BALBAY MUĞLA’DAN GEÇTİ
Muğla’dan Mustafa Balbay geçti.
Dün Muğla Büyükşehir Belediyesi üç dönem CHP Milletvekilliği yapan Cumhuriyet Yazarı dostum, meslektaşım Mustafa Balbay’ı ağırladı. Sevgili Balbay, dün saat 16.00’da Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi Seminer Salonu’nda Cumhuriyet dostları ve okurları ile buluştu.
Biz buluşamadık. Dün sabah Muğla da “gazetecilik mesleğini kirletenlere” yönelik Savcılık Operasyonu vardı. Onu izlerken daha köşe yazımı yazmamıştım. Aslında söyleşiye giderim diye bir gün önceden Bodrum CHP Kadın Kolu’nda yaşananları kaleme almıştım, ama dünkü operasyon nedeniyle yeni bir yazı yazmalıydım. Konferansa gidemedim, sevgili Balbay telefonla bana geldi…
MBB Basın Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Yiğit telefonda “Bak yanımda kim var…” diyordu. Telefonu verdi, Mustafa Balbay’dı. Çok sevindim. Sesimi duymak için aramıştı. Ben de Onun sesini duyarak mutlu oldum. “Bunlar böyle işte, vakitsiz işler yapıyorlar” diye belediyeyi şikâyet ettim. “Kaç kere yazdım, söyledim, İlhan Selçuk Evi’nin ziyarete açılmasını sağlayamadım” diye şikayetimi sürdürdüm.
O bir CHP Milletvekili olarak “Açarlar açarlar… Belediyemiz Cumhuriyet etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Onu da yapar.” dedi.
İnşallah diyelim… İnşallah bir hafta sonu etkinliğinde bir araya geliriz…
*
AK PARTİ YEMEĞİNİ PROVOKE ETMEK İSTEMEMİŞTİM
Evet dün Muğla’da çok önemli bir operasyon vardı.
Geçtiğimiz hafta AK Parti İl Başkanlığı’nın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Vip Salonu’nda ‘Basın Buluşması Yemeği’ vardı. Günün anlam ve önemi ile ilgili konuşmalarda, İl Başkanı Cengizhan Güngör “Gazeteciliğin, gerçeğin izini süren ve toplumun sesi olan çok kıymetli bir meslek olduğunu” dile getirip, sahte hesaplardan yapılan yayınların çirkinliğinden söz ederken “Haklısınız. O yayınlar Muğla’da da yapılıyor. Yapanlar şu anda aramızda.” demeye niyetlenmiş sonra da “Yemeği provoke etmiş olmayayım” diye vazgeçmiştim.
Kadere bak… Dün de bu konuda bir operasyon gerçekleşti…
*
FİRARDA OLANLAR VAR…
Dün Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Muğla Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafında eş zamanlı olarak il genelinde yapılan operasyonlarda, soruşturma dosyasında adı geçenlerden STK Başkanı P.B. ve Muğla Üniversitesi personelinden S.K. gözaltına alınırken, öteki adı geçenler ev ve iş yerlerine yapılan baskınlarda bulunamamakla birlikte, arama sonucu elde edilen belge ve bilgilere el konulduğu öğrenildi.
Başta “Sakaraltı Sakarüstü” olmak üzere sahte hesaplar üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere devlet büyüklerine ve pek çok kişiye hakaret, tehdit, şantaj, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal ve Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma suçlarının işlendiği tespit edilirken, bu kapsamda şüphelilerin, Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, AK Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın, MHP Muğla İl Başkanı Burak Demirel, AK Parti 25 ve 26. Dönem Milletvekili Adayı ve Muğla Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Elvan Göçer, AK Parti Muğla İl Teşkilat Başkanı Emre Güçlü, AK Parti Muğla Büyükşehir Belediyesi Grup Başkan Vekili Duygu Pınar Marçalı, Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, çeşitli kurum müdürleri ve AK Partili siyasetçileri, gerçek dışı bilgilerle hedef alarak kamuoyunda itibar zedeleyici paylaşımlar yaptıkları iddia edilenlerden S. Ü., C. D., K. K. ve “Cinci Hoca” lakaplı S. C. K. Seydikemer’de bir villada kıstırıldı.
Villaya düzenlenen baskında C. D. ve K. K. gözaltına alınırken diğer iki kişinin oradan ayrıldıkları anlaşıldı… Yakalanmaya çalışıldığı kaydedildi…
*
“MUĞLA’DA SAKARIN ALTI ÜSTÜNE GELDİ”
Dün bütün medyada Muğla Emniyeti’nin bu operasyonu vardı.
Muğla’da bu sahte hesaplardan yapılan yayınlar yüzünden özellikle son 2 yılda psikolojileri ve yaşam düzenleri bozulan ve hatta insan içine çıkamaz hale gelenler dün derin bir ‘ohh’ çektiler.
Dün bu operasyon ile ilgili gazetelerin attığı başlıklar da çok ilginçti. Onlardan biri Bodrum’dan Çiçek Yaman Bozoğlu’ndan geldi: “Muğla’da Sakarın Altı Üstüne Geldi”
Aynen böyle oldu. Devlet “Dokunulmaz” denilenlere dokundu!
Dün bu konuda benden bilgi almak için arayanlardan biri şöyle diyordu: “Kendimi çok daha güvende hissediyorum. Devletime elbette her zaman güvendim, ama şimdi daha çok güveniyorum. Muğla’nın ‘köpeksiz köy’ olmadığı görüldü.”
