Uzun zamandır “aday olacak mı olmayacak mı?” diye ne yapacağı merak edilen, kimsenin, özellikle yanında çalışanların ve çevresindekilerin beklemediği, ama benim beklediğim, ki pek çok kere de “gidiyor” diye, hatta “gitti” diye yazdığım Osman Gürün’den tarihi karar geldi. Kararını önceki gün sosyal medya hesabından açıklayan Gürün şu ifadelerde bulundu:

Çok kıymetli hemşehrilerim,

1999 yılında Muğla Belediye Başkanlığıyla başlayan ve 2014 yılında Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla devam eden 3 dönem il, 2 dönem Büyükşehir Belediye Başkanlığı görev ve sürecimi 2024 Yerel Seçimleri ile noktalamak amacıyla önümüzdeki seçimlerde aday olmama kararı aldım.

Başta hangi partiye gönül vermiş olursa olsun bu fırsatı ve görevi bana veren tüm hemşehrilerime, bu onuru beş dönem yaşatan kuruluşun ve kurtuluşun partisi Cumhuriyet Halk Partimize, desteğini hep yanımda hissettiğim eşim ve çocuklarıma, yol ve mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

2024 Yerel Seçimlerinin ülkemize ve Muğla’mıza şimdiden hayırlı olmasını diliyor, Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında da aydınlık ve refah bir Türkiye, mutlu bir Muğla’da birlikte yaşamak dileğiyle saygı ve şükranlarımı sunuyorum.

xx xx xx

Açıklamanın ardından Muğla’da hava değişti...

Sen de ‘bir Noel akşamı’, ben diyeyim ‘bir yılbaşı gecesi’... Bir heyecan bir heyecan... Her yanı ‘mutluluk’ ve ‘hüzün’ kapladı... Birilerinin mutluluğu ile birilerinin kederi birbirine karıştı...

Sosyal medyada kutlamalar ağırlıktaydı... 25 yıllık köhnemişliğin, çöküntünün, hayal kırıklığının, gerilimin, kırgınlığın, küskünlüğün, ötekileştirilmişliğin mutsuzluğundan ve hatta umutsuzluğundan “bir yeni döneme” geçişin arifesinde havai fişek kutlamaları yapılır gibi “komik” mesajlar atılmaya başladı...

Bir ara ben de kaptırmışım... Fethiye’den gelen bir videoyu paylaşmışım. Sonra kendime yakıştıramayıp kaldırdım. Aslında yapılanları “Osman ağabeye” de yakıştıramadım... Kendi kendime bu kadarı fazla dedim...

Sonra karmaşık duygular içinde kaldım.

“Osman ağabey” ile beraberken de sonra karşı karşıya geldiğimiz ve kaldığımızda da kendisinden çok şey öğrendim. Hepsini sayıp dökecek değilim... Bir tanesi çok önemli; meğer insan en çok sevdiğine kırılır ve sevdiğinden nefret edermiş... Duyguların en kötüsü ama öyle...

Yapılan paylaşımlardaki şarkılarda olduğu gibi, iyisiyle kötüsüyle, yanlışıyla doğrusuyla gidiyor işte “gönlümüzün efendisi”...!

xx xx xx

Evet bu millete “efendilik”, nobranlık, kibir, “siz bilmezsiniz ben bilirim”cilik sökmüyor işte...

Benim tanıdığım Osman Gürün’ün aklından önceki gün yaşadığı ve o andan itibaren yaşamaya başladıkları hiçbir zaman aklından geçmemiştir...

Allah geçinden versin, O hep görevi başında “ belediye başkanı” olarak irtihal etmeyi, tabutunda Türk Bayrağı ile Beşiktaş Bayrağı olmasını, kalabalık bir töreni hayal etmiştir, ama insanın her hayali gerçekleşemiyor işte...

Gerçi Orhan Çakır da irtihal ettiğinde belediye başkanı değildi, ama hayal bile edemeyeceği bir töreni olmuştu. Allah herkese nasip etsin... Her şeye rağmen sevilmek, sayılmak ve anılmak, iyi anılmak ne güzel...

Osman Gürün benden ne gördü ki... Rahmetliyi Yeni Muğla gazetesinde her gün yazıyordum... Normal köşemden ayrı “ Başkan Fıkraları” köşem vardı... Her gün fıkralık bir olay yaşanıyordu...

Öyle olduğu halde kendisine “basın danışmanı” olmuştum... Üstelik gazeteciliğe de devam etmiştim. Rahmetli ile bir günde tartışmıştık. O zamanlar daha sertmişim... “Senin başkanlığın biter, benim gazeteciliğim bitmez. Ben hancıyım...” deyivermişim. Ne kızmıştı, “Tehdit mi ediyorsun?” diye çıkışmıştı. Ben de susuvermemişim işte, “Yoo, ben gazeteciliğe seçimle gelmedim..” diye devam etmiştim...

Hayat... Nitekim “Orhan ağabey”den sonra “Osman ağabeyin” başkanlığı da bitiyor. Ben hancılığa devam ediyorum. Allah sağlık ve ömür verdikçe de yazacağım...

xx xx xx

Önceki gün ve dün kimi “geçmiş olsun”, kimi “gözün  aydın” diye ararken, biri de “Artık bundan sonra kimi yazacaksın bakalım” dedi.

Sanki benim Osman ağabey ile ilgili bir alıp veremediğim varmış gibi... Benim O’nunla ne meselem olur ki... O benden hep “Bardağın dolu yanına” bakmamı beklemişti... Oysa beni en iyi tanıyanlardandır. Rotary Kulübü Başkanı iken bana “Yılın Meslek Adamı” ödülünü de Karabağlar’da Mahiroğlu’nda eliyle vermişti...

