bile gelen zavallılar. Sokaklardan bu köpekler toplanınca ve sokaklar köpeksizleştirilince bu defa sokakları kontrolsüz ve insanlarla ilişkileri hiç olmayan vahşi köpekler dolduracak. Asıl tehlike bu zaman ortaya çıkacak. Şimdi sokaklarda olan köpeklerin herhangi bir sahibi yok ama bütün sokak veya mahalle o köpeğin sahibidir ve o sokaklarda köpekler hiç kimseye zarar vermemişlerdir.
2021 yılı Kurban Bayramı tatilinde yakınlardaki bir belediye 11 tane köpeği üniversite kampüs kapısında bıraktı. Kampüste bulunan 4-5 köpek kolonisi, her ne kadar kendi aralarında hır-gürleri varsa da, belediyenin bıraktığı köpeklere karşı birleştiler ve 11 köpeği kampüse sokmadılar. Bu 11 köpek Karadağ taraflarına gitti; belediyenin çöplüğünde biraz oyalandı ve bir gün Karadağ eteklerindeki sürü ağılına dalıp koyunları parçaladı.
Dikkat edelim… Bu köpekler belediyenin kendi şehrinden toplayıp dağa bıraktığı köpekler.
***
Geçen sene memlekette (Turgutlu) köpeklerin keçimizi parçalaması olayı yaşadık. Kardeşim yayla evinde bakımsız bir oğlağı sahiplenmişti. Veterinerlere danışarak besleyip ilaçlarını veriyorduk. Biraz düzelince çok sevindik. Bir yandan veterinerin tavsiye ettiği yem ve ilaçları veriyorduk, öbür yandan yeşilliklerle besliyorduk. Yayla yerinde yeşillik de çok olacaktı tabii. Fakat bir gece gene belediyenin ve vatandaşların yaylaya bıraktığı köpekler, keçimizi parçaladı maalesef. Parçalayan köpekler iki köyün de (Yayla ve Osmancık) köylerinin köpekleri değil, yaylaya atılan köpeklerdi.
İnternette dolaşan ve haberlerde sık sık gösterilen köpek saldırıları da kenar mahallelerde vuku bulan saldırılardır. Bu köpekler şehir dışına terk edildiklerinde, oralarda çeteleşiyorlar ve aç kaldıklarından da saldırganlaşıyorlar.
Haberlerde ve internet ortamında bol bol gösterilip reisin “sokak köpekleri” konusundaki kararına etkisi olan haberler bu tür aç bırakılan köpek haberleri. Bir de reisi “Parti oyları düşüyor. Bunda yüzde 1.9’luk bir oran, köpeklerin sokaklarda serbest dolaşması” diyerek etkilemişler ve o da böyle bir yasa düzeltmesinin çıkmasını istemiş.
Bu yasa çıkarken sadece bu gariplerin sokaklarda görünmesi göz önünde bulunduruldu. “Sokaklarda köpek varsa tehlikelidir” işlemesi de yapıldı ve aslında sokağın, mahallenin ve köyün köpeklerinin tamamı “sahipsiz sokak köpekleri” denerek toplatılmaya çalışılıyor.
İktidarıyla muhalefetiyle (hayvan severler de dahil) “hayvan sosyalitesi” konusunda zerre miskal birikimi olmayan Türk siyaseti, sokaklardan ilk toplanacak masum canların uğrayacağı toplama kampı akıbetinin hesabını veremeyecektir. Bu canlar toplanıp kamplarda yok edilince yerlerine gelecek kontrolsüz köpekler, şehirlerde terör estirecektir. İktidar da muhalefet de bunu asla hesaplamadı.
Ara not: “Yukarıda “hayvan severler de dahil” dedim fark ettiyseniz. Ben aslında hayvanseverlerle de anlaşamam. Çünkü ben “hayvan sosyalitesi” çerçevesinde hiçbir hayvanın hiçbir masum gerekçeyle de olsa evlerde hapsedilmesine tarafdar değilim. İleride bunu da yazarız inşallah.
Gündem değişip daha akl-ı selim ile hareket edeceğimiz için bir hatırlatayım dedim.
Kimsenin kimseyi dinlemediği o kargaşa günlerindeki anlayışsızlık belki ortadan kalkmıştır. Kim bilir?...