Dün benim asıl dikkatimi çeken, göz altına alınan ve aranmakta olan sayıları 15’i bulan kişilerle ilgili meslektaşlarımızın haberlerinde, yazılarında “gazeteci” olarak bahsetmiş olmaları oldu.
Oysa bunlar için “gazetecilik mesleğini kirletenler” sıfatı kullanılsa daha doğru olurdu. Her meslek kutsaldır, ama bunlar ve benzerleri yüzünden en kutsal mesleklerden biri olan Gazetecilik fazlasıyla kirletildi, kirletiliyor…
Artık buna “yeter” denmeli. Yoksa bir gün bir başkası sizin çatınıza da taş atabilir…
*
“EVET… AMA YETMEZ”
Bir dikkat çekici başlıkta Datça’dan üstat Sedat Kaya’dan geldi: “Evet… Ama Yetmez”
Bence de yetmez… Yazısına “Muğla’da bu sabah gerçekleştirilen operasyon, dijital mecralarda sahte kimliklerle yürütülen suç faaliyetlerine karşı hukukun devreye girmesi açısından önemli bir adım.” diye başlayan Sedat Kaya şöyle devam etmiş:
“Muğla Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyonda, ‘Sakaraltı Sakarüstü’ adlı sahte sosyal medya hesabı üzerinden hakaret, tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması suçlarını işledikleri iddia edilen şüphelilere yönelik eş zamanlı gözaltı işlemleri gerçekleştirdi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin; başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, kamu görevlileri, AKP'li siyasetçiler ve gazetecilere yönelik sistematik paylaşımlar yaptığı, gerçek dışı bilgilerle itibar zedeleyici içerikler ürettiği öne sürüldü.”
*
Yazısında “Bu operasyon, hukukun dijital suçlara karşı işletilmesi bakımından doğru ve gerekli bir adımdır. Hukuk, siyasi görüşe göre değil; fiile göre işletildiğinde güçlüdür.” diyen Sedat Kaya şöyle devam etti:
“Yetkililerden edinilen bilgilere göre; şüphelilerin HTS kayıtları ve dijital materyalleri incelemeye alındı, telefon ve bilgisayarlara el konuldu. Operasyonun Muğla genelinde ve son olarak Seydikemer’de sürdüğü, yeni gözaltıların da olabileceği ifade edildi.
Bu operasyon, hukukun dijital suçlara karşı işletilmesi bakımından doğru ve gerekli bir adımdır.
Ne var ki Muğla’da uzun süredir sadece iktidar kanadını değil, CHP’li belediyeleri, muhalefet siyasetçilerini ve gazetecileri hedef alan, açık biçimde yalan haber, iftira ve belaltı saldırılarla itibar suikastı yapan bazı internet siteleri ve sosyal medya ağlarının da varlığı biliniyor.
Gazetecilikle ilgisi olmayan, haber değil algı üreten, kaynağı belirsiz ve çoğu zaman sahte hesaplarla beslenen bu yapıların da hukuk önünde aynı hassasiyetle ele alınıp alınmayacağı kamuoyunun meşru sorusu olarak ortada duruyor. Hukuk, siyasi görüşe göre değil; fiile göre işletildiğinde güçlüdür. Aksi halde doğru bir operasyon, eksik bir adalet tartışmasının parçası hâline gelir.”
*
“ÇALIŞAN GAZETECİLER” YENİDEN TANIMLANMALI
Geçenlerde Muğla’da Ege Gazeteciler Federasyonu tarafından Muğla’da düzenlenen başarı ödülleri töreni vardı. Tören “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” etkinliği olarak düzenlenmişti. Orada yaptığım konuşmada da vurguladığım gibi öyle bir günde “gazetecilik ve sorunları” konuşulmalıydı.
Biz “gazeteciler” bu sorunları kendi aramızda bile konuşamazsak elbette kirleniriz.
O törende Ege Bölgesi’ndeki yerel gazetelerde mesleklerini 40 yılın üstünde sürdürenlere de “Onur Ödülü” verilmişti. O ödülü alanlardan biri de Cumhuriyet’ten dostum Latif Sansür’dü…
Sevgili meslektaşım o gün, 10 Ocak Günü sayfasından şu paylaşımı yapmıştı:
“Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü...
‘Çalışan Gazeteciler’ geniş bir tanım.
Her türlü baskı ve zorluğa rağmen mesleğin onurunu korumaya çalışan gazetecilerin günü mü?
Sırtını güce dayayan tetikçi, itibar suikastçısı, algı şantaj tehdit profesyoneli gazetecilerin günü mü?
Bence artık ‘Gazeteciler’ tanımı güncellenmeli. En azından kutlama mesajı yayınlayanlar hangi kesimi kastettiğini açıkça göstermiş olur.
Parası, konumu, makamının gücünü kullanarak kendisine biat eden, tetikçi, itibar suikastçısı, algı şantaj tehdit profesyoneli gazeteciler ordusu kuranların ‘onurlu, bağımsız, dürüst gazeteci’ kelimeleriyle cümle kurmaları mide bulandırıyor çünkü…”
*
Latif Sansür efem, yüreğine kalemine sağlık…
Ben de “Evet… Ama yetmez” diyorum. Dün toplananlar, toplanmaya devam edilenler “Sıkılıp” o sıkıntıdan kurtulmak için “Hadi bir sayfa açıp, ona buna çomak sokalım, çamura bulayalım, bir güzel kirletelim” demiş olamazlar. Onları aramıza salıverenler de ortaya çıkarılmalı ve yargı karşısına dikilmelidir…
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ: Kapitalizmin özü: Para varsa zenginler paylaşır, Borç varsa halk öder. --Anonim