Beraber çalışırken işten atılmadım, istifa ettim... Kendisinden başarılı bir başkanlık dışında da beklentim olmadı... Yani “İstediğini yapmadım da gitti” de diyemez... Benim çok sevdiğim Dr. Osman, Başkan Osman değilmiş... Yollarımız ayrıldı ve zaten Cumhuriyet Gazetesi’ne de yazıyordum, temelli mesleğe döndüm... “Gazetecilik” yaptım, yapıyorum... İster AK Parti’den dostum Barış Saylak veya Behçet Saatcı gelsin, ister CHP’den Burak Erbay veya Ayla Kara gelsin yine “gazetecilik” yapacağım...

Yani Osman ağabey benim için “malzeme kaybı” değil... Şöyle bir aday adaylarına dikkatlice bakılırsa da malzeme bolluğu görülecektir... Korkarım çoğu da Muğla, Muğlalılar açısından Osman ağabeyi aratır...!

Ben işimi yaparım, işini doğru yapmayanı yazarım...

Osman ağabey hep “Özcan ne kadar negatifsin, hep bardağın boş tarafına bakıyorsun.” derdi. Ben de “Benim işim boş tarafına bakmak, dolu tarafına halk bakıyor zaten” diye karşılık verirdim... Yani benden “yalaka” olmaz... Hele bu saatten sonra hiç olmaz...

xx xx xx

Yönetmeni Yüksel Aksu’ya ne yaptığını biliyorum da “Dondurmam Gaymak” filmi ile  ünlenen yerli ve milli sanatçımız Gülnihal Demir’e ne yapmış bilmiyorum. Osman ağabeyin gidiş kararı ile ilgili en çok paylaşımı O yaptı. İşte o paylaşımlardan biri:

Olması gerekeni yapmış. Kendi sanatçısına bile sahip çıkamayan kibirli başkanımız yetivesin gari.

Hıh sanki başkanınız kendi isteği ile çekildi. Kazanamayacağını anlayınca böyle bir şeye gerek duydu. Zaten kendim gittim taktiği, yemezler canısı. Ne garip ki yalakaları hala yalakalığa devam ediyorlar. Ondan size bir şey gelmez artık. Boşuna ümitlenip yalakalık yapmayın.

Arap Ferhat Onuk; “Umarım belediyede bir çok alanda değişim olur. İmardan başlamak lazım.” derken, İsa Sarıkaya; “Son noktayı yerinde koymak akıllı adam işidir. Kutlarım. Yoksa...” demiş.

Ahmet Şahan; “Değişimden ışık alamamıştır. Yoksa devam ederdi. Akıllı adam tercih ettirmedi kendini. Hayırlı olsun Muğla için.” diye yazmış. Alaattin Kabasakaloğlu; “İsabetli bir karar zaten  Muğla sayende 25 yıl geriye gitti.”, Hasan Yasin Özkan; “Kemal Kılıçdaroğlu gidince saltanat bitti desene.” ve Murat Bıçak; “Genel merkez aday göstermeyecek. Zaten dünya duydu başarısız olduğunu, yoksa ayıla bayıla aday olurdu.” ifadelerinde bulunmuş... Erdem Yeter de özgün üslubuyla şöyle demiş:

Aday Olmama Kararı Aldım, açıklaması biraz eksik olmuş?doğrusu şöyle olacak: aday olmak için çok uğraştım, çabaladım ama aday yapmayacaklarını anlayınca aday olmama kararı aldım?

xx xx xx

Tabii Osman ağabey için düzel şeyler yazanlar da var.

Ali Yayla; “Saygı ve sevgilerle. Büyük başarılar sergilediniz. Allahtan sağlıklı ömür dilerim.”, Yaşar Uğur; “Üzüldüm bir dönem daha olabilirdi.”, Cafer Keyf; “Bu zamana kadar verdiğin emekler ve hizmetler için çok sağ ol Başkanım, sizi unutmayacağız.” diye yazarken, Abide Köse; “Başkanım tabi ki karar sizin inşallah sizin gibi saygın kendini bilen başkanımız olur.” diye yazmış.

İnşallah... Değerli büyüğümüz Sami Gökmen de şu ifadelerde bulundu:

Osman Gürün belediye başkanlığı döneminde çalmadı, çaldırmadı. Köylere, uzak mahallelere varıncaya kadar köklü ve unutulmaz hizmetler yaptı. Güler yüzü ve dost kişiliği ile anılacak ve unutulmayacaktır. Sana sağlıklı ve mutlu uzun yıllar dilerim sevgili başkanım.

 

xx xx xx

Sami beyin ifadeleri tartışılır, Erdem Yeter’e aynen katılıyorum. Bu köşede de yayınladığımız, CHP Genel Merkezi tarafından yaptırılan ankette Büyükşehir Belediye Başkanları içinde Osman Gürün sonuncu... Parti sayesinde ciddi oy kaybına uğramış.

Aslında genel merkez anketinde Muğla’da ilçe belediye başkanlarının durumu da pek parlak değil... Başta Muhammet Tokat, Bahattin Gümüş olmak üzere Alim Karaca ve Mehmet Oktay’ın da Osman Gürün’ü örnek almalarında yarar var. Bunlardan biri kaybetti mi CHP’liler Büyükşehir’den de olacaktır...

O değil de önceki gün Osman ağabey “Aday değilim” derken, Bahattin Gümüş eşi ile gittiği CHP ilçe merkezinde “Adayım” dedi...

Neyine güveniyor, çok merak ediyorum...

Devam ederiz..

------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Üç beş budala siyasetçinin yıktığını onarmak için on yıllar yetmez.--Stefan Zweig